Kierkegaard ist eine schöne Erinnerung. Gestern wollte ich etwas von ihm zitieren, dann habe ich die Stelle nicht finden können. Jetzt weiss ich nicht mehr, ob es diese Stelle, die ich im Kopf habe, bei ihm je vorgekommen ist.
Ich habe Kierkegaard gerne gelesen, trotz seines unglaubliches Egos... Das tut weh, das ist nicht schön vielleicht, wenn es mir nun so einfaellt. Einmal wollte ich etwas über ihn schreiben. Leider schon wieder zu faul und inkonsequent. Unnnd das grösste Problem; nicht bei einer Sache bleiben können. Mich wundert es bis heute, dass ich zwei Arbeiten fertiggeschrieben habe, obwohl ich viel mehr schreiben wollte. Auch viel mehr angefangen habe... Und erstaunlich viel Energie hinein 'investiert' habe... 'İnvestition' war nie meine Staerke. Das Wort 'investieren' ist schon ein Selbstbetrug, weil ich selber daran nicht glaube...
Kierkegaard 5 Mayıs 1813 te doğuyor ve 11 Kasım 1855 te ölüyor.
Annesi o 21 yaşında iken ölüyor ve kendisi de zaten bir o kadar daha yaşayıp 42 yaşında ölüyor. Gerçek bir filozof olduğunu ve bu hayatı hiç sevmediğini düşünüyorum. :-) Elimde olmadan onun için büyük bir sempati besliyorum.
Hayatının en büyük problemi bir nişan idi. Evet, bir filozof için alışılmadık bir problem.
Hegel için 'buffon' dediğini biliyorum. (Rorty üzerinden) O da acaip doğru bir cümledir.:-)
1840 yılında Regine Olsen ile nişanlanıyor.
1847 yılında Regine Olsen -bence haklı olarak- bir başkası ile evleniyor.
Senelerdir, hatta yüzyıllardır his olarak, Kierkegaard okumadım ve okumuyorum, ama yine de aklımın bir köşesinde kalmış Kierkegaard.
Kierkegaard mutsuz bir aşık. Ama o zaten mutsuz olmak için doğmuş. Buna kalpten inanıyor. Böyle bir insana ne yapsan yaranamazsın...
Devamlı nişanlısını düşündüğü halde nişanlısını hiç tanıma şansımız olmuyor yazılarında... Çünkü aslında nişanlısını düşündüğünü zannettiği zamanlarda kendini düşünüyor genellikle :-)
Kierkegaard ı okumak lazım.
Kierkegaard aynı zamanda kiliseye karşı, bütün aklı başında olan insanlar gibi. :-) O tabii ama rasyonellikten değil, gerçekten inandığı için karşı. Hegel in megaegosunun kitap haline getirilmiş şekli 'Phaenomenologie des Geistes' in de bence en iyi anlayanlarından bir tanesi...
Hegel yatılı okulların çalışkan çocuğu daha sonra çalışkan ve devlet dostu bir memur olduğunda Kierkegaard ve Schopenhauer gibiler yaratılan suni konstruksiyonları sezinliyorlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder