Bu blogda Belcika ya kendi sandığımdan daha çok gitmişim. Van Gogh un hayatını okurken mecburen Borinage a gitmişiz.
Bu arada aşağıdaki serzenişlere eklenilmesi gereken şeyler var. Hollanda nın en güneyi EU tarafından özel bir bölge olarak belirlendi oraya sınırı olan öteki ulus devletler ile birlikte... Bu tabii güzel bir proje. Bu EU nun mantikli projelerinden bir tanesi.
Ama Türkiye ile çok fark var arada bu konuda... Türkiye deki insanlar barışın gücünü ve kıymetini anlamıyorlar bazen. Kürtler kendi dillerinde konuştular Osmanlı da senelerce. Bu demek değildir ki kalkıp komşunu öldüreceksin.
Irak tan kaçan kürtler hep Türkiye ye sığındı daha sonra. Türk pasaportu olmasa ellerinde, kim onları adam yerine koyacaktı ? Irak pasaportu ile nereye kadar gideceklerdi ? Irak ın hali ortada. Talabani, Barzani gibiler olmasa 'özgür Irak' projesi harekete geçirilebilir miydi?
Osmanlı nın eski kaynaşmış coğrafyasını A.B. ile başarmayı hedefliyor Avrupa... Ama bu kaynaşmaya doğru giden yol eski savaşlar üzerinden geçti.
Avrupa yı Avrupa yapan şeylerden bir tanesi Asya ve Afrika yı sömürgeleştirmeye çalışmak kadar kendi aralarında sürdürdükleri inanılmaz savaşlardır... Brüksel in AB projesinin başkenti olması tesadüf değil. Çünkü en başından beri 'Germenlerin' ve 'Romalıların' barış içerisinde yaşaması A.B. projesinin lehinedir.
Valonlar Fransızca konuşuyor, Flamanlar Hollandaca ya benzer bir dil konuşuyor. Hollandaca Almanca ya benzeyen bir dil, ama ulus olarak kendilerini Almanya ile ilişkilendirmiyorlar.
Belçika bütün bu savaşları bilen, bunların acısını çekmiş bir ülkedir. Daha büyük bir birlik için eski düşmanlıkları aşmak gerekir, bunu herkes bilir. Avrupalılar inanılmaz iddiacıdırler ufak kimlik farklılıkları konusunda... Ben bunu doğru bulmuyorum. Avrupa Türkiye üzerinde ukalalık yaparken haklı olarak kendinden yola çıkıyor. Belçika da mesela 3 tane resmi dil var, İsviçre de 4. Daha evvel Osmanli da cok dillilik varken, Avrupa böyle problemler yüzünden yüzyillarini bosa harcadi. Hatalarini anladi ve tamir etti. Simdi tabii dünyaya kafa tutuyor. Karşısındakilerin psikolojik gelişmemişliğine oynuyor ve başarılı oluyor. Avrupa lılar ne kadar kendi aralarında anlaşamasalar da, bunu başkalarının koz olarak kullanmasına izin vermeyecek kadar zeki insanlardır. Daha doğrusu bunu zamanla öğrendiler. Çok da zor süreçlerden sonra öğrendiler.
Çok ciddi bir şekilde de savaştılar tarih boyunca bu dil problemi yüzünden. Türkiye de tek bir resmi dil vardır. Öteki türlü çok zengin ve psikolojik olarak gelişmiş olmak gerekir. Şimdi Valonlar ve Flamanlar Türkler ve Kürtler gibi değildir. Karşılaştırma yapılamaz. Çok farklı tarihi süreçler bunlar. Ama işte olaylar burda tıkanıyor. Sonuçta AB ye girmeye çalısan Türkiye olunca, bütün bu farklar daha beter ortaya çıkıyor...
'Ne A.B.D., ne A.B. tam bağımsız Türkiye' sloganını ben haklı buluyorum. Her ner kadar biraz iluzyon gibi gözükse de...
Belçika da Almanca konuşan azınlık nufüsun büyük bir bölümü olmadığı halde Almanca resmi dil imiş Belçika da. Tabii kaç yılından itibaren diye sormak lazım. (Avusturya da mesela Slovenlere kendi dillerinde tabela bile yasak ama nedense Türkiye deki haklar icin pek hassaslar...)
Dil problemi şu anda Istanbul da aşılmış gözüküyor. Otobüslerde bağıra, bağıra konuşan kişiler duyuyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder