ART SANAT KUNST etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ART SANAT KUNST etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-08-17

Diego_Velázquez_1599-1660



Today I have seen a painting from him, which is really interesting in many aspects...Though the subject  seems to be a religious subject the problem can be observed in many other fields of life. 
The one who has to work if she wants or not and the one who can be free of work... 
There is so much to think or to interpret about this painting...


Christ in the House of Martha and Mary (Velázquez), 1618, London, National Gallery

2011-02-27

Günün resmi_The picture of the day

Gewitterlandschaft mit Jupiter, Merkür, Philemon und Baucis
1620, KHM, Vienna

It is not nice weather in Istanbul. It is cold, rainy...
....

Peter Paul Rubens Born: June 28, 1577
Siegen, Westphalia, Germany
Died: May 30, 1640
Antwerp, Belgium 

Flemish painter and diplomat

Read more: Peter Paul Rubens Biography - life, family, childhood, children, history, wife, mother, young, information, born, contract http://www.notablebiographies.com/Ro-Sc/Rubens-Peter-Paul.html#ixzz1FexGLfl3
),

2011-02-15

My favourite CV picture

Seda Hepsev, "Presentable", acrylic on canvas, 160 x 130 cm, 2010
My favourite CV picture:-))
from an exhibition of Seda Hepsev

Click at the link: http://www.artxist.com/lang-EN/pressreleases/56/

2011-02-03

Blaise Cendrars 1887_1961

Chagall ile aynı yılda doğmuşlar, Chagall ın Paris (1910-1914) yıllarında Cendrars da orda imiş, bundan yüzyıl evvel...
Chagall Istanbul a gelmiş, doğru hatırlıyorum. Ama Chagall bence Istanbul a yakışmıyor. Zaten sergiye gitmedim. Gitseydim sergiyi severdim muhtemelen... Chagall ın oldukça geç de olsa, Istanbul da sergilenmiş olması iyi tabii ki, ama yine de Chagall Istanbul a yakışmıyor...

2010-11-29

Golden_Fleece____Altın_Post

Yunan Mitolojisinin bu ünlü hikayesi  felsefe okurken de sık, sık karşıma çıktı. Ama bana o sıralarda tuhaf gelen bir hikaye olarak kaldı. Günümüz insanı  ve  hatta felsefeden akılcılıkla ilgili çok şey bekleyenler bu hikayeleri anlayamaz. Çünkü bu hikayeleri anlayabilmek için, ki böyle birşey varsa:-)), bambaşka bir bakış açısı gerekli. Günümüzde  'anlamak' kitlesel bir açıklık şeklinde anlaşılıyor, halbuki eskiden, ama gerçekten çok eskiden böyle değildi... Kitlenin anlayabileceği şeyler neden ilginç olsun ki, hele de kitleler bilerek ve isteyerek aptal ve aç tutuluyorsa...
Ama bu elimizdeki iletişim aracı da kitlesel bir araç. Kitlenin aydınlanmasını istiyoruz ama bu zor ve acılı bir süreç gibi gözüküyor...Mümkün mü, onu da bilmiyoruz, ama doğru olan yine de kitleyi  aydınlatmaya çalışmaktır diye düşünüyoruz...
Altın Post Kurban Bayramı ile birliklte zihnimde tekrar güncellendi. Buraya İngilizce bir Wikipedia linki koyuyorum ve ilk cümleyi yazıyorum.

In Greek mythology, the Golden Fleece (Greek: Χρυσόμαλλον Δέρας) is the fleece of the gold-haired[1] winged ram.


Ve altın bir koç görseli arıyorum yine google dan. Karşıma http://chulie.wordpress.com/page/5/ sayfasından alınmış bu koç çıktı. Çok hoş di mi? Başka çok enteresan ve hoş bloglara da rastladım. Ve şunu farkettim Türkiye de yaşamak tabii insanı kitle konusunda çok karamsar yapıyor...Türkiye gerçekten o aradaki 500, 600 yılı kitlesel manada asla kapatamadı ve daha da geriye gitmesi için uğraşıyorlar...İnanılmaz birşey! 

2010-11-24

Persephone
Persephone bir ek aslında. Bu resmi Photobucket te buldum. Doğrudan bloga gönderme fonksiyonu var, onu denemiştim. O yüzden bu resim burda açıklamasız bir şekilde durdu...

2010-11-10

Sanal_Koleksiyon


Bu resmi buraya koydum, birşey yazamadan. Son zamanlarda birçok Leda ve Kuğu gördüm, ama bu gördüklerimin en iyisi. Daha doğrusu benim en çok beğendiğim.

Zeus Leda yı kandırmak için kuğu kılığına giriyor. Kuğu güzelliğin ama aynı zamanda kendini beğenmişliğin sembolü, kadın narsizminin...Zeus yani bir kadını kandırmak için çok iyi bir yol seçiyor...
Mitoloji aslında çok derin mesajlar içeriyor, ama bu mesajları resmetmek o mesajları nerdeyse öldürüyor... Veya onların devamını sağlıyor...Muhtemelen ikisi de... Yazılı metin ile görsel malzemeyi ayrı değerlendirmek lazım...Tabii ki resimde pornografi var (so what?),  ama aynı zamanda insan gerçeğinin bir yüzünü anlatıyor. Ressamın böyle bir amacı olmayabilir, ama resmettiği şey eski ve bilinen bir hikaye...  Hikaye ayrı ve derin ama resim herşeye rağmen güzel.

24 Kasım 2010 

'Persephone çayırda çiçek toplarken Zeus onun fevakalede güzel ve hoş kokulu bir nergis görmesini 
sağlar. Kız tam çiçeği koparacağı sorada ayaklarının altındaki yer yarılır ve yarıktan iki atın sürdüğü
altın arabasıyla Hades çıkıverir.' S 424, Önemsiz Tanrılar, '.....Sanatta Mitoloji'

Bu alıntıyı buraya eklemek istedim, çünkü yukarıdaki kuğu hikayesi ile benzerliği var. Nergis de bilindiği gibi narsizmin sembolü olan bir çiçek.
Resim de alıntı. Süper olduğu için değil, ama basit olduğu için. Ama gündüz mü, gece mi belli değil. Gündüz olmalıydı bence...
Enhanced by Zemanta

2010-08-27

Adoration_1475_Boticelli

Sanal masamın üstünü toplarken, nerden ve neden kopyaladığımı bilmediğim bu resme rastladım.
Bu resmi bloguma eklemek istedim, çünkü bu resim hakkında uzun, uzun yazılar okuduğumu hatırlıyorum.(Meisterwerke im Detail I, Sandro Boticelli:Anbetung der Heiligen Drei Könige, um 1475)
Boticelli nin bu resmi Avrupa daki bir değişim sürecinin  başlangıcı. Ama aslında benim ilgimi çeken hristiyanlık ile ilgili birşey. Bu doğudan gelen 3 bilge teması sık rastlanan bir tema aslında.( ve bu konu son zamanlarda benim ilgimi çekiyor.) İsa nın doğduğu yer olarak varsayılan Betlehem de (Arapçası Beytüllahim miş, bkz. Vikipedi), doğumdan 13 gün sonra olduğu sanılan, birçok mezhepte 6 Ocak ta kutlanan bir olay bu. Bu resimde ilginç olan doğudan gelen bilgelerin hiç de doğulu gözükmemesi.
Bu sıcak Agustos ayında bu Ocak resmi ile neden uğraştığımı ben de bilmiyorum tam olarak, ama sanki...



Enhanced by Zemanta

2010-08-06

Bubi ve annem II

'Bubi' is a contemporary turkish artist and  'annem'  means in turkish 'my mother'. What do they have in common? As i have spent my years with studying Freud, i can see many similarities between my mother and Bubi.
They both like to collect old things...Things, which means nothing to normal people. I mean old newspaper remains, or old cloth remains, which I would throw away with a great pleasure...With a great, almost libidinous,pleasure!
But they have also a libidinous pleasure to keep things by themselves and not to throw them away...Crazy!?
I want to add that the word 'prison' and the word
'cage'  have some similarities in the language of psa.
They both  defend themselves with similar arguments... They can t see a familiar trace or a vestige of life by new things...This is the problem!!! They live in a world of their own and they don t like to introduce new things inside...As they are 'new', they are already 'evil'. They live with a great pleasure in the past. They prefer to live in the past. If  there would be a formula for their behavior to defend themselves, it would sound like this:

'I know the old things, but  I don t know the new things...'

There is a great emphasis on the 'I'... As a part of perverted narcissism. Actually they want to love other persons or other things than themselves, but there is a break or a problem by this job, so the energy comes back  stronger than before to the 'I' and it builds  the prison of 'I'... Or the safe tower of  'I'...They build some safe places to hide in...And try to get, to bring  a  'Ordnung' , an order? to life...

I have read an interview with the artist. He says he loves  the 'yaşanmışlık' of the old things...How to translate it?

2010-08-03

Bugün, Bubi ve annem

Bugün 3 Ağustos 2010. Öğle ezanı okunuyor. Güneşin en yukarıda olduğu an bir günde...
Aslında sabahtan bu yana çalışıp, şimdi çalışmayı bırakmak lazım...Bunları yazmayacaktım ama ezan aynı zamanda dikkatimi dağıtıyor, konsantrasyonumu bozuyor...
Dün yoga ile ilgili şeyler okudum. Enteresandı...Her gün yazmıyorum, ama aslında her gün yazmak daha iyi...Yazacak birşey olmasa bile her gün yazmak daha iyi...Çünkü yazının zihni temizleme foksiyonu var bence...Temizlenmeyen zihin çalışamıyor bir süre sonra...
Sonra bilincin gerçekten çok ilginç halleri var...Bilinç gerçekten halden hale girebilen birşey...
Arada neler okudum?
Arthur Köstler in hayatını okudum. Çok ilginçti. Fazla okuyup, az yazıyorum...Tam da düşündüğüm şeylerle ilgili idi kısmen...O da intihar edenlerden hayatının sonunda...Ben intiharı doğru bulmuyorum, ama bu demek değil ki, bilinç insanı sessizce oraya götürmesin...Götürmemesi lazım...
Ama bilemezsin ki...Ötenazi ye karşıyım, organ nakline de!!!! Vucüt bir bütündür, modern recycling maddesi değil!!!!!! Eski Mısır da bile kölelerin vucüduna daha fazla saygı vardı şimdikinden...
Bunları yazmayacaktım aslında...Ama işte yine ben bilincimi değil, bilinç beni yönlendirdi...Ama karşı değilim buna...Hakimiyet duygusundan nefret eder oldum...
Bubi bir sanatçı. Eserleri aklıma nedense Freud u, Alzheimer i ve annemi getiriyor...Ama onları güzel buluyorum...Bunun da buraya yazılması lazımdı...

2010-08-01

Kaçırılmış Sergi:Paramparça!


http://www.rampaistanbul.com/

Bu resim beni anlatıyor, nasıl da kaçırmışım bu sergiyi! Tüh diyorum!:))(((
Cengiz Çekil in bir işi diyemiyorum ben hala, eseri diyeceğim yine.Süper.

2010-07-20

Sevim Burak Türk Yazar

Bugün tesadüfen bu linki keşfettim ve birçok sebepten dolayı ilgimi çekti. Kitaplarına hiç rastlamadım, okumak isterdim.

2010-07-14

Parion

Son günlerde Türkçe yazan gazetelerde okuduğum en pozitif haberi buraya yazmak istedim. Türkiye ye rağmen arkeoloji! Hemen şimdi!
Bu Istanbul 2010 olayı bana bu ülkenin kültür denen şeyle zerre kadar ilgisi olmadığını, sadece politikadan nemalanmaya çalışan bir grubun para için yapmayacağı hıyarlığın (! pardon ama) olmadığını gösterdiği için hala kültür işleri ile uğraşan insanlara bu ülkede büyük saygı duyuyorum...
Konuyla alakası yok ama...
27 Mayıs ta (2010) Istanbul Modern e gittik. Orası Erdoğan Modern olmuş. Bence girişe bir Erdoğan heykeli konduralım, paralara da Erdoğan ın resmini basalım, ülkedeki iç edilen, edilmeyen bütün pro AKP kanallarda Erdoğan monologlarını devamlı göstersin ve bunun ismi de demokrasi olsun! Ne demokrasi ama?! Kendimi Hitler in sanat anlayışında bir yerde hissettim. Elit düşmanlığı aşağılık kompleksinden kaynaklanan, aşırı bir halk vurgusu durmadan...Yanlış tercümeler...Türkçe metin farklı, İngilizcesi farklı...
'Modern' ve 'Istanbul' aslında sorunlu kavramlar bu 'şehrin' kendi içinde...
Birçok kişinin Istanbul ile en severek bağlantı kurduğu tarihi an, 'Allah Allah' sesleri ile işgal etmeleri şehri...E 500 yıl sonra buna
'yuh!' derler ancak...
Bir yeri işgal etmekle iş bitmez, imar etmek lazım...Istanbul um mimarisindeki en güzel yapılar gerçekten Osmanlı nındır,....

2010-04-19

Arslanlı Konak Istanbul-Bebek_Walter Benjamin


Kaum denke ich an Walter Benjamin, sehe ich ein ungelesenes Buch über Benjamin in meiner chaotischen Bibliothek. 'Das Adressbuch des Exils 1933-1940'. Kaum war sein tragischer Tod in meinen Gedanken, tauchte dieses Buch plötzlich auf.
Beim Durchblaettern faellt mir diese Notiz auf: Arslanlı Konak, Istanbul-Bebek. Die Adresse von Erich Auerbach in Istanbul. Der berühmte Romanist wurde auch von den Nationalsozialisten verfolgt und hat eine gewisse Zeit lang Zuflucht in Istanbul gefunden.
Auerbach konnte den Krieg überleben, Benjamin nicht. Er flüchtete nach Paris, was damals nicht besonders hilfreich war. 1940 standen die Nazis vor Paris.Auerbach wollte Benjamin nach Istanbul helfen, was offensichtlich nicht geschah.

2010-03-20

Ovidius



Ovide, en latin Publius Ovidius Naso, né
le 20 mars 43 av. J.-C. à Sulmona, dans le
centre de l'Italie et mort en 17 ap. J.-C., en
exil à Tomis (l'actuelle Constanţa en
Roumanie), est un poète latin qui vécut
durant la période qui vit la naissance de
l'Empire romain. Son surnom Naso lui
vient de son nez proéminent (tout comme
Cicéron, dont le surnom signifie pois
chiche, qu'il devait à la verrue d'un de ses
ancêtres). Il naît un an après l'assassinat de
Jules César, est adolescent lorsqu'Auguste
s'empare du pouvoir pour transformer la
République en Empire, et meurt trois ans
après ce premier empereur.

Mart ayının şairi Ovid olsun. Publius Ovidius Naso İsa dan 43 yıl önce 20 Mart ta doğmuş, Fransızca Vikipedi den öğrendiğimize göre. Günümüzden 2053 yıl önce doğmuş bu şair daha binlerce yıl okunmalı bence...
Ocak ayının şairi Edgar Allen Poe idi. Peki Şubat ayının şairi kim olacak?

Mart ayı gün ve gecenin eşit olduğu zamanı da barındırıyor bünyesinde her sene. Mart birçok kültürde yılın birinci ayı ve 18.yüzyıla kadar İngiltere de de ve bazı sömürgelerinde yılın birinci ayı idi. Bence hala birinci ay olmalı. Ocak ve Şubat aslında en son aylar iken, en başa getirilmiş oldular sadece kendini beğenmiş bir hükümdarın keyfiyeti ile. Mart birinci ay olarak kabul edilince Eylül 7.ay, Ekim 8.ay, Kasım 9.ay, Aralık da 10.ay, Ocak ve Şubat da 11. ve 12. aylar oluyorlar. Batı dillerindeki September, Oktober, November, Dezember ay isimleri bu mantıkla türetilmiş mesela ve hala kullanılıyorlar.

2010-02-22

Örümcek_Arakhne_Ankebut


Ne enteresan di mi, bu üç kelimenin de örümcek demek olması...
Athena ve Arakhne nin hikayesi pek hoşuma gitti...Örümcek olan kadın...



Resim Velazquez den; yaşlı kadın kılığına girmiş yunanlı tanrıça Athena yı Arakhne ile konuşurken gösteriyor...

16 Mart 2010

Bu sayfaya eklemek istediğim birçok şey vardı ama çok yavaş bir şekilde ekleyebiliyorum onları.

'Ankebut' Türkçede Kuran daki bir sure olarak biliniyor ama örümcek demek olduğunu kaç kişi biliyordur acaba. Zaten genel olarak Kuran ı anlamamayı, anlamaya yeğ tutan, Kuran ı sihir zanneden çok cahil bir topluluk var burda.
Neyse biz işimize bakalım. Ankebut örümcek demek ve Kuran daki 29.Sure nin 41.ayetindeki bir benzetme ile karşımıza çıkıyor.

29:'41- Allah'ın dışında başka veliler edinenlerin örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.'



1 Mart 2012

Ek: Başka bir kaynakta  'dişi örümcek' tercümesini okudum, herhalde daha doğru, yukarıda verdiğim tercümeden.

2010-02-06

Louis Wain_1860_1939


Louis Wain bu sayfa için bir çok açıdan ilginç. Yaşadığı zaman, kedilere olan ilgisi ve sevgisi, çizim kabiliyeti,
sanat ve çektiği ruhsal acılar açısından ilginç Louis Wain bu sayfa için.
5 Agustos 1860 yılında doğan sanatçının karısının kanserden ölmesi tabii sanatçı için bir şanssızlık oluyor.

http://www.lilitu.com/catland/Resmi aldığım sayfa

2010-02-04

Ömer Uluç_1931_2010_TR_Painter



http://tr.wikipedia.org/wiki/Ömer_Uluç

28 Ocak 2010 günü vefat eden Ömer Uluç için daha evvel bir blog yapmak istedim, ama anca bugün oldu.Kendi alanında nerdeyse tekti bence. Tamam ben çok ilgili değilim Türkiye deki sanat ile yine de, ötekilerden farklı olduğu belli idi, bence çok başarılı idi.
Bu aşağıdaki listeyi yukarıdaki adresten aldım. Check etmedim daha neler var. Bir de Wikipedia da sadece Hollandaca da biografisini buldum, hemen öteki dillerde de eklenmesi lazım bence....

Online sergileri

2001 Kare Sanat Galerisi
2003 AKM Sanat Galerisi
2003 Artı Mezat
2004 Kare Sanat Galerisi
2005 Kare Sanat Galerisi
2005 Artı Mezat
2005 Maçka Sanat Galerisi
2006 Mac Art Galery
2007 İstanbul-9 Vapuru
2008 Antik Park Fine Ard and Antiques
2008 Lebriz.com, dem-art
2008 Olcay Art