2006-12-08

Orhan Pamuk in Stockholm


Dün akşam ben de herkes gibi Orhan Pamuk un Stockholm deki konuşmasını dinledim. Duygulandırıcı, dokunaklı, tabii ki güzel bir konuşma idi. Ama!
Bazı konularda kesinlikle kendisine katılmıyorum. Ama bir dönemin, Istanbul daki bir sınıfın dünyaya bakış açısını bence doğru bir şekilde yansıtıyor. Aptal Istanbul burjuvasının hayat görüşlerini ve hayata bakış açısını yansıtıyor. Istanbul asla taşra. Avrupa da merkez olarak kabul edilemez. Bu çok aptalca ve saçma. Bu bir yalandı. Size bunu medyalar aracıılğı ile, ki Avrupa burjuvasının 19.yüzyıldaki en sevdiği yayılmacı medyası aslında kitaptır, size bunu sadece iç psikolojik dünyayı baz alan bir medya ile 'yutturdular'. Amiyane tabiri ile...Ahhh öyle çok yazılacak şey var ki...
Bende en başta bu şekilde şartlandırılmıştım. Hala bu bakış açısı hakim Avrupa da bazen Türklere bakarken. Bu kesinlikle doğru ve gerçekçi bir bakış açısı değil. Üç kuşak Istanbul da yaşayan taşralı değildir. Asıl Avrupa küçük yönetim birimleriyle zengin taşralılığın beslenilip, büyütüldüğü bir yerdir.
Modernleşmenin karşı karşıya getirdiği bu iki kavram -köy ve kent- artık aşılmalı. Ama kesinlikle Istanbul da şu anda olduğu gibi köylülerin şehri inşaat, otoparkçı, gecekonducu mafyasıyla ele geçirmesi, kompleksli ve bilinçsiz bir modernlik hırsı ile değil.
Gidin Avrupa nın köylerini gezin!
Sizin köylerinizle bir alakası var mı?
Ne köylü, ne kentli olamadık. İkisini birbirine karıştırdık.
Gazetesinin seneler sonra yurtdışına gönderdiği bir zat Avrupa nın meşhur ülkelerinden birinin ne kadar yeşil olduğuna, etrafta besili ineklerin olmasına şaşmış.
Halbuki herkes bunları bilir Avrupa da.
Tabii bir insan ömür boyu Türkiye deki klişelerle yaşayıp, ömrünün ikinci yarısında yurtdışına çıkarsa, ne kadar çok kitap ta okumuş olsa, ne kadar çok istatistik ile de herşeyi kavramış olsa, aslında yine de hiçbir şey bilmiyordur.
Başka bir gazeteci daha beter. Belliki onu da gazete göndermiş. Acaip mutlu ve gururlu yurt dışına çıktığı için, en büyük isteği ötekilere hava atmak. Gittiği ülkede illgilendiği şeyler belli:
Tipik Türk mentalitesi:
Giyecek ve yiyecek. Ötekilere hava atılacak şeyler.
Halbuki Türkiye kendisi bu konuda çok daha şanslı bir konumda iken kendisini sömürge haline getirmiş. Ama iyi olmuş. Belki artık hayatta daha önemli şeyler olabileceğini Türkler bile birgün anlar...
Ne büyük aptallık Allahım Türklerin Avrupa sevdası! Yazmakla bitmez.
p.s. yukarıdaki link dünkü konuşmanın İngilizcesi

Hiç yorum yok: