Eski Mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eski Mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2010-12-06

ανηθον_Anis_Anason

Pythagoras von Samos bezeichnete um 550 v. Chr. mit Anis gewürztes Brot als köstliche Delikatesse. Bei denRömern hielt der Anis Einzug in die Feinbäckereien; Kuchen, die bei hohen Festlichkeiten gereicht wurden, waren mit Anis-Früchten gewürzt. So berichtet Vergil von Aniskeksen. Bei Ausgrabungen im römischenKolosseum entdeckte man Anisfrüchte, die die Zuschauer der Gladiatorenkämpfe zwischen den Sitzreihen verloren hatten.
The link above is from Wikipedia, and the text below is from  a commercial link, I don t know if the content is right.

Anise is native to the eastern Mediterranean region, the Levant, and Egypt. The early Arabic name was anysum from which was derived the Greek anison and the Latin anisun. It is one of the oldest known spice plants used both for culinary and medicinal purposes since ancient times. There is evidence that anise was used in Egypt as early as 1500 B.C. 

2010-06-05

Midian_Medyen_Madyan


Midian

....'im Lande Midian (zwischen Palaestina und der Westküste von Arabien)
...Ernst Sellin?

'Gesichert scheint, dass der aus Aegypten zurückgekehrte Stamm sich spaeter mit anderen Verwandten vereinigte, die im Lande
Midian (zwischen Palaestina und der Westküste von Arabien) wohnten und dort die Verehrung eines auf dem Berge Sinai hausenden Vulkangottes angenommen hatten.'
S 188
Bernstein, Freud und das Vermaechtnis des Moses

Aus Wikipedia:

'Mose floh nach seinem Mord an einem ägyptischen Sklaventreiber nach Midian, heiratete dort Zippora,....'

Koran, 28:22
28:23

Hyksoszeiten

Hyksoszeiten

...seit Hyksoszeiten....

in einem Brief von Freud

2010-06-01

Mısırlı arkeologlar yeni bir mezar buldular

Découverte près du Caire de la tombe d'un haut dignitaire de l'époque de Ramsès II
LEMONDE.FR avec AFP | 01.06.10 | 09h40


es archéologues égyptiens ont découvert près du Caire une vaste tombe appartenant à un haut dignitaire de l'ère pharaonique vieille de plus de trois mille ans ans, a annoncé le service des antiquités le 30 mai. La tombe de Betah Mes, qui fut chef militaire, scribe royal, responsable du trésor et régisseur des greniers royaux, remonte à la XIXe dynastie, qui régna sur l'Egypte de 1 320 à 1 200 av. J.-C., avec notamment le légendaire Ramsès II.

La tombe de 70 mètres de long, divisée par des passages et des salles de prière, a été découverte sur le site de la nécropole de Saqqara, au sud du Caire. Les archéologues ont découvert des bas-reliefs représentant des offrandes aux divinités ainsi que le défunt et sa famille priant le dieu Amon, son épouse Mout et leur fils Khonsou. La tombe contient aussi des bas-reliefs montrant Mes et sa famille chassant et pêchant sur le Nil, et des statuettes dont les anciens Egyptiens pensaient qu'elles pouvaient les aider dans l'au-delà.

2010-05-18

Amenhotep

http://de.wikipedia.org/wiki/Amenophis_(Altägyptischer_Name)

Evet, bugün yine bilmediğim birşey daha öğrendim.'Amenhotep' bir eski Mısır firavunu idi.4.sü bizim için önemli olan. Seneler evvel okuduğum ( Der Mann Moses und die monotheistische Religion_1937) bir kitap hakkında başka bir kitam okuyorum.Enteresan.
Eski Mısır her gün daha çok ilgimi çekiyor ama yeterince vakit olmuyor bu konu ile derin bir şekilde uğraşmak için.
Ama bazı bilgi kırıntılarını çok ilginç buluyorum. Eski Mısır da 3 Mevsim vardı ve her bir mevsim 4 aydan oluşuyordu. Yani 1 yıl yine 365 gün ve 12 ay idi.
Bunun dışında antik Mısır da sünnet adeti olduğunu bilmiyordum.

2010-01-12

Eski Mısır hakkında

Piramitleri yapanlar köle değilmiş!
milliyet.com.tr

Kuru çöl kumu ile işçilerin sonraki yaşamı için saklanan bira ve ekmek testileri sayesinde mükemmel bir şekilde korunmuş mezarlar, 4. hanedan (MÖ 2575-2467) dönemine tarihleniyor. Piramitleri inşa edenlerin köleler olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu belirten Mısır arkeoloji yetkilisi Zahi Havas, mezardaki işçilerin yoksul ailelerden geldiklerini ve yaptıkları iş dolayısıyla kendilerine saygı duyulduğunu söyledi. Havas, "Köle olsalardı hiçbir zaman böyle saygıdeğer bir şekilde gömülmezlerdi" dedi. Antik Yunan tarihçisi Heredot piramitleri yapanların köleler olduğunu söylemiş, Mısırlılar bunun bir mit olduğunda ısrar etseler de, piramitlerin yapımında kölelerin kullanıldığı düşüncesi Hollywood filmlerince yayılmıştı. Piramitleri yapanların mezarları ilk kez 1990 yılında, bir turistin bindiği atın ayağının bir duvara çarpması ve daha sonra bu duvarın mezar olduğunun anlaşılmasıyla ortaya çıkmıştı.

Yukarıdaki Milliyet ten bir haber idi. Ama en son zamanlarda zihni hayatımda beni en çok ilgilendiren konu Eski Mısır idi...
Eski Mısır sandığımdan da daha ilginç ve önemli bir kültür imiş...Bilmediğimiz çok şey var ve baktığımız gözlükler yanlış genellikle...
Yeniçağ birçok önemli yenilik getiriyor Avrupa ya ama öte taraftan gelişen modern kültür birçok alanda da bir kültür savaşı vermek zorunda kalıyor...Nasıl bazı batılılar yerli tohumları toplayıp ticari marka haline getirip, sonra da bizim gibi salak ülkelere genetik olarak oynanmış şeyler kakalıyor iseler, yani nasıl tarımsal alandaki eksikliklerini sahte bir üstünlüğe çeviriyorlarsa, kültür alanında da birçok şey modifize edildi üstünlük sağlamak açısından...

2008-02-19

Rig Veda

Endlich bin ich fertig mit dem Buch 'Wandlungen und Symbole der Libido.' von C.G. Jung.
Vor diesem Buch hatte ich das Buch 'Die Beziehungen zwischen dem Ich und dem Unbewussten' gelesen. Das zweite war eindeutig interessanter. In diesem Buch überflügelt Jung alle Mythologien der Welt in einem Atem und kommt aber zu den Schlussfolgerungen, die man auch ohne Psychoanalyse schon gewusst haette... Manche Schlussfolgerungen klingen schon fast unter der Bedrohung gemacht worden zu sein, ob der Westen so viel 'Mythos' vertragen kann... Er bemüht sich zu den bekannten Volksweisheiten zu kommen -wie ein guter Schweizer- halt, nachdem er die ganze Welt bereist hat...
Ich frage mich woher dieser Ehrgeiz und auch die Angst natürlich? Am Anfang zeigt er mehr Widerstand als alle und dann geht er wieder zu weit, wie ein Kind, das etwas Neues gelernt hat, und das überall anwenden muss... Inflation gewisser Anwendungen...
Zu viel von Psychoanalyse, Das ist aber für mich typisch westlich, am Anfang zeigt man zu viel Widerstand und dann ist man zu 'flüssig', ohne Mass...Nicht umsonsten hat Freud gesagt, dass eine Pfeife, manchmal eben nur eine Pfeife ist. Wenn es in einem orientalischen Rezept (für mich ist Psychoanalyse orientalisch) 1 gr Safran steht, dann soll es auch 1 gr sein, nicht mehr... Psychoanalyse ist nur ein 'tool' (Rorty) unter den anderen... Der Westen braucht nicht sofort Minderwertigkeitskomplexe zu zeigen, es gibt genug gute westliche Methoden... Jung war aber unter Stress. Natürlich checkt er, dass mit Psychoanalyse etwas bedroht war... Zuerst zeigt man Widerstand, manchmal auch Hohn, dann versucht man zu assimilieren und 'besser' zu sein, obwohl es auch nicht um ein Wettbewerb geht...
Assimilieren ist ein wichtiges Wort. Was hat der Westen immer gemacht, wenn es mit den Weisheiten anderer Kulturen konfrontiert war? Schlucken. Assimilieren. Auch wenn es schwer verdaulich war... Psychoanalyse war schwer verdaulich, wenn es überhaupt 'verdaulich' war für den Westen...Schlucken und Grösser Werden, das war meistens die Strategie... Dabei sollte man es so lassen, wie es ist...

Yukarıda en son okuduğum kitapta (C.G.Jung, Wandlungen und Symbole der Libido) sıklıkla geçen ve dünyadaki en eski yazılı kutsal metinler olarak bilinen Veda lardan bir tanesi olan Rig Veda var. Rig Veda 4 tane Veda dan (bilgelik) bir tanesi ve Hinduizmin kaynak metinlerinden sayılıyor...
Daha evvel de Jung tan alıntı yaptığım gibi Jung aslında İsviçre li bir hiristiyan olarak hint kutsal metinleri ile uğraşmayı düşünmüyordu, hatta bunu saçma buluyordu. Bütün derdi yahudi avantgardlarına karşı o zaman yeni bir 'bilim' olan psikolojiyi kurtarmaktı. Ama sonra bütün yahudi psikoanalizcilerden belki de daha fazla yabancı kültürlerle ve Hint kültürü ile de ilgileniyor... Yüzeysel de olsa...
Hermann Hesse bence daha ileri gidiyor ve daha insancıl bir tarafı var...
Kitapta adı geçen o kadar çok mitolojik kaynak var ki...daha evvel adını hiç duymadığım... Vedaları tabii ki duymuştum ama Hiawatha yı duymamıştım.
Gılgamış Destanı nı da biliyordum (ki şimdiye kadar hiç okumadığım halde) ama Mitrashliturgie diye bahsettiği şeyi tam olarak hala anlamış değilim...
İsis, Osiris Eski Mısır dan tanınmış kahramanlar, bazı Eski Yunan mitlerini de biraz duymuşluğum vardı, ama Jung bu kitapta bunların çok ötesine gidiyor...

ek: Aşağıdaki bir Ocak blogundan ek bu konuyla ilgili olarak.

C.G. Jung: 'Die Beziehungen zwischen dem Ich und dem Unbewussten'

"Der billige Vorwurf des Antisemitismus, den man mir wegen dieser Kritik gemacht hat, ist ebenso unintelligent, wie wenn man mich eines antichinesischen Vorurteils beschuldigte. Gewiss, auf einer früheren und tieferen Stufe seelischer Entwicklung, wo es noch unmöglich ist, einen Unterschied zwischen arischer, semitischer, hamitischer und mongolischer Mentalitaet aufzufinden, haben alle menschlichen Rassen eine gemeinsame Kollektivpsyche. Aber mit dem Einsetzen von Rassendifferenzierung entstehen auch wesentliche Unterschiede in der Kollektivpsyche. Aus diesem Grunde können wir den Geist fremder Rassen nicht in globo in unsere Mentalitaet übersetzen, ohne letztere empfindlich zu schaedigen, was aber so und so viele instinktschwache Naturen nicht hindert, indische Philosophie und dergleichen mehr zu affektieren."
S 36

2007-07-02

54.Bölüm: AY



kitap: Kuran

Kuran da Lut Peygamber ve kavmi hakkında olan konulardan hem incil de, hem de tevratta bahsediliyor. Bu konuya beni yönelten bir resim idi, Almanca bir kitapta gördüğüm.
Kuran da Lut Peygamber ve kızları ile ilgili yerleri ararken bu aşağıdaki ayeti gördüm ve çok etkilendim; bu yüzden buraya eklemek istedim.
Bende bütün bunları bilmiyordum. Gerçekten benim için de beklenmedik ve yeni bir keşif bu. İyi ki psikoanaliz ile uğraşmışım...

***

(Bir hayalim var ama artık ayrıca, tamamen Türkçe bir Kuran.
Gutenberg in incili Almanca basarak çoğaltması ruhban sınıfının baskısına son vermek içindi aynı zamanda. Belki burda da yarım yamalak bildiği Arapça ile kendini birşey biliyor zannedenlerin cahilliğine bir son verilmiş olur...
Öte yandan ana dili Arapça olan ve Arap Dili ve Edebiyatı nı okumuş uzman, nitelikli kişilere ihtiyaç var bence. Türklerin ve özellikle dindar kesimin yaşadığı kimlik bunalımlarına da bir son verilmiş olur belki böylelikle... Bu yine ayrı bir konu tabii.)

54.Bölüm: AY 55 cümleden oluşuyor.


Kuran-ı Kerim Diyanet Meali:

1.
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

2.
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

3.
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

4.
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

5.
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

6, 7.
O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

8.
Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, "Bu zor bir gün" derler.

9.
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

10.
O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.

11.
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

12.
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

13.
Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

14.
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

15.
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

16.
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

17.
Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

18.
Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

19.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.

20.
İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

21.
Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!

22.
Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

23, 24.
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

25.
"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."

26.
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

27.
(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

28.
"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

29.
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

30.
Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

31.
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

32.
Andolsun, biz Kur'anı, düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

33.
Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

34, 35.
Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lût'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

36.
Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

37.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

38.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

39.
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

40.
Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

41.
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.

42.
Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

43.
(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?

44.
Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?

45.
O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

46.
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

47.
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

48.
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.

49.
Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

50.
Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

51.
Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

52.
İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

53.
Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

54.
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

55.
Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.

2007-06-15

Rüyalar



Benjamin Gerritsz. Cuyp 1612 – 1652
Joseph, the Butler and the Baker
oil on panel (73 × 62 cm) — ca. 1630 - 1652
Rijksmuseum, Amsterdam

This work is linked to Genesis 40:19

(Yukarıdaki alıntılar başlıkta linkini verdiğim artbible.info/art sayfasından)

Daha evvel de bu blogda belirttiğim gibi Google ın çeşitli masaüstü şirin programları var. 'Günün sözü', 'günün resmi' gibi. Bu Türkiye deki Saatli Maarif Takvimi nin dijital versiyonu gibi birşey. Güzel yapılmış, birçok seçenek var. Optik bir insan olduğum için ( bu iyi mi kötü mü hala bilmiyorum) resim, özellikle de eski resimleri görmeyi seviyorum.
Geçenlerde gördüğüm bir resmi beğenmedim ama açıklaması ilgimi çekti. Bazı resimler görsel olarak ilgimi çekiyor. Mesela Caravaggio veya Boticelli sanatçı olarak her konuyu ve hikayeyi bastırabilecek güçteler... Rembrandt muhtemelen onları örnek almış ama yine de başka bir yol gidiyor...
Amacım bunları yazmak değildi, tekrar konuya dönüyorum. Yukarıdaki resim de Kuran da da geçen Yusuf Kıssasının bir hikayesi resmedilmiş. (Yani bu yukarıdaki resim görsel olarak değil açıklaması üzerinden ilgimi çekti.)
Yusuf kendini yetiştiren sahibinin karısına ihanet etmek istemeyince hapse atılır. Orda ona iki tane rüya anlatırlar. Rüyalardan bir tanesi aslında çok korkunçtur. Ama öyledir işte. Firavunun iki adamından biri asılır, ötekisi hayatına devam eder. Bence kendiniz okuyun bu daha iyi. Bu hikaye Kuran inmeden evvel de biliniyordu. Değişik versiyonları var, ama ahlaken önemli olan şeyler belli. İhanet etmeyin, çalmayın, ölçüde hile yapmayın, her canınızın istediğini yapmaya kalkışmayın...
Rüyalar ve yorum ama tabii başka birşey... Freud eminim bu hikayeyi biliyordu. Bundan hiçbir yerde bahsettiğini ben hatırlamıyorum ama bu hikayeyi duymadan yetiştiğini zannetmem.
Reformasyondan sonra Avrupa da incil daha başka bir hırsla okunmaya başladı. En başta kutsal yazıları herkes okuyamıyordu. Zaten incilin bu kadar çok resmedilmesinin sebeplerinden bir tanesi okuma yazma oranının düşük olması ve resimlerle bazı hikayelerin anlaşılmasının daha kolay olması idi. Sözlü gelenek ve resim hikayeleri daha büyük kesime ve daha cahil halk tabakalarına ulaştırmaya çalışıyordu. Gutenberg in matbaayı kullanması ile buna pek gerek kalmadı.
Ayrıca bütün bunların dışında İncil ve Tevrat Avrupalılara çok yabancı bir şey idi en başında. İncilin ve Tevratın hikayelerinin geçtiği yerler ve kişiler doğulu idi...
Resimlerde de bu problem hep kendini belli etmiştir. Mesela firavunun karısını kraliçe olarak resmeden bir resim var.


Paolo Veronese 1528 – 1588

Moses Found
oil on canvas — c. 1570-75
Kunsthistorisches Museum, Vienna

This work is linked to Exodus 2:6

Bu resim Viyana Sanat Tarihi Müzesi nden. (Wien, Kunsthistorisches Museum)
Resim güzel bir resim tabii ama incildeki hikaye ressamın kendi zamanında geçiyormuş gibi çizilmiş... Bu resmin de çeşitli versiyonları var. Rembrandt belki de bu problemden kurtulmak için kraliçeyi çıplak çizmiş. Yıkanırken gölde. Fena fikir değil aslında ama o resim de biraz fazla pornografik kaçmış bence. Sahne ama aynı sahne. Saraydan bir kadın nehre atılmış bir bebek bulur ve o bebeği alır, büyütür.

2007-05-29

Eski Mısır dan bir haber 1300 İÖ




'Meisterwerke im Detail', Band 1

Bazen Türk olduğuma üzülüyorum. Çünkü Türkler kültür konusunda insancıllar ama meraksızlar. Kendileri kültür üzerinden hakimiyet kurmaya çalışan bir toplum olmadıkları için kültür olayının Avrupalılar ve dolayısıyla Batı için ne kadar önemli olduğunu anlamıyorlar...
Amerika Avrupa dan farklı bence bu konuda... Benzer tarafları da var, ama yine de farklı tarafları da var.
Ne söylemeye çalışıyorum ?
Batı dünya sahnesine oldukça geç çıktığını ve çıkarken de doğudan oldukça çok şey kopyaladığını iyi biliyordu... Doğuyu yenmek Batı için ne kadar önemli idi, sizin bunu anlamanız zor. Çünkü öyle bir kuşak yetiştirildiki, ya Doğu - Batı farkını bilmiyor, veya Doğu yu Batı nın eksiği olarak görüyor...
Yanlış...
Eski Mısır çok önemli bir uygarlıktı. Kuran da da ismi geçen Firavunların Eski Mısır da yaşadığı biliniyor... Çin deki Tang Hanedanlığı zamanında muhtemelen daha Musevilik ortaya çıkmamıştı ama çıkmaya yakındı...
Çinlilerin daha monoteizmden evvel o kadar yüksek bir kültür sahibi olmaları hayret vericidir... Acaba filmdeki herşey doğru mu idi? diye kendi kendime sormaktan kendimi alamıyorum.
Belki de Çinlilerin ihtiyacı olmadığı için onlarda bir Tektanrılılık tecrübesi yaşanmadı. Belki de Tektanrılılık kendi içinde çatışma yaşayan 'edepsiz' toplumlar içindi... ?! Yine sansürsüz ve düşünmeden yazıyorum... Bu sesli düşünme değil, yazılı düşünme oluyor... Spontan olmak (düşünmeden davranmak) benim için önemli. Çünkü sözlü geleneği taklit etmek, hatta yaşatmak dijital ortamda bana enteresan bir tahayyül olarak gözüküyor...
devamı yarın...

2007-05-04

British Museum

Önemli bir müze, oraya tıklamışken, es geçmek olmazdı. Dünyanın en büyük Eski Mısır koleksiyonuna sahip olduğunu biliyorum müzenin. Oldukça da iyi bir web sayfaları var.

2007-01-11

Nefertiti


Nefertiti eski Mısır da yaşamış bir kraliçe. Çok alakasız bir şekilde karşıma çıktı... Bir güzellik dergisinde gördüm onu. Aslında kültürel olarak ne kadar yoz yetişiyoruz...Yetiştiriliyoruz... (Eskiden benim de Kleopatra deyince Elisabeth Taylor geliyordu aklıma ama artık öyle değil. Uzun bir süredir öyle değil. Ne aptalmışız biz Allahım...)

'Like the rest of the ancient world, Egyptians believed in a multiplicity of gods and goddesses. Just as mortals vary in power and status so did the gods. The worship of the ones at the top of the hierarchy was a state affair and largely irrelevant to the common people. Each city had its own deity and then there were a number of minor divine beings who belonged to ordinary people. An individual might feel a greater attachment to one god than to another, but no one questioned the existence of the other gods. It is interesting to note that the religious discrimination and persecution that are so common in monotheistic societies are almost unknown in polytheistic cultures.'