2008-08-15

Gazetelerden

İnsanlar hep aynı şeyler üzerine konuşmak istiyor herhalde. Çünkü benzer şeyler göze batıyor...
Semih İdiz in mega saçmaladığı yazısından sonra hep aklımdan aynı şeyler geçti ama bunları güzel bir şekilde yazamadım.
Semih İdiz yine klasik Amerikancılık yaptığı yazısında 'ulusalcı'ları, ki onlar bence halkçılar, duygusal olmakla ve Batı düşmanı olmak ile suçluyor. Bu o kadar saçma ki... İnsan böyle bir saçmalık ile karşılaşınca 'Ben deli miyim bu aptallar ile uğraşıyorum?' diye kendi kendine soruyor.
Bir kere Batı düşmanlığı söz konusu olamaz, Batı uzmanlığı ancak söz konusu olabilir. Istanbul un aşağılık kompleksli 'happy burjuva' penceresinden AB nin ve Avrupa nın anlaşılmasına imkan yoktur.
Duygusallık konusuna gelince de, olayın tam tersi olduğu görülüyor. Argo yazacağım, çünkü bu ülkeye bu layık. 'Güçlünün mıçına yamanmak ile güçlü olunmaz, ey uyanık olmaya çalışan aptal millettim benim!'
Şahsiyetsiz ve korkak olduğunuz dış politika ve hayata bakış açılarınızdan belli oluyor. Korkudan dolayı bir yerlere sığınmaya ve güçlüyü oynamaya çalışıyorsunuz, ama bütün bunlar gerçekler ile değil, çok basit maganda zihniyetler ile örtüşüyor.
Erol Manisalı bugün çok güzel bir yazı yazmış. 'Aynen öyle! Aynen öyle!' diye diye bir hal oldum okurken...
Türkiye bölgede kendi çıkarlarına aykırı davranan tek ülke.

AB nin bu iki küçük ülkeye (Gürcistan ve Ermanistan) olan iştahı tamamen güç politikaları ile ilgildir ama kimlik politikaları ile yürütülmektedir; bir Avrupa klasiği... Gürcistan ın ve Ermanistan ın hiristiyan, Türkiye nin müslüman bir ülke olması bazı Türklerin düşündüğü gibi bir ayrıntı değildir. Batı basının ne kadar ırkçı düşündüğünü ve olduğunu herkes bilir, Istanbul burjuvazisi dışında...
Ey kuş beyinli Türkler Avrupa sizi Batı nın içerisinde görmüyor, sadece kendi amaçları için kullanıyor.
Ayrıca Gürcistan bir Avrupa ülkesi değil, bir Asya ülkesidir, birdenbire bu afra, tafra halleri komiktir aslında...
Yine de ben düşündüklerimi yeterince iyi ifade edemediğimi düşünüyorum. (Daha söylenecek çok şey var aslında)
Ama Erol Manisalı nın bugünkü yazısını buraya yapıştırmak istiyorum:

Cumhuriyet 15.08.2008
BIÇAK SIRTI

EROL MANİSALI

Gürcistan Olayları BOP’un Parçası mı?

- Gürcistan ve Ermenistan ABD ve AB’nin Kafkasya’daki ön cephesini oluşturuyorlar. İleride Batı, bu iki “küçük ülkeyi”, aralarında federatif bir yapılanma ile işbirliğine yöneltmek durumunda.

- Her ikisinin de NATO ve AB ile ilişkileri güçlendirilecek ve büyük olasılıkla üye yapılacaklar. Girişimler başladı bile. Bulgaristan-Romanya Modeli, Karadeniz’in doğusunda da Batı tarafından uygulanacak.

- Bu proje Batı için “BOP’un güvenliği ve uygulanabilirliği açısından” yaşamsal bir önem taşıyor. Kafkasya’nın Batı kapitalizminin denetimi altına sokulmasında Ermenistan ve Gürcistan iki ön karakol durumundalar. Bu arada, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgalini, Batı’da kimse hatırlamıyor bile.

Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırması ve bunun ardından Rusya’nın Gürcistan’ın önünü keserek geri püskürtmesi, ABD-Rusya ve Batı-Avrasya çatışmasının küçük bir yansımasıdır.

Barzani ve Saakaşvili aynı konumdalar...

Türkiye bugün çok yanlış bir yerde duruyor. AKP yönetiminin ABD ile özel bağları, Kafkasya’ya da yansımış durumda. Aynen Irak ve Irak’ın kuzeyinde yaşadığımız olaylarda olduğu gibi, Gürcistan konusunda sorunlarla karşı karşıyayız.

Hükümet, ABD’nin isteği doğrultusunda, son yıllarda Gürcistan’a silah yardımı yapmıştır. Bu silahların, “Rusya’nın Güney Kafkasya’daki çıkarlarına karşı kullanılacağı biline biline” verilmesi,Türkiye’yi zor durumda bıraktı.

- Türkiye-Gürcistan arasında askeri işbirliği ortamı, yapay bir biçimde yaratıldı.

- Türkiye, “Rusya ile karşı karşıya getirilmiş oldu”.

- Ankara Kafkasya’da, “BOP’un destekçisi” durumuna sokuldu.

Dün Amerikan filosunun Karadeniz’e yerleşmesini Rusya ile birlikte engelleyen Ankara bugün, Gürcistan’da ABD’nin ön karakoluna yardım eden bir konuma düştü.

Bakû-Tiflis-Ceyhan...

Bakû Tiflis-Ceyhan boru hattı, “ABD ve AB petrol şirketlerinin denetimindedir”. BOP’un bir parçası olarak işlev görecektir.

Türkiye üzerinden geçen, ancak denetimi “başkalarının elinde bulunan bir yatırımdır”. AKP hükümeti döneminde Arap ülkelerinde olduğu gibi Kafkasya’da da ABD ve AB’nin talepleri doğrultusunda hareket ediliyor.

Hazar havzası işbirliği hareketinin dışında kalan Ankara, “Batı’nın bölge planlarının ön karakolu haline sokulmaktadır”.

Güneydoğu ve Kafkasya’da, “ABD ve AB çıkarları doğrultusunda” politika izleniyor. Peki, bunun Türkiye’ye bir yararı oluyor mu?

- Türkiye ile Rusya yapay bir biçimde, karşı karşıya getiriliyor. Oysa Rusya ile ortak çıkarlarımızın olağanüstü örtüştüğü bir dönemden geçiyoruz.

- BOP’a destek vermiş oluyoruz. “Hedefteki Türkiye, kendisini ortadan kaldıracak bir projeye arka çıkıyor.” Türkiye içindeki iki başlılık bu çelişkiyi yaratıyor.

Önümüzdeki yıllar...

ABD ve AB Gürcistan ve Ermenistan’ı 5-10 yıl içinde NATO ve AB’nin himayesi altına alacaklardır. Güney Kafkasya önemli çatışmalara gebedir. Rusya’nın ve Avrasya’nın “Batı tarafından kilitlenmesi”, Türkiye’nin de sonunu getirecek bir ortam doğurur.

Türkiye, kendi çıkarları doğrultusunda geliştirebileceği olanakları özellikle kullanmamakta; başkalarına, karşı taraftakilere kullandırtmaktadır.

- 1991’de Çekiç Güç’ün oluşturulması ile başlayan süreç Barzani’yi tanımaya ve Gürcistan’a silah yardımına kadar uzanan bir zincir oluşturuyor.

Osetya - Gürcistan - Rusya üçgeninde yaşanan olaylar buzdağının su üstündeki küçük parçalarıdır.

Esas sorun, soğuk savaş sonrası Batı kapitalizminin Ortadoğu’da başlattığı işgal eylemleridir. Gürcistan’ın başındaki Cumhurbaşkanı Saakaşvili, ABD’nin sivil darbesi sonucu iktidara getirildi.

Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırması “yerel ve küçük bir olay” değildir. ABD’nin Güney Kafkasya’daki yeniden yapılandırma planlarının parçasıdır. Ne yazık ki AKP Hükümeti, Gürcistan’a yaptığı askeri yardımlarla oyunun bir parçası durumuna geldi.

- Türkiye “AB süreci” aracılığı ile Ermenistan’da sıkıştırılıyor.

- Yarın Ermenistan ve Gürcistan’ın, “ABD ve AB himayesi altına alınmaları ile” sıkıştırma derinleşecek.

- Türkiye, “Doğu Karadeniz üzerinden de baskı altına alınacak”.

Güney’de Kıbrıs gidiyor; Kuzey’de Karadeniz kuşatması hazırlanıyor.

Saldırıya uğrayan Güney Osetya değildir,Türkiye ve Rusya’dır. OIayları tetikleyen ise, Kafkasya’da yeni planlar yapan Batı’dır.

Bu gerçeği bugünden görmeliyiz. Tehlikeyi bile bile bu politikayı izliyorsak, iş o zaman çok daha korkunç hale gelmiş demektir.


www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali

Hiç yorum yok: