
Yukarıda linkini verdiğim film İngilizcede 'The curse of golden flower' diye geçiyor. Çincesini tabii bilmiyorum, bilsem de zaten zor geleceği için söyleyemeyeceğim muhtemelen...
Filmde en ilgimi çeken şeylerden bir tanesi zaman olayı idi. İsa dan 3 yüzyıl önce bu kadar ileri bir zaman ölçme sistemine sahiplermiş. Cizvit papazlar 17.yüzyılda gelir gelmez kendi sistemlerini kabul ettirmeye çalışmışlar. Ancak 20.yüzyılda da kısmen başarılı olmuşlar. Bugün hem hiristiyanlığın takvimi hem de Çin in kendi takvimi kullanılıyor Çin de. Batı ile ticarette Batı nın takviminin kullanılmasını anlıyorum ama onun dışında hiç bir manası yok. Hele de kültür üzerinden güç empoze etmeye çalışan tuhaf bir hegemonya söz konusu ise...
Köklü kültürlere ancak 20.yüzyılda girebildi hiristiyanlığın takvimi. Budizm ve Çin takvimi aslında 2007 de değiller, 2500 lü yıllarda olmaları lazım... Yahudilikte muhtemelen 3007 de şu anda... Yani 31.yüzyılda. Islam 15.yüzyılda...
Enteresan değil mi?
p.s. Filmde İsa dan evvel 928 yazıyor, ama Wikipedia da başka birşey yazıyor. Muhtemelen ikisi de doğru değil. Ama günün saatlerini daha o zaman ikişer, ikişer bölmüş olmaları dahiyane bence.
Cizvit papazlar Japonya da da bu işe pek şaşırıyorlar. Aslında Asya en eski ve köklü kültürlerin beşiği olarak takvim ve saat konusunda oldukça iyi bir konumdaydı. Böylelikle Brezilya daki kabileler gibi yok olmak tehlikesi ile karşı karşıya kalmadılar.
Yani 16.yüzyıldaki Avrupa yayılmacılığı sırasında zaten kültürel olarak kompleks olabilen kültürler kendilerini iddia edebildi ama tabii Güney Amerika nın ve Kuzey Amerika nın yerlilerinin tozu bile kalmadı...
Kültür niye Türklerin zannettiği şey değil aslında bilmem anlayabiliyor musunuz? Yani fuzuli birşey ?
Kültür konusunda en umarsız topluluklardan bir tanesi Türkler. Alfabeleri yok.
Düşünebiliyor musunuz? Türkler hep başka dillerin alfabelerini kullandılar bu zamana kadar...
Biz böyle şeyleri takmamakla, dünyada o sırada kimin borusu ötüyorsa onun kayığında şarkı söylemekle ünlü bir toplumuz aynı zamanda...
Evet, belki biraz fazla ileri gittim ama Türkiye inanılmaz bir şekilde kendi kabuğunda yaşıyor.
Birlik tahayülleri üzerine yazdım ben doktora tezimi. Bu yüzden birlik tahayyülleri beni ilgilendiriyor. Din mesela birlik tahayüllerinden bir tanesidir. Marksizim de dinin getirdiği sınırları aşmaya çalışan bir birlik tahayyülü idi. ' Metanarratives' literatür de duyulan ismi ile modernite nin yaratmaya çalıştığı en geniş kapsamlı olmaya çalışan birlik tahayüller idi...
p.p.s. buraya şu ikişer saat aralıklarını ekliyorum.
fare Gece 23.00-01.00
boğa 1 – 3
kaplan 3 5
tavşan 5 7
ejderha 7 9
yılan 9 11
at 11 13
koç 13 15
maymun 15 17
horoz 17 19
köpek 19 21
domuz 21 – 23
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder