
Yukarıdaki linkte bu sene Istanbul da düzenlenen Dünya Felsefe Günü var. Birleşmiş Milletlere bağlı UNESCO tarafından Kasım ın 3.haftası Dünya Felsefe Günü olarak kabul edilmiş. Geçen sene Fas ta imiş, bu sene de Türkiye de. Bunlar zaten her yerde okuyacağınız genel, geçer bilgiler. Bunları mümkün olduğu kadar kısa tutup, kendi gözlemlerime geçmek istiyorum.
Bir kere halka açık felsefe ile ilgili bir organizasyonun olması-Istanbul da- çok önemli.
Istanbul da da artık açık entellektüel konuşmalar oluyor ama Viyana daki kadar çok sıklıkla değil benim gördüğüm kadarı ile. Tabii karşılaştırmak doğru değil ama bence Istanbul için birçok şey doğal değil.
Karşılıklı konuşma kültürü çok zor gelişen birşey. Çok şekilci ve optik merkezli, hiyerarşik bir toplum için bence konuşmak, dinlemek, anlamak çok önemli. (ki iyileşme kesinlikle var benim yetiştiğim yıllara göre)
22 Kasım 2007 de AKM (Atatürk Kültür Merkezi nde) resmi olarak açıldı Istanbul daki Dünya Felsefe Günü. Katılım fazla değildi. Öğrenciler vardı ama birçok koltuk boştu AKM de. Tanınmış Alman filozof Ottfried Höffe vardı açılış konuşmasında Ionna Kuçuradi ile birlikte. Ben şahsen Ionna Kuçuradi nin konuşmasını daha ilgi çekici buldum, Höffe yi belki kitaplarından da tanıdığım için değişik, yeni birşey yoktu benim için. Kuçuradi yi maalesef medya üzerinden tanıyorum sadece, ki buna tanımak denmez, bir filozof ya kitaplarından, ya da konuşmalarından tanınır...
Açılışta benim için tuhaf birşey oldu. 'Hoşgeldin', 'Merhaba' konuşmasından sonra 'Ayağa kalkın, İstiklal Marşı okunacak!' dediler. Ben buna çok şaşırdım. Çok tuhaf geldi. Hiçbir yerde böyle birşey görmedim. Neden felsefe ile ilgili bir toplantıda milli marş okunsun ki? Ben bunu anlamıyorum. Sonra Türkler milliyetçi diyorlar... Ahh keşke milliyetçi olsalar... Sokaktaki adam kendini, mlletini herşeyini her zaman para için satmaya hazır, ulus-devlet öncesi bir ego ile yaşamasa, herhalde böyle infantil denebilecek, göstermelik 'show' lara ihtiyaç kalmayacak...
Neyse bu şoktan sonra herşey yine normal seyri ile devam etti. Marmara Oteli ne geçmeden önce millet uykuya dalmıştı bile. Bu arada konuşmalar ilginçti ama nedense AKM nin de biraz loş oluşundan mıdır, nedir hafif bir uyku basmıştı bazılarını arkama dönüp baktığımda.
Marmara da sanki dinleyiciler kendilerine gelmişlerdi. Ben Nietzsche Salonu denen yerde olduğum için öteki konuşmaları dinleyemedim...
Nietzsche Salonu nda konu Felsefe nin Geleceği idi...Emin olmak için tekrar baktım, bi de ne göreyim, Fransızca broşürde başka birşey yazıyor.
Neyse zaten ilk defa hayatımda bir profesörün kendisinin gelmeyip, kendisinin yerine birini gönderip, yazılı bir metni okutmasına şahit oldum. Çok şaşırdım. Büyük ayıp. Organizasyonun kabul etmemesi gerekirdi.
Sonra hayatımda ilk defa 'Bildiri' kelimesini felsefe bağlamı içerisinde işittim. Ne demek 'bildiri'? Genelkurmay bildirisi olur, ama böyle bir organizasyonda 'bildiri' olabilir mi?
'Lecture' değil, 'Vortrag' değil, 'Expose' de değildi 'bildiri'. Ama aslında yine de belli bir mantığa göre en uygun seçilmiş söz idi. Tek taraflılık iması vardı bu kelmenin içinde. 'Dialog' değil, monologvari bir şey demek istiyordu sanki 'bildiri' kelimesi.
Devamı Yarın
24 Kasım 2007
Evet, artık Felsefe Günü pek aktüel ve ilginç değil ama yine de yazılacak şeyler bitmedi. Hala şu 'adamını' yollatıp, 'bildiri' okutma işini aklım almıyor. Üstelik isim kartlarında da bu belirtilmemişti. Yani falancanın adına falanca şeklinde de yazılmamıştı. Yani o bildiriyi okuyan insan önemli değilmiş gibi oluyor, üstelik yabancılar bunu hemen anlayamayacağı için insanları kandırmak gibi de bir anlamı oluyor. Biliyorum burdaki insanlar abarttığımı düşünebilirler ama abartmıyorum. Bu derecedeki bir organizasyon için gerçekten manko.
***
U.N. in iki dili maalesef felsefe gününde de hakimdiler; İngilizce ve Fransızca. Halbuki Türkiye eski Fransız sömürgesi falan değil. İnsanlar burda öyle anadilleri gibi Fransızca bilmiyorlar. Yabancı dil bilenlerin çoğunluğu İngilizce biliyor, bildiğim kadarı ile. Almanca diplomaside ikinci planda olsada, felsefede önemli bir dildir. Almanca, İspanyolca ve Türkçe bence yeterince temsil edilmemişlerdi. İspanyolca da bildiğim kadarı ile U.N. in dilleri arasında arapça ve rusça gibi, ama ispanyolca ana dili olanlar da fransızca konuştular. Bu bana tuhaf geldi.
Aşağıda kadın filozofların panelinden bir görüntü var. Türkiye den Zeynep Davran, Pakistan dan Ghazali İrfan, Fas tan Hourya Benis Sinaceur, Fransa dan Geneviève Fraisse katılmışlardı bu panele. Unesco Demokrasi ve Felsefe Bölüm Şefi Moufida Goucha moderator idi.

Tekrar 22 Kasım ın programı
World Philosophy Day 2007
Atatürk Cultural Center and The Marmara Hotel
Istanbul , Turkey
November 21-23, 2007
November 22, 2007
9.30 – 11.00
Atatürk Cultural Center
Official Opening
· Address by Professor Arsın Aydınuraz, President of the Turkish National Commission for UNESCO
· Address by Mr Kadir Topbaş, Metropolitan Mayor of Istanbul
· Address by Mr Muammer Güler, Governor of Istanbul
· Address by H.E. Mr Ali Tınaz Tuygan, Permanent Delegate of Turkey to UNESCO
· Address by Mr Pierre Sané, Assistant Director-General of UNESCO for Social and Human Sciences
Key Note Lectures
“Dialogue: Between Whom, On What?”
Otfried Höffe (Germany)
İoanna Kuçuradi (Turkey)
Chair: Pierre Sané
11:30 – 13:30 The Marmara Hotel, Nietzsche Hall
ROUND TABLE IV
Philosophy and Its Future
Chair: Korkmaz Alemdar (Turkey)
Participants: Abdussalam Guseinov (Russia)
Sémou Pathé Gueye (Senegal)
Doğan Özlem (Turkey)
Abdullah Kaygı (Turkey)
14.30 – 15.00
The Marmara Hotel, Kant Hall
Tribute to three philosophers:
Alan Gewirth, Richard Rorty, Iris Marion Young
by William L. McBride (USA)
ROUND TABLE V
The Role Women Philosophers Could Play in Shaping the Future
of Humanity
Chair: Moufida Goucha (UNESCO)
Participants: Hourya Benis Sinaceur (Morocco)
Ghazala Irfan (Pakistan)
Zeynep Davran (Turkey)
Geneviève Fraisse (France)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder