2006-12-11

Never ending Story: EU and Turkey

AKP nin en son manevrası dış politikadaki hezimetlerine bence bir yenisini ekledi. Zaten belliki seçim havasına şimdiden giren AKP nin maksadı gerçek bir başarıdan çok kendi seçmenine dönük bir göz boyamaca idi. Yani 'Biz Avrupa Birliği politikalarımızla hezimete uğramadık.' mesajını vermeye çalışan AKP bence daha da büyük bir problem kapısı açtığının farkında değil. AKP nin başına buyruk, ne pahasına olursa olsun Avrupa ya yaranmaya çalışan politikası artık zaten herkesin sinirine gidiyor. Kaldıki bu en son hareket diplomatik kurallardan da uzak, tam kendilerine yakışan bir şekilde, yani başına buyruk taşralı bir uslüp ile yapılmiştır. Sözlü. Ne kadar saçma ve ayıp. Siz kendinizi Kapalı Çarşı da halı mı alıp, satıyor zannediyor sunuz?
Sonra muhalefeti, askeri, halkı hiçe sayan tutumları aslında AKP nin Türk halkı ve devletinden çok kendilerini düşündüklerini, bunu yaparken de AB yi yanlarına almak istediklerini bir kere daha herkese göstermiştir.
***
Yukardaki link meşhur El Cazira dan. Onca sene Osmanlı ile beraber yaşayan halkların ortak bir dili olmaması biraz yazık. Öte taraftan bizim hiçbir zaman bireyin mahremine girmeye çalışan, onu daha ruhunda teslim almaya çalışan bir uygarlık olmadığımızı gösteriyor.
Ama yine de ortak bir dil olsaydı hiç fena olmazdı. Mesela Lübnan gazetelerinden Batı dilleri ile yayın yapanları okuyabildiğimi farkettim. Aslında yazık bizim Osmanlı nın kullandığı dilleri yani Arapçayı ve Farsçayı bilmiyor oluşumuz. Bu aslında kültürel bir eksiklik.
Yine hiç unutmam; Shirin Ebadi -Barış Nobeli sahibi- Viyana da bir konuşma yapmıştı kendi dilinde ve ben birçok kelimeyi anlamıştım. Aslında biraz uğraş ile metni anlayabileceğimi hissettim bir an. Türkiye bu potansiyeli geliştirmeliydi, bundan korkmak yerine. Politik konularda farklı düşünsek bile ortak bir edebiyat ve dil alanının olması hiç fena olmazdı. Ama bu tabii Batı dan yüz çevirme olarak düşünülmemeli. Tam tersi onları da öğrenmek bizi zenginleştirir. Farsça ve Arapça önemli diller idi Osmanlı için ve bizim kültürel mirasımızın büyük bir bölümü bu dillerde yatıyor. Artı eskiden Kürtçe yok diyenler hep Kürtçe ile Farsça nın nerdeyse aynı dil olduğunu söyleyenler değil miydi? Halbuki biz bu dilleri öğrenip, geliştirseydik fena mı olur du?
Kısacası dil bilmek ve öğrenmek iyi birşeydir ve politik malzeme yapılmaması daha iyi olur, olurdu.
***
Aşağıdaki metin 11.Aralık 2006 tarihli http://www.elpais.com sitesinden
'El caos se agrava porque la UE ya estaba dividida sobre la recomendación de la Comisión de suspender las negociaciones sobre ocho capítulos. España, Italia, Reino Unido, Suecia, Polonia, Lituania y Estonia consideraban que la suspensión de tres capítulos era suficiente. El embajador italiano, Rocco Cangelosi, calificó ayer la recomendación de la Comisión de "inútilmente vejatoria" y reiteró que con "tres capítulos era suficiente". Francia y Chipre apoyaron a Grecia, que siguió considerando la oferta como una "burla". (kandırmaca)'

Hiç yorum yok: