2006-08-12

Sirketi Hayriye

Hala vapurda sallaniyorum sanki.. Bir saga, bir sola denizin üstünde... Deniz güzel birsey, cok güzel birsey... Ama bu caddeler insani deli ediyor... Istanbul acaba niye metro ile daha evvel tanismadi? Mesala Besiktas tan Sariyer e kadar giden cadde keske yerin altinda bir metro olsaydi... Tam denizin yaninda beton, egzoz gazi ve gürültü insani deli ediyor... Yaya olmak bu "sehirde" "atli, silahli ordularin" arasinda sivil ilerlemeye calismakla karsilastirilabilir... Zaten en basta sokaga nerdeyse kask ve asker kiyafeti ile cikmak geliyordu icimden... Sehirde ama cok güzel giyimli, ince topuklu bayanlar görünce hem sasiriyorum hem de hosuma gidiyor... Demek bu insanlar bu sehri benden baska türlü algiliyorlar...
Hizlandirilmis modern bu sehri cileden cikarmis...
Denizin yaninda baslayan bir yesillik...Dört mevsim ve günes daha iyi kiymeti bilinmesi gereken seylerdi... Niye bu kadar ürktük ve korktuk modernden? Biz baslatmadigimiz, aktiv degil, passiv olarak yakalandigimiz icin mi? Ama care dogayi kücümsemek, tahrip etmek de degildi... Biz bunu anlayamadik...
En güzel yerlere, mesela denizin kenarina beton döküp otopark yapmak da ancak aptallik olarak adledilebilir... Cünkü aslinda moderni anlamiyoruz... Nasil yerliler altin verip Avrupali lardan aldikleri boncuklara seviniyordu iseler, biz de aynen öyleyiz... Taklit ediyoruz, ama anlamiyoruz... "Ismarliyoruz" ama yapmiyoruz !!!!!!

Hiç yorum yok: