Makina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Makina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2008-01-10

Okunan kitaplar: Bilgisayar Felsefesi

Computerphilosophie, 'Bilgisayar Felsefesi' uzun zamandan beri elimde doğru, dürüst okunamadan sürünen bir kitap. Ama önemli bir kitap. İnsan ve makine ilişkisi açısından önemli bir kitap.
İnsan makine ilişkisi yine modernite nin kalbinde yatan problemlerden bir tanesi... Batı
tanrı ve insan arasında bir buluşma olmasını insan açısından faydasını düşünerek kabul ediyor. Yani pragmatist açıdan bir mükemmellik ideali olarak...Doğu için bu asla kabul edilemez. Doğu tanrı ve insan arasına kesin sınır koyar. Tanrı insanın üstün hali değildir, ikisinin kategorisi farklıdır.
Batı nın üstün insandan anladığı genellikle topluma faydası olan, hata yapmayan insan, az enerji ile çok çalışan insan... Yani aynen bir bilgisayar gibi. Zaten bir gün makine ile insanın tamamen 'aşılabileceğini' düşünenler az değil. Veya makine-insan çizgisinin aşılmasının mükemmellik açısından insanın 'ilerlemesi' olacağını düşünenler de var...
Bombalar da aslında makinadır bir yerde... İnsan yok eden mekanizmalar... Savaşlar kazandıran, savaşlar kaybettiren makinalar... Gerçekten makina insana bir güvenlik sağlar.
Makinaları Batı kültüründen hayali olarak bir çıkardığınızı düşünün...Geriye çok birşey kalmadığını göreceksiniz, halbuki eski yunan kültürü bizde hala hayranlık uyandırıyor... Eski Yunan Batı dan çok farklı bir kültürdü, bu yüzden battılar zaten...:-)
Ama konu bu değil. Mükemmelliğin özeti, ana fikri, canlı maddesi olarak makinanın merkezde olması o kültürü ister, istemez nekrofil yapacaktır. Ben bilgisayarı çok seven bir insanım, olayın geri kafalılıkla ilgisi yok, ama Adorno nun dediği çok doğru;
Eski Yunan cansız maddelerde bile hayat, ruh (anima) görmeye, yaratmaya çalışırken, çıkarcı mantık ('instrumentelle Vernunft') 'en azgın' şeklinde, tabii ki daha yumuşak tonları var, canlıyı cansıza çevirmeye çalışıyor... Ve bunu tutku ile yapıyor... Hoşgeldin Todestrieb! (Ölüm Güdüsü!)

Tanrının işlevsellik düşüncesi içerisinde ele alındığı bir kültür en son noktasında kadını ve üremeyi yok etmeye çalışacaktır, çünkü insandan üstün artık makina vardır...
Eski Yunan ın en entrikalı Tanrı ve Tanrıçaları bile masum, çocuksu, insancıl kalır bu istek karşısında...Julia Kristeva boşu boşuna Batı da tinsel manada dişi kategori olmadığını iddia etmemiştir...
Yine de tam olarak istediğimi sanırım söyleyemedim. Eski Yunan da ve daha birçok başka kültürde mükemmellik tahayyülleri için Tanrı kavramı varken, modern sonrası toplumda insanın bir 'üstü' olarak insan veya insan-tanrı veya Tanrı gibi kavramlar ortadan kalktığı için makina artık tek mükemmellik şekli oluyor... Batı aslında insandan daha iyi olarak bir tek makina-insanı hayal edebiliyor... Bu biraz acıklı bence... İnsandan daha iyi enstrümentalize edilebilecek bir tek makineler var zaten...
Aydınlanmanın iluzyonları yok etme vaadinin böyle bir sığlıkta sona ermesi şaşırtıcı mı yoksa acıklı mı bilmiyorum...

2007-05-27

Weber Van gogh


Weaver Near an Open Window

Oil on canvas
67.7 x 93.2 cm.
Nuenen: July, 1884
F 24, JH 500

Van Gogh 1884 ün Ocak ayından itibaren dokuma makinaları resmetmeye çalışıyor. Bu resim Temmuz 1884 te yapılmış, yukarıda yine Van Gogh Gallery sayfası linki var.
Dokuma makinası Modernite için önemli bir makina idi. Modernleşmenin ilerleyen safhalarında arkadaki insan da kayboluyor. Ucuz işçinin yerini makineler alınca, işçiye hiç ihtiyaç kalmıyor. Endüstri devriminin önemli enstrümanlarından biri idi dokuma makinaları.
Genel olarak insan makine ilişkisi Batı kültürünün önemli tuhaflıklarından bir tanesidir.
İnsan beyninin içini açıp incelerken de 19.yüzyılda, insanı makineye döndürmeye çalışan bir hırs, Frankfurter Schule nin önemli kavramlarından bir tanesi ile söylersek bir 'Verdinglichung' hırsı vardı. Bu tabii ki cehaletten kaynaklanan birşey ama küçük burjuva bilimci hırsı ile kamufle ediliyordu. Herşey bilim için! Keh keh...
Mesela insan vucüdunun belirli yerlerinin Avrupalı isimlerle 'keşfedilmesi' aslında Batı nın kendinden evvel olan herşeyi yok edip, kendini salt ve tek egemen olarak ilan etme hırsından başka birşey değildir. Etiketleme politik bir hırsla yapılmakta, ama söylem 'herşey insanlık için' diye geçmektedir.
Konferansta bir konuşmacının dediği gibi 'naming is a political act'!