'Die Philosophie ist ein Kampf gegen die Verhexung unseres Verstandes durch die Mittel unserer Sprache"
sagt Wittgenstein (1889 - 1951)
Burada da yazmak istediğim şeyler var. Vakit yok. Sonra.
13.12.2007
Zamanın bulunması lazım bazı şeyler için. İnsan istemediği şeyler yapınca mutsuz oluyor. Yukarıdaki Almanca cümle Wittgenstein ın bilinen önemli cümlelerinden bir tanesi. Bu cümleyi not etmemin sebebi Deleuze ün dediği gibi şimşek gibi çakan bazı hızlı düşünce kııvılcımlarını 'maddeye geçirmek'.
Dün Gaston Bachelard ın 'Su ve Düşler' kitabını okurken aslında benim ne kadar madde düşmanı bir insan olduğumu hissettim. (Su ve Düşler. Maddenin imgelemi üzerine deneme .Çeviren: Olcay Kunal YKY-2320, Cogito-145
Kitabın orjinal adı: L eau et les reves - essai sur l imagination de la matiere. 1942
Elimdeki kitabın 1.baskısı Mart 2006 da yapılmış. Arada 64 yıl var. Umarım bu ilk tercümesi değildi kitabın Türkçeye...Bilmiyorum öyle mi, değil mi...)
Madde düşmanı olduğum için sanırım düşünceleri kağıda değil bilgisayara yazmayı seviyorum... Madde ile ilişkiniz oldu mu çünkü sorunlar başlar; en ateşli cümlenizi yazarken mürekkep biter, defter biter...
Eskiden yazarın önünde boş kağıt olurdu ama artık öyle birşey yok... Yani isterseniz var ama aynı şey değil.
Bilgisayar ekranı (interface de deniyor) aslında kağıt denen maddeden değişik. Word programını açtığınızda karşınıza çıkan sanal A4 bile fazla maddeci geldiğinden bitmeyen bir kağıt gibi gördüğüm bir blog ekranına yazmak bana aynen suya yazmak gibi bir özgürlük duygusu verdiğinden sanırım hoşuma gidiyor...
Ben suya yazmayı seviyorum...Biliyorum suya yazmak yok olmaya karşı önlem almamak demektir.
(Ayrıca Türkiye de bilgisayar ekranının 'haşırt' :-) diye yok olduğunu birkaç kere yaşadıım. Bir travma tabii ki... Tabii bu ayrı bir konu. Türkiye den olan blogların özel bir sevgi ile saklanmaları lazım, çünkü Avrupa daki şartlar ile burası bir değil.
Yine daldan dala atlıyorum ama konu madde. Bir filozofun yazabilmesi için en başta kendi kendini ayakta tutması gerekir. Bu en basiit şey filozof için basit ve doğal değildir. Nietzsche bu yüzden ilk sıraya 'Sich selbst erhalten!' diye bir kural koymuştur. Yani ilk önce kendi maddesel varlığını devam ettirme kuralı. Biliyorum bu en basit şey filozof için öyle basit birşey değildir.
Wittgenstein in nazi kamplarında öldürülmemesinin sebebi tesadüfi bir sebep. Yoksa kendisi Nietzsche nin bu altın kuralına uyan bir düşünür değildi. Filozof bazı maddi zorluklar hiç olmasa da, veya bunları aşsa da, yine de yaşaması zor bir yaratıktır. Çünkü başkalarını tatmin eden şeyler onu tatmin etmez. Hayatını devam ettirmekten daha çok kafasında bir düzen yaratmak ister. Yani Wittgenstein ortalama bir yahudi aileden gelseydi muhtemelen kendi hayatını idam ettiremeyecekti.Kendini KZ de bulacaktı, biz de burda size 20.yy filozofu Wittgenstein dan bahsedemeyecektik.
Yani 'nötr' söylem aslında ne kadar iki yüzlü bir söylem, bunu anlayın diye yazıyorum...
Wittgenstein Naziler gibi bir küçük burjuva hakimiyetinin büyük bir iştahla KZ lere atamayacağı kadar zengin bir aileden geliyordu. Freud un kızkardeşini, Erich Fromm un annesini KZ (Nazi kamplarına) gönderen zihniyet dünyada tek başına olsa idi, Wittgenstein diye bir isim geçmeyecekti bugün felsefe tarihinde...
Düşünür bu yüzden sadece kendi varlığını değil, grupların da varlıkları üzerine düşünmek zorundadır... Hele de 20.yüzyılın barbarlıklarından sonra...
O barbarlıklar birer önemsiz tesadüf değildi... Öyle gösterilmeye çalışılsa bile...
Modernite nin tarihinde barbarlık katlanarak artmıştır, pozitivizmin iddialarının tam tersine. (Buraya Baudrillard ın bir cümlesini eklemek isterim daha sonra...) Gelecekte de azalacağı konusunda en ufak bir garanti yok...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder