İntihar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İntihar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2010-08-03

Bugün, Bubi ve annem

Bugün 3 Ağustos 2010. Öğle ezanı okunuyor. Güneşin en yukarıda olduğu an bir günde...
Aslında sabahtan bu yana çalışıp, şimdi çalışmayı bırakmak lazım...Bunları yazmayacaktım ama ezan aynı zamanda dikkatimi dağıtıyor, konsantrasyonumu bozuyor...
Dün yoga ile ilgili şeyler okudum. Enteresandı...Her gün yazmıyorum, ama aslında her gün yazmak daha iyi...Yazacak birşey olmasa bile her gün yazmak daha iyi...Çünkü yazının zihni temizleme foksiyonu var bence...Temizlenmeyen zihin çalışamıyor bir süre sonra...
Sonra bilincin gerçekten çok ilginç halleri var...Bilinç gerçekten halden hale girebilen birşey...
Arada neler okudum?
Arthur Köstler in hayatını okudum. Çok ilginçti. Fazla okuyup, az yazıyorum...Tam da düşündüğüm şeylerle ilgili idi kısmen...O da intihar edenlerden hayatının sonunda...Ben intiharı doğru bulmuyorum, ama bu demek değil ki, bilinç insanı sessizce oraya götürmesin...Götürmemesi lazım...
Ama bilemezsin ki...Ötenazi ye karşıyım, organ nakline de!!!! Vucüt bir bütündür, modern recycling maddesi değil!!!!!! Eski Mısır da bile kölelerin vucüduna daha fazla saygı vardı şimdikinden...
Bunları yazmayacaktım aslında...Ama işte yine ben bilincimi değil, bilinç beni yönlendirdi...Ama karşı değilim buna...Hakimiyet duygusundan nefret eder oldum...
Bubi bir sanatçı. Eserleri aklıma nedense Freud u, Alzheimer i ve annemi getiriyor...Ama onları güzel buluyorum...Bunun da buraya yazılması lazımdı...

2010-04-19

Arslanlı Konak Istanbul-Bebek_Walter Benjamin


Kaum denke ich an Walter Benjamin, sehe ich ein ungelesenes Buch über Benjamin in meiner chaotischen Bibliothek. 'Das Adressbuch des Exils 1933-1940'. Kaum war sein tragischer Tod in meinen Gedanken, tauchte dieses Buch plötzlich auf.
Beim Durchblaettern faellt mir diese Notiz auf: Arslanlı Konak, Istanbul-Bebek. Die Adresse von Erich Auerbach in Istanbul. Der berühmte Romanist wurde auch von den Nationalsozialisten verfolgt und hat eine gewisse Zeit lang Zuflucht in Istanbul gefunden.
Auerbach konnte den Krieg überleben, Benjamin nicht. Er flüchtete nach Paris, was damals nicht besonders hilfreich war. 1940 standen die Nazis vor Paris.Auerbach wollte Benjamin nach Istanbul helfen, was offensichtlich nicht geschah.

2010-04-16

Walter Benjamin1892_1940

Aynı kitabı '(Rüya Kayıtları') okumaya devam ettim. Kitap YKY den çıkmış. İyi bir tercüme ama çok kötü bir baskı, kapak ve baskı en ucuz olacak şekilde yapılmış... Bu hamur kağıda baskı bizim ülkemize özgü birşey, hala bundan kurtulamadılar...Hem de bankalar bunu yapıyor...
Neyse sinirlenmeden devam edelim: Kitabın sozsözünü de beğenmedim, ama tabii ki Walter Benjamin den yapılan alıntılara hayran kaldım. Eski bir arkadaşı tekrar hatırlamanın mutluluğunu yaşar gibi oldum, onu buraya ekliyorum. Almanca Vikipedi deki hayat öyküsünü beğenmedim. Almanlar hala ne kadar ırkçı olduklarının farkında değiller maalesef. Dakka 1, gol 1 hemen bir hata yapıyorlar retorik olarak genellikle yahudiler söz konusu olunca. Zaten Almanca ile uğraşmak sizi mecburen yahudilik ile uğraşmaya götürür, çünkü en kaliteli Almanca entellektüeller yahudidir genellikle ve bunun da çok ciddi bir sorun teşkil ettiğini anlarsınız zamanla Alman düşününde ve edebiyatında...
Benjamin de yahudi idi ve 3 ay Nazi kamplarında kaldıktan sonra kurtulup, tekrar oraya düşeceğini anlayınca intihar etmek zorunda kaldığı yazıyor hayat hikayesinde. Başka türlü spekülasyonlar da olabilir, ama gerçek olan bu çok zeki, çok insancıl insanlara Almanya nın yaşama şansı vermemiş olması o yıllarda...Hayatlarını cehenneme çevirmiş olması...Nasıl öldüğünden daha önemli olanı bu bence...Adorno nun da babası protestanlığa döndürülmüş veya dönmüş bir yahudi idi. 1933 te onu da işten çıkardılar. Olay sadece ama yahudilik değil. Hitler ve rejimi köylülüğü, küçük burjuvalığı baştacı etmiş idi (ki bu tip yanlış anlaşılmış sözde demokrasi partisi hala çok var dünyada, bkz. İran Devrimi) asla şehirli ve kendilerinden daha iyi olana tahammül edemiyorlardı. Bazı kommunistlerden daha beter sınıf düşmanı idiler aslında, ama kendilerini tabii başka türlü tanımlıyorlardı.