2007-06-19

Liberalizm ve Dejenere şekilleri üzerine

19 Haziran 07

Dünkü yazılarda yine aklım... Yasemin Çongar ve Semih İdiz Amerikan çıkarlarını koruduğu bilinen ( hatta en faşizan şekilde korumaya çalıştığı bilinen) Hudson Kurumu nun Türk medyasında anılması ve bazı senaryoların -bence bilerek- basına sızdırılmasıyla ilgili olarak doğru düzgün hiçbir şey yazmamışlar. Belli ki yazmak istemiyorlar. (Yine de aşağıda yazıları verdim.)
Genelkurmay ı suçlamışlar hafif. Zaman Gazetesi nden, ki şimdiye kadar Zaman a pek bakmamıştım bile, Ali H. Aslan ın yazısını da dün okuduğum için, onu da buraya ekledim.
Ali H. Aslan bariz şekilde -bence- olayları biraz tersinden yorumlamaya çalışmış. Aman AKP ye birşey olmasın şeklinde.

Şimdi kendi düşüncelerimi yazmak istiyorum. Tabii ki bu yazıların hepsinin içerisinde doğruluk payı olan şeyler var. Ama çok acı gerçeklerin de bir tablosu var.

Bir ülke kendini yönetemezse, onu yönetirler.Kendi kendini yönetmek ,özellikle Türkiye gibi 'Muz Cumhuriyeti' nden beter hale gelmiş ülkelerde daha da zorlaşır. Türkiye eğer bu berbat durumda olmasa idi, ki bunda herkes suçludurlar, ama bazıları daha suçludur- Cumhuriyetçi lere yakınlığı ile bilinen bir Neocon güya 'Araştırma' ama aslında ÇIKAR Enstitüsü, Amerikan çıkarlarını korumakla yükümlü kimselerin Türkiye nin kurumları arasındaki koordine olamayışlarını sergilemeri ne kadar 'doğal' birşeydir? Asla 'doğal' değildir. Yasemin Çongar da, Semih İdiz de 'olur böyle vakalar, Türk polisi yakalar' konumuna geçmişler. Aynen başbakan gibi.
Ali H. Aslan bir adım öteye gitmiş; 'Biz bu ülkedeki 'iyileriz', ahh bi de ülkenin ordusu olmasa!' gibi son derece saf ve tehlikeli bir bakış açısına girmiş.
Asıl olmaması gerekenler yasadışı bir şekilde sermayeden aldıkları pay ellerinden gidebilir diye ödlerini kopanlar ve her türlü adilikte ortaklık zorunda kalmış olanlar.
Zaman Gazetesi 2001 yılında, yani AKP iktidara gelmeden evvel, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Zafer Mutlu gibi kişilerin hakkında ne düşünüyordu, şimdi ne düşünüyor? Pek merak ediyorum.
AKP vaat ettiklerinin tersine Türkiye deki öteki sağ partilerin yaptıklarınan farklı hiçbir şey yapmamıştır. Sadece 'clientel' i biraz farklı olduğu için, onlara da biraz 'otlanma' imkanı sunulmuş ama devletten çok sömürü şeklinde yaşayan, birkaç 'uyanık' ailenin semizliği haline dönmüş ülke aynen o şekilde yaşamaya devam etmiştir. 'Otlan ve otlat' zihniyeti aşılamamış, sadece 'otlatılanların' oy karşılığı 'sadakati' elde edilmeye çalışılmıştır. Belliki bu seçimlere kadar böyle yürüyecek.
Öte taraftan elbet Amerika da da Cumhuriyetçilere yön vermiş olan, genellikle yahudi neoconların aslında devlete ve basına sızarak sadece kendi çıkarlarını koruyan bir gürüh olduğu anlaşılacak, Amerikan Halkı kendini sömüren bu 'uyanık'lardan bir gün kurtulacaktır.
Protestan liberalizminin bir türü ile yahudi liberalizminin bir türü aynı şey değillerdir. (islam liberalizmi zaten yok, çünkü onlar hala beyinsiz bir şekilde yaşamaktalar, bu yüzden ötekiler tarafından kertilmeleri kolay oluyor.)
Liberalizm zekayı ve parayı sadece ve sadece kendi aile çıkarları için, veya belli bir zümre için kullanmak olamaz. Türkiye deki egoist, cahil. son derece çıkarcı, kıskanç, görgüsüz insanların daha bilgili ve görgülü sağ 'liboş' ların önderliğinde kertilmesi ilk defa olan birşey değildir. Amerikan çıkarlarına tamamen uygundur.

Hiç yorum yok: