1 Mayıs ın şokundan hala kurtulamadım, kurtulamıyorum... Bu aslında bu blogdaki bütün teorileri kanıtlıyor... Devamlı eleştirmeye çalıştığım 'Güçlü zayıfı ezer, allta kalanın canı çıksın!' mentalitesinin Türkiye de AKP nin açık, açık gösterdiği gibi hakim mentalite olması ülkenin ruhsal ve siyasi olarak sağlıklı bir dönemde olmadığını gösteriyor. Bu veciz sözleri de yakında başbakanın ağzından duyarsak, hiç şaşırmamamız gerek herhalde.
Tabii bu sadece AKP ye mal edilebilecek bir fenomen değil ama AKP bu mentalitenin somutlaşmış hali bence. Hele o polis görüntüleri... Aman Allahım... Manyağın biri kaldırımda oturmuş, kendine gelmeye çalışan kadını tekmeliyor. Kadının elinde hiçbir silah falan yok, polisler manyaklar gibi donanımlı falan... İşte tam Nazi zihniyeti diye düşündüm. Nazi zihniyetinin özelliği güçlüden korkması, zayıfın üzerinde bütün şiddettini göstermesidir. Ruh hastası bir durum tabii. O korkak polis de aynen öyle idi...
Ertesi gün halk her zamanki duyarsızlığı ile otobüste, Taksim de idi... Bu beni en çok şoke eden şeylerden biri idi... Kısa boylu, çirkin polisler devletin onlara verdiği üniformalarla ortalıkta gerine, gerine dolaşıyorlardı. Polis devletin polisidir, hükümetin değil. Muammer Güler in o absurd açıklamaları yaptığı, önlerinde tuhaf plastik şeylerin durduğu basın toplantısında ben valinin yanında duranın bir bodyguard olduğunu zannettim, meğer emniyet müdürü imiş... O ne görüntü... Tam bir manyak görüntüsü içerisinde... Sado,mazo ibnemsi mi dersin, yeniçeri ağası mı dersin, ne dersin? Tam bir Türk faşisti görüntüsü mü dersin, ne dersin? Şok oldum...
1 Mayıs AKP nin daha 19.yüzyıla bile gelemediğini gösterdi yine. (Biliyorum onlar kendilerini başka türlü görüyorlar... Arada birkaç yüzyıl kaçırıp, sonradan paraya ulaşınca birdenbire kendilerini en önde zannettiler... Amerikan modernizminin hedef kitlesi idi onlar aslında, Fransız modernizmini kaçırdıkları için...Ama bu aslında Avrupa ve Amerika arasında bir mentalite farkı, Türkiye kendisi olamadığı için, hep 'başarılı' gördüğü birilerinin peşine takılmasının onu başarıya götüreceğini sanıyor. Tembellikten kaynaklanan bir yanılgı tabii) Onların kitabında belirli günler var ve 1 Mayıs o bilinen günlere uymuyor. Tanımlayamıyorlar bile o günü... Emekçi Günü, İşçi Günü... Bunlar da aslında 1 Mayıs ı tam olarak tarif etmiyor, sadece sınırlayıp, önemini azaltmaya çalışıyor. Herkes 1 Mayıs ın sadece İşçi Günü demek olmadığını biliyor, o gün doktar da yürür, avukat da yürür, üniversite öğrencisi de, profesor de, sanatçı, gazeteci de yürür. Bu bir politik seçenek meselesidir. Bunun da doğal olması gerekir...
AKP nin soldan korkusu tesadüfi veya anlık bir korku değil, ruhen daha derine giden bir korku. Erdoğan ın kesip atmaya çalışması da aslında, psikolojik olarak çok daha derinlerden gelen bir aversiyon yüzünden...
Daha geçenlerde alt sınıftan gelmesi ile övünen başbakan ('Üç Çocuk' saçmalığını hatırlayın) niye şimdi birdenbire 'aristokrat' kesildi başımıza ? Biliyorsunuz kendisi hanedan soyundan gelir, paşadır büyükbabası Kasımpaşası...:-) Kendisi en çok solcu olması gereken sınıftan geldiği için mi, bu kadar sağcı acaba? Kimdir en sağcılar genellikle? Sınıf atlamış fakir çocukları, fakir ülkelerde zengin olmuş kişilerin madde olarak zengin ama ruhen fakir çocukları...Özellikle ekonominin yapısal bozukluklarından faydalanarak haksız zengin olmuş ve bu yüzden son derece korkan kişiler... Tabii ki normal bir sağ da var, ama onun oy payı Türkiye de bu kadar yüksek değil şu anda mecliste olduğu kadar...
Tabii bu hikaye burda bitmez... Uzun hikayeler bunlar...
***
Ayrıca inanılmaz çok gazeteciyi kara listeme almak zorunda kaldım... Bazı yazılara inanamadım falan... Bazıları da beklediğimden daha iyi idi... Daha sonra yazmak üzere...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder