Nasıl 22 Mayıs 08 oldu, ben de anlayamadım...Birkaç gün evvel okuduklarıma aslında yorum eklemek istiyordum ama olmadı. Huntington ın meşhur kitabının sol kapakçığında kitabın bilimsel olmadığı yazar. Kitap belli fonlardan karşılanmıştır. Bunu da gayet dürüstçe kitabın başına yazmışlardır... Ama sonrasında 'Bir deli bir taş atmış, bin akıllı çıkaramamış.' hesabı bu kitabı 'bilimsel' görmeye çalışanlar çok oldu. Bu kitap Baudrillard ınınSoğuk Savaş için dediği gibi 3.Dünya Savaşı ından sonra yazılmıştır. Kazanan tarafın politik bir manifestosudur diyebiliriz. Burada Amerikalı profesör A.B.D. ve İngiltere nin beraber olmak şartı ile askeri olarak dünyanın geri kalanına üstün olduğunui ve nerdeyse istedikleri herşeyi yapabileceklerini yazıyor. Her savaştan sonra olduğu gibi durumun gözden geçirilip, paylaştırmanın baştan yapılması gerektiğini belirtiyordu. Hatta Türkiye ve Yunanistan ın Batı dan ayrı kültürler olarak (ki aslında doğrudur kültürel olarak) NATO dan çıkmaları gerektiğini de savunuyordu. Ayni kitapta tavsiye olarak Türkiye nin eski rolüne (ki bu rol de tartışılabilir bir rol) dönüp, yani Batı dünyasının peşinden koşmaktansa müslüman dünyada kendine bir yer açması tavsiye ediliyordu.
Burda tabii göz ardı edilen Osmanlı İmparatorluğu nun Batıdaki varlığının Batının görmek istediği gibi 'iğreti' değil, gayet uzun süreli ve Batının görüşünün dışında bir hegemoni olduğudur yüzyıllarca. Batılı dostlarımız Asyalı hegemonilerden pek haz etmezler, Japonlara ne yaptıklarını gördünüz A.B.D. nin. Bunun tarihsel varlığını bile kabul etmek istemiyorlar... Şu anda onları gerçek anlamda tehdit eden bir hegemoni yok aslında, kendileri ciddi birer tehdit aslında dünyanın geri kalanı için. Hadi bunu da geç, Türkiye ye biçilen rol, Türkiye yi güdük bir ülke haline getirmeye çalışan bir rol. Ama tabii bütün bunlara kızılmaz, çünkü Türkiye nin kendi içindeki düşmanları en azından çıkar konusunda rasyonal davranan Batılı dostlarımızdan daha zor anlaşılır ve daha çetin ceviz durumunda...İnsan Türkiye yi gördükten sonra, 'bu ülkenin düşmana ihtiyacı yok, bunlar kendi kendilerini haklarlar' diye düşünmekten kendini alamıyor...:-)
A.B.D. ve İngiltere dış politikası Soğuk Savaş tan sonra islamı hem yeni düşman olarak gösterip, hem de islah edilmesi gereken bir misyon konusu olarak seçti. Burda da bir çelişki var aslında ama şimdi bunun üzerine gitmek istemiyorum. Dünki blogdaki alıntı yazıda bu yönde yazılmış. Aradan yıllar geçmiş olması köklü geleneği olan devletlerin dış politikalarının iki günde bir değişmeyeceği gerçeğini bir kere daha göstermiş oluyor.
Türkiye gerçekten çok kendine özgü bir yol seçti, çünkü gerçekten kendine özgü bir ülke.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder