OrtaDoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OrtaDoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2010-12-01

Habermas

Habermas, yukaridaki linkten de okuyabileceğiniz gibi tanınmış Alman filozofu. 'Kamusal alan' Habermas ın kendine özgü bir konsepti falan değil, hatta felsefesinin o kadar da önemli bir kavramı değil aslında. Niye bu ülkede bu kavramla öne çıkmış gözüküyor anlamış değilim. 'Strukturwandel der Öffentlichkeit'  1962 de çıkmış, nerdeyse klasik olmuş, ama Habermas ın doçentlik tezi olarak yazdığı bir eser. Asıl önemli eseri 1981 yılında çıkan 'Theorie des kommunikativen Handelns'.
Habermas maalesef hala Frankfurt Okulu nun ve Kritik Teori nin, biz ona Eleştirel Kuram diyelim, son temsilcisi olarak geçiyor amatör felsefeciler için yazılmış bazı açıklayıcı metinlerde...Felsefe ile ciddi anlamda uğraşan insanlar bilirlerki, Alman Idealizmi 2.Dünya Savaşı nın katliamlarından sonra ciddi anlamda krizdeydi ve bence kendi kendisini lav etmesi gerekiyordu, ama o zaman da Marx ın eline düşmekten korktukları için bir çıkış yolu arıyorlardı. Alman kimliği aslında yahudi entellektüeller tarafından nerdeyse zor durumda bırakılmıştı. Marx ın dini eleştirisi, Modernite, hiçbir zaman haz etmedikleri Fransız olan (ve nerdeyse sadece bu yüzden sevimsiz olan:-) Fransız İhtilali hep üstlerine gelmiş, onlar ise bütün bunlardan nasıl kurtulacaklarını düşünmek zorunda kalmışlardı. Almanların bence en severek yaşadıkları toplu hareket Martin Luther in protestanlık hareketi idi. Yahudiler dini hiristiyan kimlikle problem çıkartan bir yapıda idiler birçokları için. Biliyorum 2.Dünya Savaşı nda birçok iyi manada hiristiyan yahudi katliamlarına karşı çıktı ama onları da kamplara attılar. Büyük çoğunluk ise onları yıkıma ve ateşe yönelten önder Hitler in peşinden gitti. Çünkü çoğu, aynen burdaki bir kısım küçük burjuva gibi, zafere susamış ve kimlik krizi yaşayan kitleler idi.
Şimdi bütün bunları niye yazdım? Habermas gerçek manada Eleştirel Kuram ın ve Frankfurt Okulu nun temsilcisi değildir... Çünkü bu hareketlerin özünden uzaktı kendisi. Bu hareketleri tekrar Kant ın iyimserliği ile sulandırmak istedi ve buna  'Öffentlichkeit ın  çok ihtiyacı vardı. Almancayı iyi bilen bir insan Habermas ın stil farkı ile Adorno ve Horkheimer in stil farkını hemen hisseder...Nietzsche bile bence bu iki harekete Habermas tan daha yakındır...:-)))
Habermas sivri, patlayıcı içerikleri yuvarlayan biri olarak büyük beğeni topladı, çünkü Freud un, Marx ın köşeli kuramları birçok kişiyi bu düşünürlerden uzak tutuyordu...Neyse, şimdi konu bu değil. Türkiye de birdenbire bu başörtüsü meselesi tartışmalarında   'kamusal alanın ideolojik tanımı'  gibi bir kavram sarfedildi. Hahahaha!!!!
Bu ülkenin bir tarihi var, burası Fransa değil, 25 yılda ikinci kahveyi yapamadılar benim oturduğum yerde, ki Istanbul un ortasında yaşıyorum...Bu ülkenin bir tarihi var, akşam ezanından sonra sokağa çıkmak diye bir kavramı vardı ki  bu kültürün, ki hala onun kalıntıları yaşıyor...Sokakta köpekten başka dolaşan yok belli bir saatten sonra, onlar mı kamusal alanın sahipleri acaba, politik devrim yapacak olan  'cafe' lerde toplanıp... Hahahaha!!! Bu toplum senelerce Selamlık ve Harem olarak yaşamadı mı? Toplum hala bunun izleri ile dolu değil mi? Herkesin başı kapalıydı bundan 300, 400 yıl evvel...Devrim olmasa şimdi parayla etrafta dolaştırılan politik çarşaflı ve türbanlı kadınlar da o zamanki gibi evlerinde oturuyor olacaklardı...
Ayrıca Anadolu da köpeklere de tecavüz edildiğini okuyoruz gazetelerden (HDN, tarihi ekleyeceğim), köpeklere tecavüz edilen bir yerde kadınları kapatmazsın da, ne yaparsın? Hahaha... Özgürlükmüş!!!!
Cinsel kontrol mekanizmaları gelişmemiş bir toplumun içgüdüsel bir korunma ihtiyacı olur...Ama bu ihtiyaç 'Allahın emri' diye pazarlanıp, bunun üzerinden kendi cebinin çıkarlarını devletin çıkarlarını gözardı ederek kullananlar varsa, bunun ismi özgürlük olmaz. 'Kamusal alan' ı padişahın emirlerinden ibaret gören bir toplumun mirasçısıyız... Bunu unutmayın... Ayrıca kadın orda hiç olmasa daha iyi eskilere göre...
Türkiye deki durumun Habermas ile bir ilgisi yok, ama buraya ayrıca Habermas ın günümüzdeki liboş politikaları eleştiren bir röpartajını ekleyeceğim.

2010-11-03

Natürlich war es PKK

Als Erdoğan im Osten des Landes grossartig über den Terror redete, war wieder einmal ein PKK fan in Taksim mit einer kleinen, lieben Bombe bei einer Stadtbummelei dabei. Er ging an der Polizeiwache in Taksim vorbei.Uund  'buuum'  da kam es! Körperfetzen gehen in die Luft, die Passanten laufen davon.
Es passierte wieder einmal, was auch vorher öfters passiert war...
Nehmen diese Leute Erdogan überhaupt Ernst? Es schaut gerade nicht so aus.
Er war erst seit 3 Monaten in der Türkei, seine ganze Familie lebt seit 7 Jahren in Istanbul. Er kommt aus einer kurdischen Familie mit 11 Kindern. Bei so vielen Geschwistern weiss man nicht wohl, warum man auch in die Welt gesetzt worden ist und sucht etwas, was im Leben  'Sinn' macht. Vielleicht. Ich weiss es nicht. Ich denke halt schriftlich...Er war 24 Jahre alt.

2010-09-01

New

'New' bu kelimenin cazibesine karşı koyamıyorum. Nasıl bazı insanlar özellikle eskiyi sever, ben de yeniyi severim. Hatta son yıllarda sadece başlıyorum....Son yok...Yine, yeni, yeniden...:-))
Aslında dünki nota bir eklenti yapacaktım. John Freely nin hangi kitabını okuyorum, onu yazmadım. 'Kayıp Mesih' adlı kitabını okuyorum.
İngilizlerin ve Fransızların ama yine özellikle İngilizlerin çok iyi bir istihbarat ağı olduğu görülüyor Ortadoğu da. Daha 17.yüzyılda...20.yüzyılda zaten işgal ve sömürü halindeler... Ayrıca
Sabatay Sevi (1626-1676) ile ilgilenmediğim halde bu kitabı başka sebeplerden dolayı okuyorum, ama insan dinler tarihini okudukça gidip Komünist Partisi ne yazılası geliyor...
İnsanlar o kadar kötüler ki...Tanrı şahsen bile gelseydi bu dünyaya, insanların çoğu kıt bilgi ve akıllarıyla onu kendi isteklerine alet etmek isterlerdi... Bundan eminim. Hakimiyet duygularından arınmış bir dinsellik düşlüyorum...Var mı acaba? Laiklik çok önemli. Laiklik, laiklik ve yine laiklik olması lazım.
Bu arada kitap niye bilmiyorum aklıma  11.Eylül 2001 i getirdi...Burası da zaten serbest çağrışım sayfası... İngilizlerin ve Amerikalıların bölgede ciddi hakimiyeti söz konusu, 11 Eylül ü bilmemeleri imkansız. Kimbilir bilmediğimiz neler vardır...