2006-10-14

Nobel Ödülü

Bugün uyandığımda Gümrük Birliği vardı konu olarak aklımda. Hatta açıkcası oraya nasıl geldiğini de
bilmiyorum. Ama bu blog zaten benim bilincimin ifrazatını taşımak için. Ben aklımdaki yazıyı yazmaya çalışırken annem elinde gazete ile geldi ve bana Milliyet in aşırı abartılı Orhan Pamuk haberi
ni gösterdi. Tabii sevineceğimi zannederek. Ben zaten biliyordum. Hatta Avrupalı bazı arkadaşlar da buna sevineceğimi zannediyorlardı.
Tabii Orhan Pamuk için sevindim. Tabii ki o bu ödülü haketmiştir. Onu da tebrik etmek gerekir, konu bu değil. Bugün televizyonda Orhan Pamuk üzerinden politika yapmaya çalışan Bülent Arınc ı görmek bir azaptı. Orhan Pamuk bir sanatçıdır ve onun vicdanına bir politikacı baskı yapamaz. Sanatçının normal kişilerden daha fazla özgürlüğe ihtiyacı vardır. Ve sanatçılar da hata yapabilir, kendi
vicdanlarına karşı sorumludurlar. 301 e karşı değil.
Ayrıca bu durumlara Bülent Arınç gibiler ve onun hükümeti sayesinde düştüğümüzü de hatırlatmak isterim. Tabiiki sadece onlar sorumlu değiller. Düşünmeden yaşamak ister Türk insanı. Hemen hareket etmek ister. Korkar düşünmekten, çünkü onu yavaşlatacağından korkar düşünmenin. Okumayı
sevmez. Bu ülkede roman yazarlarının olması bile bir mucizedir bence.
Benim kavgam Türkiye ile değil. Çünkü maalesef çok seneler evvel Türkiye nin durumundan ümit kesmek zorunda kaldım.
Ama Avrupa bir ümit idi. Şimdi o da yok. Avrupa da yaşarken ister istemez insanın ufku daha geniş oluyor çünkü Avrupa sadece kendisi ile ilgilenmez Türkiye gibi. Türkiye inanılmaz egosantrik davranıyor. Nerdeyse infantil bir narsizimle hareket ediyor. Söylemek istediğim bu değildi yine ana konudan saptım. Avrupa da yaşarken insan ister istemez dünya ile daha ilgili oluyor. Çünkü haberler 'Avrupa ne durumda?' sorusuna cevap vermekten çok, 'Bu dünya Avrupa sömürgesi olarak daha kaç yıl dayanır ?' sorusuna yönelik olarak hazırlandığı için her ülke hakkında oldukça ayrıntılı bilgi oluyor gazetelerde. Bu da benim hep ilgimi çekmiştir şahsen. Bunu bir yerde takdir de etmek lazım, biz hem Türkiye yi tanımıyoruz ama da duygusal olarak hareket ettiğimizden başka bir şey ile de ilgilenmiyoruz.
Mesela 2000 yılında Gao Xingjian a verilen Nobel Edebiyat Ödülü tamamen Avrupa nın küreselleşme ile ilgili kaygılarından dolayı verilmiş bir ödül idi. Bir sene sonra V.S. Naipul a verilen ödül de Avrupa nın Avrupa ilüzyonunu Avrupa dışında ayakta tutma çabaları ile örtüşüyordu.
Hindistan ve Çin e verilen ödüller tabii ki gözden kaçmadı. Ve bu ödüllerin arkasındaki politik zihniyet yüzünden eleştirildi. Avrupa da bence yeni sanat çevreleri oluşacak bu tip ödüllere önem vermeyen ve bu da merkezi hegemoninin önüne geçecek. Zaten Avrupa da bu ödüllerin önemi Avrupa lı olmayıp Avrupa lı olmaya özenenler arasında olduğundan daha az.

Hiç yorum yok: