2006-11-05

Soliloquer

Türkiye de standart zihniyetler var ve bu standard zihniyetler kendi kendilerinin devamını sağlayarak Türkiye nin önünü tıkıyorlar.
Türkiye benim için ne ve niye önemli? Şu sayfalara bakan bir insan milliyetçi olduğumu düşünebilir. Halbuki milliyetçilikten çok uzak ve de kendi aleminde yaşayan bir insan olmakta kolay değil günümüzün dünyasında... Bunun çeşiti sebepleri var. Ama burda bu sebepleri yazacak vakit yok.
Kaç gündür isim vermeden bazı zihniyetleri nasıl eleştireceğimi düşünüyorum. Kesinlikle kişisel polemikler peşinde değilim. Rekabet çorbada tuz gibidir, olması gerekir fakat abartılması doğru değildir. Biliyorsunuz dünyamız aslında sanıldığından çok daha yavaş ilerliyor. Pozitivizim etkisinde yaratılmış birçok mit aslında gerçekçi değil. Yani devamlı daha iyi, daha doğru bir geleceğe koştuğumuz doğru değil. Dünya üzerinde şiddet kullanımı medeniyet denilen bir takım gelişmeler sonucu artmıştır, azalmamiştır. Medeniyet kalıcı barışı sağlayabilmek demektir aynı zamanda sadece daha çok zarar veren silah yapabilme değil.
Yine bir gazetede değerli bir köşe yazarı şartları ne kadar iyileştirirsek iyileştirelim Hakkari de ki bir çocukla Istanbul daki bir profesörün çocuğu aynı olmaz gibi birşey yazmış...
Böyle düşünmek bence ayıp. Ama herkes böyle düşünüyor nerdeyse...Türkler öteki türkleri nasıl sollayacaklarını düşünerek büyük bir stres içerisinde yaşıyolar... Bütün dünya onlar için sanki Türklerle dolu ve çoğu da cahil , fakir onlar da bu dezavantajdan kurtulmalı... Böyle düşünmek de aptalca. Daha geçenlerde kendisini değil ama formatını çok iyi bildiğim başka bir insan 'sıradan bir vatandaş olmanın' ne kadar kötü birşey olduğundan bahsediyordu...
İlk önce birinci sava karşılık vereceğim; Bir kere bireysel olan ile toplumsal olanı karıştırmamak lazım ama bunu hep yapıyoruz. Biz çok ayrı yerlerden, çok ayrı koşullardan geliyor olabiliriz ama toplumda yönetim bazında eşitliği ve katılımı yakalamak çok önemlidir. Yoksa devlet veya ülke diye birşeyden bahsetmeye gerek kalmaz. Ama Avrupa da ve de dünyada büyük halk kitlelerini temsil eden başka bir organizasyon henüz yok. NGO lar devlet kadar etkili olabilecek konumda değiller veya henüz böyle bir düzen yok.
Hakkari deki çocuklar sizi çoktan geçti sevgili İstanbul veya Ankara burjuvası...Avrupa PKK yı Türk devletinden daha çok tanıyor ve destekliyor bazı alanlarda... Ben yurtdşında iken benim okuduğum üniversite PKK lılara burs veriyordu. Zaten eroin paralarıyla boş durmayanlar da var tabii...
Eşitlik hiçbir zaman 'aynısı olmak' manasında algılanmamalı... Ama Türkiye de kuramadığınız adil düzen başınıza bela olur, olacaktır, oluyor...
Tabii ki rekabet çok önemli, eğer bir memur İstanbul da Ankara dakinden daha çok çalışıyor ise daha çok para almalı. Devlet binasına 'öğle tatili yok' yazıp normal öğle tatilinden daha çok tatil yapılıyor ise bu tabii ki adil değildir. Eğer memuriyet az eğitimli insanların kavga çıkmasın diye sus payı aldıkları bir kurum ise o devlet işte dişardan yönetilir.
Veeee bunu da söylemem lazım, bazı gazetecilerin Türkiye yi karşılaştırdıkları ülkeler kesinlikle Türkiye ile uzak yakın ilgisi olmayan yerler... Teşbihte hata olurmuş! Elma ile armut toplanmaz. Güneri Cıvaoğlu nun bir başlığını göz ucumla görmemle beynime kan sıçraması bir oldu. Güneri Bey Hyde Park tan bahsediyor... 'Pardon popomla gülsem olur mu?' diyesim geliyor. Siz hangi ülkede yaşadığınızın farkında mısınız?
Bayram muhabbettiyle yazmak isteyip yazamadığım başka birşey geldi yine aklıma; bir sabah Viyana nın ana caddelerinden bir tanesinde ilerliyorum... Hızlı, hızlı telaşlı yürüyorum. Yine bir yere geç kalmışım... Etrafta salına, salına yürüyen Türk burjuva grupları gözüme çarpıyor... Bir tuhaflık var. Bayrammış meğer. Sonradan farkına varıyorum. Ama bir grub aklımda kalmış. Onları tasvir edebilmeyi çok isterdim. Bazı Türkler Avrupa yı gerçekten zenginler klubü gibi birşey zannediyor... Bu da çok aptalca... Üstündeki kıyafetlere uyan şıık bir yerde yürümekle ebedi barışa ve medeniyete ulaşmanın aynı şey olduğunu zanneden insanlar var... Değildir. Mimari bence çok önemli birşey. Zihniyetin cahil insan için dahi en çabuk farkediidiği somut alan mimaridir. Başka şeyleri anlamak için daha çok şey bilmek gerekir.
Türkiye de bence insanlar somutu soyuttan daha iyi algılıyor. Diyeceksiniz ki bu cahillik ile alakalı. Bence tam olarak değil. Farklı gelenekler ve kültürlerin biraraya geldiği her ortamda somut farklı şekilde kodlanacaktır. (Sorun sadece Türkleri veya Avrupalıları kapsamıyor) Sorun felsefi bir sorun...
Somut farklı şekilde kodlanabilir...Bütün soyutların arkasında tek bir somut yoktur... En basit dille söylemek gerekirse...

Hiç yorum yok: