2008-07-13

Kafamı bulandıranlar

Aylardan Temmuz, hava çok sıcak. Medya bende genel olarak hazımsızlık yapıyor ve bazı şeyleri kusmam gerekiyor...

Betancourt

Betancourt Kolombiya da başbakanlığa adaylığını koymuşken FARC tarafından kaçırılan bir kadın politikacı. 6 yıl rehin tutulduktan sonra Amerikan ve İsrail istihbaratlarının işbirliği ile kurtuluyor. En azından El Pais de böyle yazıyordu. Bu iki istihbarat örgütü Kolombiya lıları yetiştiriyor ve örgütün içine sızmalarını sağlıyor. Uzun vadeli, sabır ve itina gerektiren bir plan. Kolombiya başkanı Uribe tabii ki 'biz' başardık diyecek, çünkü özel olarak yetiştirilenler Kolombiyalı.
Neyse, bu olayın özeti, bunlar beni pek ilgilendirmiyor. (Bu arada İsviçre gazetesi NZZ de de FARC ın rehineler için büyük paralar aldığı yazdı. Ben birinci versiyonu daha mantıklı buluyorum. Ama tabii bilmediğimiz kesin çok şey vardır.)
FARC da PKK gibi yasadışı uyuşturucu kaçakçılığından geçiniyor. Tecavüz, disiplinsizlik anlaşılan diz boyu. (Bu arada PKK nin tecavüzleri tabii ki Batı basınında yer almıyor. En son tecavüz de 14 yaşındaki bir kızın dövülerek, öldürüldükten sonra, sokağa atılması ile ortaya çıktı.) Bu iki örgüt de aslında yasadışılığın normal bir hale geldiği, medeniyetle ilgisi olmayan kurumlar... Yine de manasız bir sol romantizm ile bu örgütleri savunmaya çalışanlar var. Sol ve solculuk ile bence ilgileri yok, çünkü belli bir seviyeye gelebilmiş kurumlar değiller Şiddetten uzak duran bir sol yaratmak önemli.

***

Ağrı Dağ ında 3 Alman

Keh keh. Bu konu tabii beni güldürdü. Bence kaçırılan Almanların hoşuna gidiyordur, yaz ayında bir dağda, karların ve kürtlerin içinde olmak... En bayıldıkları şeyler bazı 'sol romantik' Almanların... Keh keh... Bu olay gerçekten biraz zevkli benim için. Serbest bırakıldıktan sonra bile 'Kürt halkının kurtuluş mücadelesinin bir enstrümanı olduğumuz için mutluyuz.' falan gibi şeyler bile saçmalayabilirler. Almanların bir kısmına rahat batıyor. Alışık değiller. Bazıları Antalya da lüks bir otelde olmaktan eminim rahatsız olur, onlar acı çekmekten hoşlanır ve 'zoru başarırlar.'
Bir tür acı çekme narsizmi.
Bu arada tabii T.C. nin her yeri kontrol altına alamadığı haydutların etrafta kol gezdiği de bu kaçırma ile su yüzüne çıktı. T.C. nin kendi dağlarında haydut istememe ve buna karşı savaşma hakkı vardır. Bundan daha doğal birşey olamaz. Normal şartlarda kim olursa olsun aklına esen yerde adam kaçıramaz ve alıkoyamaz. Bu Türk de olsa değişmez, kürt de olsa değişmez. Batı medyası bu olayı nerden haklı çıkarmaya çalışacak, merak ediyorum. Schaeuble Roj TV yi yasaklamış. Nasıl cesaret etmiş?!
Şimdi kimbilir Tr. de Almanların başına daha neler gelir?

***

Kürt kadınları ve töre cinayetleri

Almanlar olsa idi, mutlaka istatistik tutarlardı. Türkiye de töre cinayetlerinden ölen kadınların ne kadarı türk, ne kadarı kürt diye... Tabii böyle birşey var mı diyeceksiniz. Almanlar mutlaka bir kriter bulurlardı etnik ayrımcılık konusunda, malum uzmanlık alanları... Kürt kadın politikacıların (hadi erkekleri bırak) bir kere kendi toplumlarının içerisindeki kadına uygulanan haksız uygulamaları tematize ettiklerini hiç ama hiç görmedim. Bu sanki Türkiye nin derdi, onların derdi değil. Sağdan, soldan palazlanarak bir tane kadını öne çıkarırlar, o da Betancourt gibi bir saftoriktir, vitrin olur, senelerce boşu boşuna kullanılır ama ne politika da, ne de kadın haklarında bir ilerleme olur. Çünkü kökleri en ilkel şiddet kurallarında yatan bir aşiret toplumunda erkeğin sözü geçer... Öne vitrin olarak çıkarılan kadın aslında bu düzenin bir parçasıdır, eleştirmeni olamaz... Çünkü aslında kadını birey olarak tanımaktan çok uzak bu toplumlar... Leyla Zana ve Merve Akkavaklı nın bir arada mecliste görüntülerinin yayınlandığı bir program vardı. İkisinin de vitrin olması dikkatimi çekti. Yani ikisi de arkalarındaki son derece ataerkil toplumun politik amaçlarla vitrin olarak öne sürdüğü kadınlar. Yani ikisi de gerçekten kadın olmayı ve kadın haklarını savunmayı akıllarından bile geçirebilecek konumda değiller...

Hiç yorum yok: