Computerphilosophie, 'Bilgisayar Felsefesi' uzun zamandan beri elimde doğru, dürüst okunamadan sürünen bir kitap. Ama önemli bir kitap. İnsan ve makine ilişkisi açısından önemli bir kitap.
İnsan makine ilişkisi yine modernite nin kalbinde yatan problemlerden bir tanesi... Batı
tanrı ve insan arasında bir buluşma olmasını insan açısından faydasını düşünerek kabul ediyor. Yani pragmatist açıdan bir mükemmellik ideali olarak...Doğu için bu asla kabul edilemez. Doğu tanrı ve insan arasına kesin sınır koyar. Tanrı insanın üstün hali değildir, ikisinin kategorisi farklıdır.
Batı nın üstün insandan anladığı genellikle topluma faydası olan, hata yapmayan insan, az enerji ile çok çalışan insan... Yani aynen bir bilgisayar gibi. Zaten bir gün makine ile insanın tamamen 'aşılabileceğini' düşünenler az değil. Veya makine-insan çizgisinin aşılmasının mükemmellik açısından insanın 'ilerlemesi' olacağını düşünenler de var...
Bombalar da aslında makinadır bir yerde... İnsan yok eden mekanizmalar... Savaşlar kazandıran, savaşlar kaybettiren makinalar... Gerçekten makina insana bir güvenlik sağlar.
Makinaları Batı kültüründen hayali olarak bir çıkardığınızı düşünün...Geriye çok birşey kalmadığını göreceksiniz, halbuki eski yunan kültürü bizde hala hayranlık uyandırıyor... Eski Yunan Batı dan çok farklı bir kültürdü, bu yüzden battılar zaten...:-)
Ama konu bu değil. Mükemmelliğin özeti, ana fikri, canlı maddesi olarak makinanın merkezde olması o kültürü ister, istemez nekrofil yapacaktır. Ben bilgisayarı çok seven bir insanım, olayın geri kafalılıkla ilgisi yok, ama Adorno nun dediği çok doğru;
Eski Yunan cansız maddelerde bile hayat, ruh (anima) görmeye, yaratmaya çalışırken, çıkarcı mantık ('instrumentelle Vernunft') 'en azgın' şeklinde, tabii ki daha yumuşak tonları var, canlıyı cansıza çevirmeye çalışıyor... Ve bunu tutku ile yapıyor... Hoşgeldin Todestrieb! (Ölüm Güdüsü!)
Tanrının işlevsellik düşüncesi içerisinde ele alındığı bir kültür en son noktasında kadını ve üremeyi yok etmeye çalışacaktır, çünkü insandan üstün artık makina vardır...
Eski Yunan ın en entrikalı Tanrı ve Tanrıçaları bile masum, çocuksu, insancıl kalır bu istek karşısında...Julia Kristeva boşu boşuna Batı da tinsel manada dişi kategori olmadığını iddia etmemiştir...
Yine de tam olarak istediğimi sanırım söyleyemedim. Eski Yunan da ve daha birçok başka kültürde mükemmellik tahayyülleri için Tanrı kavramı varken, modern sonrası toplumda insanın bir 'üstü' olarak insan veya insan-tanrı veya Tanrı gibi kavramlar ortadan kalktığı için makina artık tek mükemmellik şekli oluyor... Batı aslında insandan daha iyi olarak bir tek makina-insanı hayal edebiliyor... Bu biraz acıklı bence... İnsandan daha iyi enstrümentalize edilebilecek bir tek makineler var zaten...
Aydınlanmanın iluzyonları yok etme vaadinin böyle bir sığlıkta sona ermesi şaşırtıcı mı yoksa acıklı mı bilmiyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder