Yukarıdaki linkte ve aşağıda Serpil Yılmaz ın 28 Haziran 2007 tarihli Milliyet teki köşe yazısı var. Bu yazı bende bol çağrışım uyandıran bir yazı. Bir kere bu KEİ daha başlamadan evvel, bence herşey belli idi. Çünkü oraya sonuçlar geliyor, çalışmalar değil. Çalışmalar çok daha evvel başlıyor ve borazanla da, tam sayfa gazete reklamları ile de ilan edilmiyor. Hep duygusal tatmini, realist hesaplardan üstün tutan bir zihniyet var sanki Türkiye de.
Türkiye sanki senelerdir 'moral' pompalamaya, 'üstünlük' balonu uçurmaya çalışrken,
başkaları sessiz ve derinden 'iş'lerine bakıyorlar.
***
Niye devlet, devlet diye tutturuyorum? İşte devlet böyle konularda önemlidir.
***
Bence ne A.B.D ne Rusya ama ikisi ile de mesafeli ve iyi ilişkiler. Söylemesi basit ama yapması en zoru aslında. Çünkü güçlü olmak gerekir, 'yalaka' tutumları terkedebilmek için. Türkiye, Türk insanı böyle bir 'destek' aramaya alıştı. Bu da pek doğru değil. Bir de mesela yolda trafikte anlaşamasalar, hemen bir 'üst' 'kurtarıcı' bulma zihniyeti var. Yani bir tür 'Benim babam senin babanı döver.' sendromu...
Yaaaniii olayları kendi içinde az eleman ile halletmekten öte bir 'arka' ile çözmeye çalışmak... Bir 'üstün kurtarıcı' hayali gütmek. Halbuki her ufak veya büyük kavgada 'kurtarıcı' yı dışta aramak ne kadar doğrudur bilemiyorum...
Türkiye'nin zor seçimi: Ya ABD ya Rusya
Türkiye'nin ev sahipliğini üstlendiği Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün (KEİ) 15'inci kuruluş yıldönümü, Rusya'nın Yunanistan ve Bulgaristan ile peş peşe imzaladığı petrol ve doğalgaz boru hattı anlaşmalarının yansımalarına sahne oldu.
Mayıs ayına gidersek, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kazakistan ve Türkmenistan'a yaptığı 6 günlük gezide bu ülkelerle 4 ayrı doğalgaz ve petrol boru hatları anlaşması yapıp Orta Asya'nın enerji kaynaklarını kendisine bağlamıştı.
Rusya'nın bu tercihlerinin "ekonomik" olmadığını söyleyenler çıkıyor. Sonuçta Avrupa'ya açılan Güney Akım projesi, Karadeniz'in altından döşenecek 900 kilometrelik bir hattı öngörüyor. Oysa Rusya'nın aynı çıkış noktasından hareket eden (Novorossisk) Mavi Akım'ı uzatması daha ekonomik olabilirdi.
Putin'in "Gazman" dönemi, ABD'nin Irak işgalinde çuvallamasıyla açılıyor...
Tarihin yansıması
Enerji uzmanlarıyla çok taraflı yaptığım görüşmeleri özetleyen bir yaklaşımla, tarihten referans alıyorum.
Yıl 1914, Birinci Dünya Savaşı. Dünyanın petrol devi ABD. İngiltere'nin petrole ihtiyacı var ve Osmanlı'dan yeni keşfedilecek Irak petrollerini istiyor. Osmanlı İngiltere ile uzlaşmıyor, Almanya'nın yanında yer alıyor. Almanya yeniliyor, İngiltere umduğu kadar kazançlı çıkmıyor, "üçüncü taraf" ABD dünya lideri oluyor.
1918 yılında Osmanlı ile ihtilaf (itilaf devletleridir bence!!!) devletleri arasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından, İngiltere Kerkük'te ilk kazmayı vuramıyor. Türkiye'nin, Musul'u Irak'a bırakan 1926 anlaşmasından sonra, İngiltere 1927'de Kerkük'te Baba Gurgur petrol sahasını açabiliyor. Savaş bitse bile sürekli yeni kartlar açılıyor, ülkelerin "kazan-kazan" formülünü geliştirmeleri 9 yılı alıyor. İngilizlerin hâkimiyetinde olan Turkish Petroleum Company hisseleri 50 kez el değiştiriyor.
Bugün ABD, Irak İngiltere'sinin rolüne soyunuyor. ABD'nin petrolü, doğalgazı yetmiyor, Ortadoğu'ya giriyor. ABD'de Barker-Hamilton raporunun (Irak'ın işgalden önceki konumuna gelmesini savunan) yayımlanmasından sonra Mart 2006 itibariyle, Rusya ve ABD karşı karşıya geliyor. Rusya ile ABD artık rakip değil, neredeyse düşman safta yer alıyorlar. Putin'in hamlelerine karşı ABD Başkanı George Bush Balkanlara etki etmeye çalışıyor.
Uzmanlar, "Türkiye artık tarafsız kalamaz; ya Rusya, ya da ABD'nin yanında olmayı seçecek. İkili bir yol ayrımında" saptamasını yapıyorlar ve önerileri ekliyorlar: "Türkiye için en iyi yol hangisi olacak, sorusuna hemen yanıt verebilmek güç. Enerji konusunda hemen 'akil adamlar' oluşumuna ihtiyaç var."
İyimser olanlar
Taşlar diziliyor... Türkiye, Avrupa'nın doğalgazda Rusya'ya bağımlılığını azaltan Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Avusturya konsorsiyuma girdi ve Nabucco doğalgaz boru hattının yanında yer aldı. Macaristan geçtiğimiz aylarda, İngiltere'nin bastırmasına aldırış etmeden Nabucco'ya "rüya" proje yakıştırması yapıp mesafe koydu. Çalık grubu ve İtalyan Eni ortaklığı ile Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattı projesi için kurulan Trans-Anadolu şirketi nereden petrol bulacak, belli değil.
Türkiye rafineri yatırımlarına hazırlanıyor, öte yandan da petrol ve gaz kaynaklarından uzaklaşıyor. Bu tabloya göre, KEİ haftasının en iyimseri, İtalyan Ticaret Odası'nın konuğu olarak konferans vermeye gelen, Eni'nin Başkan Vekili Maugeri kalıyor. Gazprom'un ortağı Maugeri, "Türkiye global enerji ulaşımında kilit ülke" demeyi sürdürürken, "Putin'in en yakın müttefiki Türkiye'dir" diyebildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder