2007-07-11

11 July 1995 Muslim Pogroms in Europe


You have a link above in Wikipedia about the mass murder in Srebrenica in July 1995.

From the link above

'6th-11th of July 1995: the take-over of Srebrenica


The Dutch YPR-765s had to watch out for Serbian tanks in front of them and Bosnian anti-tank missiles behind them. [52]
On July 8, a Dutch YPR-765 armored vehicle took fire from the Serbs and withdrew. A group of Bosniaks demanded that the armored vehicle stay and fight with them. When the Dutch refused, one panicking Bosniak threw a hand grenade on the vehicle, killing soldier Raviv van Rensen.[26]

Serb forces entered the UN Safe Area in July 1995. Late on 9 July 1995, emboldened by early successes and little resistance from largely demilitarized Bosniaks, as well as the absence of any significant reaction from the international community, President Karadžić issued a new order authorising the VRS Drina Corps to capture the town of Srebrenica.[22]''

Sevgili Türkler,

Yukarıda 1995 Srebrenica katliamı ile ilgili bir link var. Biliyorum hiç üstünüze alınmıyorsunuz. 'Üzülürüz tabii ama bizimle ne alakası var?' diyorsunuz. Çünkü hafızasız, uzgörüsüz bir gurühsunuz.
Yahudi katliamları da birden bire olmadı. Bu katliamlar 'geliyorum!' dedi, ama kimse oralı olmadı. Eski Yugoslavya dağılırken gazeteleri gün gün takip ettiyseniz, çok doğru şeyler yazıldığını da görürsünüz bütün manipulativ ve taraflı haberlerin yanısıra... Türkçe basını kastetmiyorum. Onlar kendileri hakkındaki gerçekleri görmek ve yazmaktan aciz insanlar, kaldıki böyle şeyler onların neyine...

Yahudi katliamları yahudilerin aynen şu andaki Türk zenginleri gibi ulusçuluğu geri kafalı bir küçük burjuva buluşu olarak görmelerinden kaynaklandı kısmen... Zengin yahudiler hiçbir zaman ama gerçekten hiçbir zaman o şapkaları, şık bavulları ile geldikleri kamplarda sefil bir şekilde öleceklerini düşünemezlerdi... Tüylerim diken diken oluyor Harun Farocki nin bir belgeselinden bazı sahneleri hatırladıkça... (Mumok ta tesadüfen seyrettiğim)
Çok üzüntü verici ve haksızlık tabii ki, ama bu subjektif bir bakış açısı ile anlaşılabilecek bir olay değil. Yahudilerin ataerkil toplumlarda yaşayıp ataerkil strukturlar ile yönetilen birimler kurmamaları da buna kısmen sebep oldu. Bir kısmı (hepsi değil tabii) kendini yaşadığı toplumdan üstün görüyordu. Muhtemelen gerçekten de üstündüler ama işte bir topluluk kuramazsan kendini savunacak, bu da sorun oluyor.

Musevilik -eğer tektanrılı dinleri bir hikaye olarak düşünürsek- en eskisidir. Bu önemli birşey. Strukturları itibari ile anaerkil çağa öteki iki öğreti den (hiristiyanlık ve islam) daha yakındır zaman olarak... Musevilik zaten en başından toplumsal alanda herkesin eşit olduğuna inanmaz ki, kalkıp islam veya hiristiyanlık gibi uzun soluklu projelere imza atsın. Bir yerde haklıdır da tabii ama yine de... Dünyayı paylaşmak zorunda kaldıkları öteki topluluklar onlardan daha ataerkil çıktı. Onlar genellikle zeka ve bazen gerçekten üstün beceriler ile bütün bunlardan kurtulmayı başardılar, ama kısmen de çok egoist ve paranoyak oldular... Museviler bilerek ve isteyerek bir devlet kurmadılar demek istiyorum. Devlet kavramı fazla ataerkil kaçıyor anaerkil strukturlar üzerine kurulmuş eski ve bir o derece önemli bir öğreti için.

Vermek istediğm mesaj: Ekonomi ile 'herşey' 'hallolmaz.' !!!!! Politika her zaman vardır ve olacaktır. Hakim gruplar nasıl politika yapıyorlarsa siz de o şekilde politika yapmak zorunda kalırsınız, hoşunuza gitse de, gitmese de... Museviler ulusçuluğa inanmıyorlardı ama ulusçu topluluklar onları sildi, süpürdü. 'Üstün' olmaları işe yaramadı, daha beter Alman halkında kin ve öfke yarattı sadece. Muhtemelen Nazilerin 'üstün insan' teorisi yahudilerin kibiri ve görgüsü ile savaşmak için yaratıldı...
***
Ulusçuluk asla Osmanlı nın buluşu olamazdı. Osmanlı daki birlik tahayyüllerine aykırı bir tahayyül idi.
'Fransız İhtilali tarihte bir istisna olmalı idi bir kural değil.' der Richard Rorty. Ben de bu sözü beğenmişimdir ama benim Fransız İhtilali ni yargılamak aklımdan bile geçmez ve geçmezdi. Fransız İhtilali politika yapması gereken sınıfın politika ile uğraşmaktan daha zevkli uğraşlar bulması ile ilgilidir biraz da. Politika aristokratlar için fazla küçük burjuvaca bir iş idi belki, fazla askeri... Taa ki Napolyon gelene kadar.
Almanlar ın bazıları Hitler ile Napolyon u taklit ettiklerini söylerler, Fransızlar ve İngilizler tarafından ezilmemek için...
Avrupa da (ve genellikle her yerde ama Avrupa da daha çok) güçlü organizasyonlar kuramamış topluluklar öteki topluluklar tarafından ezilir veya yok edilirler. Avrupa da 1789 dan itibaren iki politik kimlik vardır; birisi sınıf, ötekisi ulus... İkisini de sevmiyoruz, itiraf edelim... İkisi de bize iğrenç geliyor, çünkü hep birilerinin dışlandığını düşünüp, daha yüksek bir birlik tahayyülü arıyor belki bazıları...
Ama işte öyle olmuyor. Gruplar var ve kendi grubunu kuramayan yolda kalır...
Türkiye de bugün ekonominin politikaya fırsat vermemesi, en ufak bir politik manevra alanı bırakmamış olması, yüzyıllar içerisinde olan birşeydir. Ve siz şimdi ulusal ekonomiyi kurmadan '1. sınıf dünyalı' olacaksınız zannediyorsunuz değil mi ?
Aynen bankalar ve havayolları şirketlerinin dağıttıkları kartlar gibi... O kadar kolay bu işler... Politika kalmadı artık, yaşassın zenginlik! :-)

Hiç yorum yok: