Bu aralar yapılmayacak şeyler yapmak pek hoşuma gidiyor.
Delirmek ne hoş birşeymiş. Keşke daha evvel delirseymişim.
Aklıma gelen herşeyi yazmak, bir tür medya psikopatı olmak fena birşey değilmiş.
Yalnız gerçekten Türk medyası çok sığ. Kesinlikle alternatif medya lazım! Ne bu burjuva basını aşiret gibi, herkes birbirini tanıyor...
Magazin ve sosyete basını arasında gidip gelen bir basın bakış açısı var.
Basın normal demokrasilerde olduğu gibi çalışmıyor Türkiye de. Bir kere sermaye ile çok içli dışlı. Diyeceksiniz ki, şu anda her yerde nerdeyse bu böyle. Ama bunun dereceleri var.
Türkiye de mesela şu anda CHP li denebilecek gruplara kim hitap ediyor Cumhuriyet, Milliyet ve Radikal den başka?
Az. Bunların hiçbirinde de kendimi tam görmüyorum, iyi yazarlar heryerde, bütün gazetelerde var.
Ama yazar, gazete demek değil işte. Gazete yazardan daha fazladır...
Eksiklik kesin var.
Konu ne?
Konu yok.
Bugün Pazar. Çalışmıyorum...
Sadece makineyi boşaltıyorum...
Dine dönüş
Evet, bu kesinlikle gözlemleniyor, hem basında, hem politikada. İhlas ve Albaraka ayrı, ayrı birer gazete çıkartıyorlar...
Tabii bu 'hakka dönüşü', tam da bu (!) milletin tesadüfen olmadı. Bunda da Amerikan ın konjünktürel etkisi var.
Komünizmin politik şeklinin çökmesinden sonra Amerika ve İngiltere dinsel politika akımlarına daha da çok gaz verdiler. Zaten komünizme karşı da Islam radikalizmini kullanmışlardı, belirli tonlarda buna yine gaz vermeye devam ettiler... Çünkü böylesi işlerine geliyordu. Din solun panzehiri idi ve kesinlikle enstrümentalize edilmeliydi...
Çünkü büyük burjuva küçük burjuvayı iştahla kertenken olabilecek iki tane alternatif vardı; bir tanesi küçük burjuvanın soysuz ve hırsız kendi burjuvasından sıkılarak dine sarılması, ötekisi de biraz daha orta sınıf bir burjuvanın oluşup bu dinde kendini bulamayan bujuvayı kendi peşine sürüklemeye çalışması... Ki bu din dışı, orta sınıf burjuvanın içerisinde 'hırsız' ve 'dolandırıcılar' da en ufak bir kusur bulmayan, sadece 'Ahh birisi de kendisine doğru yolu öğretse de, o da çalabilse!' diye hayıflanan saf ve küçük hırsız diyebileceğimiz, sevimli ve acemi dolandırıcılar da vardı. Tabii dürüst insanlar da vardır bunların içlerinde Ama biz onlarla uğraşmıyoruz. O zaten olması gereken. Biz bizde hayret uyandıran şeylerle uğraşıyoruz.
Biliyorsunuz eski yunan kültüründe hırsızların bir Tanrısı vardı. Türkiye de de yakında böyle bir kült başlarsa, şaşmamak gerekir.
Zaten bu seçime katılma yüzsüzlüğünü gösteren insanlardan da bu ülkede anlaşılıyor ki, ülke hırsızları seviyor ve 'en büyük' lerini ödüllendirmekten hoşlanıyor... 'Abi çok iyi çalar, sana da birşey götürür!' gibi bir zihniyet var herhalde. Adamlar alenen çıkıp 'Benden iyi kimse çalamaz!' dese, adamın yine peşinden giden olacak. Peki büyük hırsız küçük acemi, onu gözünde idolleştiren hırsıza nasıl yardımcı olur sizce?
Onu soyarak. Bunun kendi içinde 'divine justice' (Tanrısal adalet) diyebileceğimiz bir tarafı var mıdır sizce? İnanın küçük hırsız büyük hırsızdan bu soyulma olayından sonra daha da çok etkileniyor ve daha da çok soyulmak istiyor...Bu olur birşey değil. Hayret uyandırıcı biraz değil mi?
'Kap,kaç' mentalitesi martılardan, insanlara biraz herkes de bu iklimde.
80 sonrası çoğalan bu tipler tesadüf değiller. Darbe ile ülkenin itildiği, ülkenin gitmesinin istendiği yollar bunlar... Seksen sonrası 'Özal zengini' diye de hitap edilen Türkiye nin geri kalan tarihinde bu şekliyle görülmemiş bir sınıf yetişti.
Yani dindar sağ, 'laik' sağ ve kapkaççı sağ var önünüzde seçenek olarak... Sağlardan sağ beğen! ' Aman sola dönüş olmasın...' telaşı var tabii bazılarının...
Sol olursa ne olur ? Bu ülkede hiçbir zaman güçlü ve gerçek sol olmaz, hiç korkmayın! Tehlike bile yok. Türk insanı dayanışmacı,
zeki bir halk değildir çünkü. Dayanışmacı sağ da olsa, o da birşey getirirdi. Ama o da yok. Artı sağın (hepsi için demiyorum) içinde bir zümre var ki, gerçekten hayat felsefesi 'Güçlü zayıfı ezer.' Küçük saf sağı da acaip iyi kafesliyorlar. Dayanılır gibi değil...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder