
Jean Pierre Jeunet hem "Sarküteri" filmini hem de "Le fabuleux destin de Amélie Poluain" adli filmi cekmis... Nasil anlamadim! Tarz benzerligi var, ama arada bu kadar uzun zaman olunca (1991 -2001) insan unutuyor... Ben bu tamamen stilize, ucuk tarzi seviyorum, cok seviyorum...
Ek: Surrealism / Black Comedy / Cannibalism / Food / Post Apocalyptic...gibi kelimeler geçiyor imdb de bu film için. Çok da doğru seçilmiş kelimeler. Pek hoşuma gitti.
Ek:
Amelie ye dönüş.
Neden bilmiyorum birden Yann Tiersen dinleme ihtiaycım doğdu. Sonra film aklıma geldi... İnsan uzun süre evvel izlediği bir filmi tekrar seyredince, sanki kendisinin de başka bir zamanını tekrar yaşıyor. Çok isterdim, düzenli günlük tutmuş olmayı, çünkü o zaman hemen şimdi bulabilirdim. Amelie yi ilk ne zaman seyrettiğimi... İlkinde sinemada idim... En azından böyle hatırlıyorum... İkincisinde başka bir yerde. Üçüncüsünde Istanbul da... Ama hiç Türkçe dinlemedim Amelie yi. Gerek de duymadım. Şİmdi bunun üstüne düşününce aklıma geliyor.
Georgette, Madeleine tiplemeleri bence çok şirin. Gerçi bütün tiplemeler şirin ama yine de... Montmartre da geçtiği aklımda kalmamaıştı meseala... Abesses istasyonu bu sefer başka türlü geçti zihnimden...
Bazı yerleri hiç farketmememişim. Amelie nin Pazar günü para vermeye çalıştığı dilencinin 'Teşekkürler. Pazarları çalışmıyorum.' demesini atlamışım... Komikti.
2001 yapımı imiş. Bunu da bilmek iyi... Jean-Claude Lauzo ın Leolo filmini de hatırlatıyor bu tarz bana...
Zaten Delcatessen. Amelie ve Leolo yu aynı çekmeceye koymak isterdim. Bu yüzden de onları aynı blogda değiniyorum...
Amelie nin bir özelliği psikoanaliz teorilerini film tekniğinde kullanmış olmaları... Yani konu değil, işleniş bana bazı şeyleri hatırlattı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder