Semih İdiz bugün oldukça fevri yazmış bence. Kendisi zaten bir Amerikan savunucusu olarak Türk Basını nda tanınıyor. Wilson kendisine eli ile bir ödül verdi. Başka ülkelerde böyle ödüller gazeteci için utanç vericidir ama burası Türkiye. Yine Milliyet ten başka bir gazeteciye de fahri doktora ünvanı verildi en sağcı üniversitelerden biri tarafından...
Bütün bunlar utanç verici. Anlayan var mı acaba?
Neyse şimdi sadede gelelim, zaten yorgunum...
Türkiye aklı başında bir ülke olsaydı, belli grupların peşine takılmış şahsiyetsiz politikalar izlemezdi. Rusya ya da, A.B.D. ye de kendi çıkarları konusunda mesafeli kalabilirdi... Ama hayır, adice bir politika izledi... Türkiye nin yönettirildiği magandalardan da zaten daha iyisini beklemezdik... Hangi şartlarla, kimin nasıl 'hökümet' olduğu belli...
***
Liboşların 'ulusalcı' kelimesini asla kabul etmemek lazım... Halkçı bence doğru bir ifade olurdu.
***
Sakaşvili bir kere muhalefete asla tahammül edemedi. Batı nın kuklası öteki Asyalı magandalar gibi gittikçe 'tiran'laştı... Unutmayın Erdoğan da bir ara nasıl 'tiran'laşmıştı... Batı artık bıktı bu adamlardan... Batı bir adamı alıp, bir yere getiriyor. bu adamlar kendilerini birşey zannetmeye başlıyorlar... Batı için bile utanç verici saçmalıklar yapmaya başlıyorlar... Batı bunları mecburen bir yere kadar destekliyor, başa fazla dert oldular mı, bir kenara atıyor. Saddam da Batı nın yetiştirdiği son derece zalim ve megolamanyak bir tirandı...
***
Rusya Asyalı bir ülkedir. A.B.D. değildir; kendi orijin ülkesi asla Asya değildir. Coğrafya önemlidir. Batı nın genişleme taktiklerinden bir tanesi büyüğün yanındaki aşağılık kompleksli küçüğü destekleme ve coğrafi komşuların tarihsel düşmanlıklarını kendi amaçları için kullanmasıdır... Bakınız Japonya ve Çin. Daha çok örnek var. Rusya ve Türkiye de bu coğrafya da komşu güç merkezleridir ve tarihte gerginlikler yaşamış olmaları gayet doğaldır. Fransa ve İngiltere tarihi de gergindir ama bunu onlara karşı kullanmanıza izin vermeyecek kadar zekidirler...
Rusya ve Türkiye nin aralarındaki sorunları aşmaları ikisi için de daha iyi olurdu... Ama Erdoğan bugün TRT 1 de saçmaladı yine... (Bu arada TRT 1 de, 2 de hükümetin kayığına binmişler...)
Rusya PKK ya silah yardımında bulunan ülkelerden sadece bir tanesi; listede o kadar çok ülke var ki... Saymakla bitmez... (A.B.D ve A.B. ülkeleri mesela hep listede)
Ben Türkiye nin Gürcistan a silah satmış olmasını doğru bulmuyorum, Ruslar PKK ya değil satmak, hibe ettiler bildiğim kadar ile... Yani daha beter... Ama yine de...Politika düşmanlık ve dostluk üzerine yapılmaz...
Milliyet
11 Ağustos 2008, Pazartesi
Türkiye’yi Batı’ya iten Rusya’dır
Gürcistan, ayrılıkçı Güney Osetya’ya karşı operasyonunu başlatırken Rusya’nın bu denli şiddetli bir tepki göstereceğini tahmin edemedi. Özetle, Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Rusya’da uzun süredir kaynayan ve taşma noktasına gelen kızgınlığı doğru okuyamadı.
Sivilleri vurmaktan çekinmeyen Rusya’nın bu aşırı tepkisi de zaten, Moskova’da Tiflis’e karşı bir operasyon için fırsat kollandığını gösterdi. Gürcistan, Güney Osetya’da “fevri davranmakla” suçlansa bile, Rusya’nın “barış gücü” kisvesi altında giriştiği şey sonuçta, BM üyesi olan ve sınırlarını korumaya çalışan Batı yanlısı bağımsız bir devlete karşı savaş açmaktır.
Bu anı kollamışlar
Başta Başbakan Putin olmak üzere, Rus yetkililerinin “Yaptıkları cezasız kalmayacak” türünden açıklamalarda bulunmaları da saldırı için bu anı kolladıklarını açıkça gösteriyor.
Kısacası, Moskova, Oset ayrılıkçılığını destekleyerek, Gürcistan’ı istediği noktaya getirip darbesini vurdu. Bunun şiddetini de Sırbistan’ın bombalanması, Kosova’nın bağımsızlığı ve ABD-NATO ekseninin Kafkaslar’a yayılmasından duyulan hiddet belirlemiş oldu.
Buradan, konuyla ilgili son yazımıza kızan ve bize mesajlar gönderen okurlarımızın “Rus muhipliği”ne geçmek istiyoruz. Abhaz kökenli vatandaşlarımız bir yana, bu kişilerin hissiyatını besleyen başlıca faktörün Batı ve özellikle de ABD aleyhtarlığı olduğu tepkilerden anlaşılıyor.
“Rus muhipler”in özellikle “ulusalcı” kesimden çıkmaları ise dikkat çekiyor. Oysa aynı kişiler dedeleri için Türklerin en büyük düşmanın Rusya olduğunu, hâlâ sıkıntı yaratan Ermeni sorunu dahil, birçok sorunu Türklerin başına ilk etapta Rusların ördüğünü unutuyorlar.
Tarihin garip bir tecellisi
İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmayı başaran Türkiye’nin -tarihin garip bir tecellisi olarak aslen Gürcü olan- Stalin’in, daha çok Rus çıkarlarına hizmet eden bir şekilde, Boğazlar ile Doğu Anadolu üzerinde hak iddia etmesinden sonra Batı ittifakına girdiğini de unutuyorlar.
Bu arada bu kişilerin, Rus basınında, Gürcistan’daki çatışmalar çerçevesinde, daha şimdiden Türkiye aleyhtarı bir hava estirilmeye başlandığını da not etmeleri gerekiyor.
Ulusalcılarımızın, tarihte İslam düşmanı olan Rusların günümüzde de su yüzüne çıkan bir diğer temel korkularının “Pan-Türkizm” olduğunu, Moskova’nın sırf bu yüzden Karabağ’ın Ermenilere geçmesinde faal rol oynadığını da hatırlamaları gerekiyor.
Kaderini Gürcistan gibi Batı’ya bağlayan Azerbaycan da ileride kendisine çok kızan Rusya’nın benzeri bir saldırısına uğradığını düşünün. “Rus muhiplerimiz” o zaman kimi destekleyecekler acaba?
Moskova Rumları destekliyor
Ulusalcılarımızın aynı şekilde, Moskova’nın her zaman Kıbrıs Rum kesimini desteklediğini, BM’de Rumlara karşı olan her şeyi engellediğini de hatırlamaları gerekiyor.
Öte yandan, bu çatışmada Moskova’yı destekleyenler acaba Rusların, Osetler gibi -ancak bu kez Rusya’dan- bağımsızlık isteyen Çeçenlere karşı sergiledikleri vahşeti de mi desteklemiş oluyorlar?
Batı düşmanlığı adına akıllarını güdülerine teslim edenler, kendilerine bunları sormayacaklar tabii. Ama küresel yansımaları olan bu meselenin Türkiye açısından hiç de sandıkları kadar basit olmadığını çok geçmeden görecekler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder