Hermann Jacobsohn yukarıdaki linkte görülebileceği gibi 1879 1933 yılları arasında yaşamış bir Alman dilbilimci. Babası banker Moritz Jacobsohn.
Bir kere zaten sadece bu özellikleri ile bile Alman ve Avusturya küçük burjuvasının hedefi olacağı açık. Zengin ve entellektüel. Cahil ve fakir hiristiyan olsun, olmasın, küçük burjuva halkın daha nefret ettiği birşey yoktu o sıralarda. Bunları tekrarlıyorum, çünkü bu çirkin asıl sebeplerdense ırkçılığı bile tarihte bir kere yaşanmış kötü bir istisna gibi göstermeye çalışan suni güncel Nazi kınamaları aslında samimi değil.
Jacobson işten alındıktan iki gün sonra 27 Nisan da intihar ediyor. Jacobson Almanya da doğup, büyümüş bir insandı ve yok edildi 19.yüzyıldan 20.yüzyıla geçerken kültür ırkçılığının bir sonucu olarak.
Kendi kültürleri konusunda bu kadar muhafazakar olan Avrupalılar başka kültürlerin mahremlerine girme konusunda da bir o kadar hırslı idiler. Bu hayret edilecel bir tezat değil midir?
Lütfen iki biyografiyi inceleyin. Tabii ki Siebold kötü bir örnek değil, çünkü o zaten Alman ırkçılarının öngördüğü şekilde davranmadığı için politikadan uzak tutulmuş.
Ama kendisi ile birlikte yüzyıllardır yaşayan insanlara karşı bu kadar korkak ve kuşkulu olan bir toplumun başka toplumlara karşı gösterdiği ilgi kuşku ile karşılanmaz mı?
Japonlar yabancı düşmanı imiş zavallı (!) Avrupalı lara karşı. Bak sen! Niye acaba?
Eğer 16.yüzyılda Japonlar Almanya ya gelip, Almanya yı gizli gizli budist yapmaya çalışsalardı veya gizli, gizli sivil oldukları halde (!) ajan gibi davransalardı, Almanlar buna izin verirler miydi? Asla.
Zaten sivil hayatı ve politik çıkarları birbiriyle bir tutmak büyük cehalettir. Kasabacılıktır. Kozmopolit, şehirli zihniyetin tam tersidir.
İşte bu yüzden de Almanya da ve Avusturya da yahudiler sevilmiyordu. Çünkü onlar ayrı bir sınıfı ve hayat anlayışını temsil ediyorlardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder