Maalesef Istanbul un sokakları gazeteci cinayetleri ile dolu. Istanbul Biennali nde Rainer Ganahl in eseri gözümüzden kaçmadı tabii ki. Bir kere Istanbul ile ilgili birşey yapmış, bu başlı başına bir çaba. Birçok eser bana ilk defa Istanbul Biennali nde sergileniyormuş gibi gelmedi.
Gazeteci öldürülmelerinde Türkiye 8. sırada imiş, acaba ilk 7 yi kime kaptırmış diye geçti aklmdan...
Istanbul da bir kere yaya olmak çok kötü birşey, değil ki bisiklet. Bisiklet kullanılacak şehir değil Istanbul. İnsanlar çelik zırhı olanlar ve olmayanlar diye ayrılıyor bu şehirde. Olanlar olmayanlardan üstün görülüyor, trafikte bunu göre 'düzenleniyor'...?!
Ben mesela ilk geldiğimde kaldırımlar üzerine bir film yapmak istiyordum, hala yababilirim tabii... Mesela devamlı yere bakarken yürümek zorunda kalmak ve yer... Devamlı kaldırımları çekip, yayınlamak isterdim.
Kaldırım denen şey aslında yoldaki engebeyi kaldırmak için, ama bu ülkede engebeli kaldırım üretiliyor.
İnşaat sektörü öteki bütün sektörlerden daha çabuk, en çok da tarım sektörünün aleyhine büyüyen bir sektör Türkiye de. Ben hatta maganda sektörü olarak görüyorum bu sektörü. Çünkü aslında mantıkla değil, maçovari bir hırsla büyüyen bir sektör inşaat sektörü Türkiye de. Gökdelenler birçokları için bir prestij meselesi. Biliyorum ki gökdelenleri bir övünç kaynağı olarak görenler var ama nedense kaldırım yapamamak kimseyi rahatsız etmiyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder