Bugün ayın 27 ' si. 27 Eylül 2007. Ramazan ın kaçı bilmiyorum, herhalde 15 i falan, çünkü dün dolunaydı. (Dolunay bence migrene de sebep oluyor. Bu sene dolunay hakkında hiç iyi birşey düşünmüyorum. Gerçi güzel gözüküyor ama yine de bir aşırılık var, bir aşırılığa sanki sebep oluyor. Eminim çoğunun hiç umurunda değildir, bazılarına da iyi geliyordur... )
Kuran da 27. Bölüm de Karıncalar Vadisi diye bir süre var. (Neml) Burdaki hikayelerin çoğunu yarım yamalak bir yerlerde ya duymuşsunuzdur, ya da filmini görmüşsünüzdür. Avrupalılar incili ve tevratı ne kadar resmedip ve resmettikçe de kendilerini sevmeye başlayıp, hikayenin mesajından sapmışlar ise,(Tabii ki klasik islami görüşte değilim, yani resim veya sinema ile uğraştıkları için 'yoldan çıkmadılar.' Tam tersine bazen bu tek araç idi bazı mesajların iletilebilmesi için. Bu karmaşık bir konu...) Amerikalılar da dini konular hakkında bir o kadar film çevirdiler. Film medya olarak resimden daha kitlesel olduğu için daha çok insana ulaştı muhtemelen.
Saba (Sebe?) Kraliçesi Belkıs bildiğim kadarı ile başka yerlerde de konu ediliyor. Ben de bu konuda çok şey bilmiyorum. Araştırma konusu olmaya ama değer bir konu, her ne kadar burda tarihi gerçek kastedilmiyor da olsa...
Karıncalar vadisi nde hoşuma giden daha o zaman insanlarla hayvanlar arasında ortak bir dilin var olduğu düşüncesi... Bunu tabii herkes bilmiyordu ama bazıları kuşların dilinden anlıyordu Davud ve Süleyman gibi. Foucault da, 'Kelimeler ve Şeyler' de dilden bahsedilirken, dil kavramının nasıl değiştiğinden bahsedilirken, bundan da bahsediliyor. Babil de ceza olarak ortak dil insanların elinden alınıyor(muş). (Babil konusu için Batı için önemli olmuş bir konu, Kuran da bir tek Bakara (Sığır) nın 102. ayetinde bahsi geçiyor.) Dilin kendi kendini anlama şekli ve zaman içindeki değişim aslında çok önemli...
İnsan ın doğa içinde kaybolmamışlığı veya ayrı bir konumu söz konusu... Herhangi bir hayvan sürüsünden farksız olan insanın, hayvanlarla iyi geçinmek zorunda oluşu... Süleyman karıncanın bağırmasını (bir karıncanın bağırmasını anlamayı düşünün bir kere bir ordu ile ilerlerken... Bir kere bu çok güzel bir düşünce...) işitip, anladığı için mutlu oluyor... Bunlar zıtlıkların yanyana geldiği şeyler...
Bence bunlar hep benzetmeler... Bir incelik, bir örnek var orda... Ve daha anlamadığımız başka şeyler...
***
27 Karıncalar Vadisi nden:
18. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
19. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
20. Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
21. “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.”
22. Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”
23. “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder