
'Waiting for Barbarians' Edward Said in bir şiiri. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi nde yapılan Sosyoloji bölümünün ve Metis Yayınevinin ortaklaşa düzenlediği panelin ismi.
Edward Said in en son 'Freud and the Non-European' kitabını okumuş olmam ilginç bir tesadüf oldu.
Paneldeki konuşmacılar da, konuşmalar da çok ilginç, ayrı ayrı değerli idi, ama soru kısmı bence kısa tutulmuştu. Zaten ikinci bölümde dört konuşmacı ardarda fazla idi bence. İnsanın dikkati dağılıyor bir yerden sonra. Yoğun konuşmalar olduğu için insan (en azından ben) hepsini kaydedemiyor.
Edward Said in ruhu bence salonda kesinlikle hissedildi. Bu bir kere hoş birşey. Said i Viyana da dinlemeyi kaçırmıştım bir keresinde. 'Bir dahaki sefer' diye sesli düşündüğümde kanser olduğunu bir dahaki seferin olamayabileceğini söylemişlerdi. Şaşırmıştım. Öyle de oldu gerçekten.
Konuşmacılardan biri Said in 'secular' olmasını övdü. Tabii bu ne kadar gerçekçi tartışılır, tam da 'Musa ve monoteizm' hakkındaki yorumlarını okumuşken... Türklerin bu 'secular' lafından ne anladığını (ben de dahil olmak üzere) sorgulamaya başladım.
Ben laikliği sonuna kadar savunanlardanım ama bir yanlış anlama var Türkiye de.
Buraya 'public' olarak not düşüyorum, unutmamak için. Panelin ismi bence çok ilginç idi. Bende hep 'Don Kişot' olma korkusu yaratan ama buna rağmen birçok aydının yaptığı birşey bu.
Herşeye rağmen aklıma gelenleri yazamıyorum... Bir kere garbiyatçılığın ben bir filoloji bölümü olması taraftarıyım. Yani ciddi ciddi batıyı tanımaya çalışmak... Modernist bakış açıları yüzünden Batı yı tanıdığımızı zannediyoruz ama tanımıyoruz. Çünkü Batı nın kendi tasvirini baz olarak alamazsınız tabii. Ama doğuda inanılmaz bir passivlik var. Batı onu tanımladığında bile Doğu bunu hemen alıp kendi kendine adapte ediyor. Doğu sanki bir plasenta içerisinde yaşıyor. Bölünmemişlik ütopyası içerisinde yaşamaya çalışıyor... Herşeyi kendinden yapmaya çalışan bir deniz gibi doğu. İçine düşen yabancı maddeleri yosunla kaplıyor... Halbuki Batı bölünmüşlüğün, ayrımcılığın, egoların kesin hatlarla birbirlerine karşı savaştığı bir diyardır...
Notlar:
Second Panel
EDWARD SAID, THE PUBLIC INTELLECTUAL
SPEAKING TRUTH TO POWER
Müge Gürsoy Sökmen moderator
1. Rashid Khalidi, Edward Said: Balancing the Academic and the Political, the Public and the Private
2. Saree Makdisi, Said and the Style of the Public Intellectual
3. Fawwaz Traboulsi, Orientalising the Orientals: The Other Message of
Edward Said
4. Tuncay Birkan, Saidian Publishing in Turkey: From Auerbach in Istanbul’ to ‘Said in Istanbul’
ve
Literary Evening
with Elias Khoury, Murathan Mungan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder