2007-05-15

İzmir, Konya, Viyana






Alttaki Fotoğraf İHT den, öteki ikisi Turkish Daily News isimli gazeteden.
Evet, dünyaya döndüm yine, daha doğrusu Türkiye nin günlük haberlerine tekrar döndüm. İzmir deki miting muhteşem gözüküyor. Yukarıda Milliyet in ön sayfası var. (14 Mayıs 2007 tarihli)
Yine aynı günün tarihi ile İHT de çıkan yazıyı yanyana koymak isterdim.
Sabrina Tavernise ismi ile 14 Mayıs 2007 tarihli bir haber İHT nin internet sayfasında vardı. 'In Turkey's religious heartland, secularism thrives' Türkiye nin dindar kalesinde, sekülarizm artıyor.' diye benim berbat İngilizcem ile çeviriyorum. (Ben çevirmen değilim, tercümeyi de hiç sevmem ama burda gerektiği için yapıyorum.)
İzmir de Türkiye, Konya da. Bu ikisini dikkate almak lazım. İkisinin arasının açılması doğru olmaz. Texas ile San Fransisco veya New York City ile Meksika sınırına yakın bir çiftlik Amerika da da genellikle aynı melodiyi çalmıyorlar ama yine de herşey bir arada mutlu, mutlu yürüyor.
Türkiye de farklar daha büyük gibi gözüküyor çünkü görsellik medya da önemli bir rol oynuyor. Ama biz o yoldaki (Konya daki resmi kastediyorum) amcanın, teyzenin çocuklarıyız. İzmir de yürüyüşte yer alan birçok kişi için de bu söz konusu. Önemli olan fikirler, görünüş değil. Türkiye fikirler konusunda hala çok zayıf. Ama bu fikirler konusunda zayıf kalmanın temelinde iki tarafında aşırı görsel düşünmesi yatıyor.
Ben hayatımda hiç Konya ya gitmedim, gitmek isterim ama Viyana da küçük bir Konya ile karşılaştım. Viyana da zaten küçük bir Anadolu var, Istanbul dan çok. Konuyu dağıtmayalım.
Viyana da camii diye adlandırılan, fakat camii ile alakası olmayan, oldukça 'profan' apartman ve bodrum katlarının ahali tarafından dinsel amaçlara hizmet etmesi amacıyla yeniden şekillendirildiğini gördüm.
Gördüm çünkü bunların birinde Almanca dersi verdim. Sadece kadınlara yönelik bir kurs idi. Sigara içmemelerini çok takdir etmiştim. Bir tek Konyalıların kursunda sigara içilmiyordu. (Bu arada benim sigaradan nefret ettiğimi söylemem lazım.)
Konyalı kadınların çoğu ev hanımı idi ve çalışmıyorlardı. Eski gelenler oldukça zorluk çekmişlerdi Viyana da. Aralarında bir tanesi sanırım Trakya dan geliyordu ve çalışıyordu.
Masa, sıra gibi şeyler yoktu. Mutfak vardı, camii diye adlandırılan salonun bir köşesinde.
Şimdi devletin yardım etmediği yerlerde, insanlar kendi başlarının çaresine bakıyorlar. (Türkiye devletini kastediyorum.) Ama bu yine de bir sorun.
Türkiye devletinin birçok konuda zayıf kalmış olması ciddi bir problem.
Daha sonra bu camii denen yerde, kuran kursları verildiğini duydum. Bu arada Kuran kursu denen şey aslında Kuran kursu değil Arapça Kuran okuma kursu. Yani islami bilgi haznesi de Türkiye de pek genişletilmedi, o da çok zayıf. Ama yine bunun devletin kendisine ait bir politikası olmayışı ile alakası var. İnsanlar da genellikle kendi kendilerine yardımcı olmaya çalışıyorlar. Bu ama devletin bir eksikliği tabii ki.

Hiç yorum yok: