2007-08-29

Dün Istanbul da yağmur yağdı.



28 Ağustos 2007 Salı günü Istanbul da yağmur yağdı. Yağmur öncesi ve yağmurdan sonra, yağmur da Istanbul bence başka bir güzel oluyor. (Tabi pencereden seyretmek şartı ile) Çok beklenen ve şehrin ihtiyacı olan bir yağmurdu. Bütün bir Ağuştos ayının tek yağmurlu günü idi sanırım. Bu yüzden bu sevinç, yoksa ben devamlı olduğu zaman yağmurlu havayı seven bir insan değilim. Hatta aşağıda bahsedilen tamamen kıtasal iklimin etkisi altında olan Viyana-Berlin hattındaki gibi devamlı yağmur alan yerler veya ısı farklılıkların birdenbire ve yüksek farklarla seyretmesi de bana göre değil. Gerçi Viyana da çok güzel yazlar da geçirdim, geçirmedim değil. Viyana nın yazı da bir başka güzel olur, bence bir kış şehri olmasına rağmen. Çünkü herkesin gidebileceği havuzlar var orda. (Bir şehir düşünün halkı o şehrin üç tarafındaki suları katletsin veya sadece taşımacılık için kullansın, -ben diyorum ki zaten boğaza da beton dökelim millet rahat, rahat gidip gelsin canım, hem otopark problemi de çözülür...:-) En güzel yerler zaten otopark olarak kullanılmıyor mu?- sonra da kendi diktiği çirkin otellerin tepesinde suya girmeye çalışsın para ödeyerek...Kollektiv zeka ürünü yine...)
Yeşillik, iyi organizasyon insanın hayat kalitesini yükselten şeyler tabii ki. Artı yağmur ve yeşillik solunan havanın kalitesini yükselten şeyler. Istanbul da bazen insan gaz maskesi ve gürültü tıkacı ile dolaşmak istiyor. İnanılmaz gürültülü ve egzoz gazlarının fosur fosur etrafa savrulduğu bir şehir Istanbul.
Yine de en büyük farklar coğrafi farklar değil, politik ve zihniyet farklılıkları... Gözle görülmeyen şeyler... Bu gözle görülmeyen şeyler cahil insanı çok rahatsız ediyor. Çünkü gözle görülenin hemen aynısı yapılabiliyor, taklit edilebiliyor. Markalar getirtiliyor, dükkanlar açılıyor. Olmazsa insanlar getirtiliyor...Aynen Osmanlı da olduğu gibi... Değer yargı da geç kalınmıyor, anında tepki verilebiliyor. Ama gözle görülmeyen şeyler bazı insanları çok rahatsız ediyor...
Felsefe ve sanat aslında gözle görülmeyen şeylerdir... Görünenler önemli olanlar değil, görülmeyen şeyler daha önemli bence... Yine Wittgenstein ın kendi kitabı hakkında söylediği şey aklımdan geçiyor; 'Bir yazdığım kitap var, bir de yazmadığım. Ama asıl ilginç olan yazmadığım...'

Hiç yorum yok: