'Meeting' lafını miting olarak yazmak bazen ters geliyor. İnsan aslını bildiği kelimelierin yabancı dildeki söylenişini yadırgıyor. Ülke kaynıyor, ben hala okuduğum kitaptan 'Die Barbaren aus dem Süden' ayrılamadım... Bu Asya gezisi ve Japonya linkleri okuduğum kitapla ilgili linkler. Ayrıca Türkçe Vikipedi de çok eksiklik var. Bazı yerlere internette sanal olarak da olsa ilk defa gittiğimi hissediyorum Türkçe nin içerisinde...
Istanbul a geldiğimden beri bir türlü Türkiye nin iç politikası konusunda okumak veya düşünmeye kendimi ikna edemiyorum.7 delilerin içerisine girmiş 8.deli gibi kendimi hissetmekten alıkoyamıyorum. Bana fazla gürültü kopartılıyormuş gibi geliyor…
Herhalde insanlar doldu, bu yüzden böyle oluyor. AKP nin politikası ile memnun olmayan çok insan var. Onlar bence şimdiye kadar kendilerini tuttular ve en sonunda patladılar.
Çiftçi bir kere haklı olarak mutlu değil. Çünkü bu konuda politikaları yok hiçbir partinin. AKP bu konuda tam bir hezeyan, ama ötekiler de daha iyi değil, işin doğrusunu söylemek gerekirse.
AKP göçten çok oy kazandı. Yani ülkedeki ekonomik adaletsizlik, çarpık modernleşmeden dolayı büyük şehirlere akın etmek zorunda kalan ve orda hala istediği gibi nemalanamayan kesim AKP yi destekledi ve destekliyor. Ama bu kesim kendisinden daha evvel şehirde olanlara ve daha iyi eğitim almış olanlara ‘kıl’ bir kesim… Ne yapsan memnun, mutlu olmuyor, ‘Ben sizi ezeceğim.’ diyor, başka birşey demiyor…
Türkiye nin uzun vadeli tarım politikası vizyonu yok. Köydeki insanı memnun, mutlu etmeyi bu parti kendi ufku dahilinde geliştiremez. Yani çiftçiyi ezmek zorunda bu parti. Neden? Çünkü zaten göçten nemalanan, göçü doğru bulan ve ‘Ben evvelallah şehre geder, orayı da kendime benzeterim! Oraların hakimi olur, herşeyin en iyisini yaparam!’ şeklinde saf ve aynı derecede politik düşünmekten uzak sadece özel sermaye desteği ile biryerlere gelmiş insanlar var. AB ve ABD ne derse, o oluyor. İçteki ve dıştaki zengin amcalarla iyi geçindiğin zaman, e bi de politikadan, uzun vadeli düşünmekten anlamayan, sadece sadakat üzerinden, fanatiklerin takım tutması gibi bir şekilde parti destekleyenler varsa arkanda, ohh işin kolay…
Bu gemi bu şekilde yürüdü şimdiye kadar. Açıkçası ben Türkiye deki kavgalardan rahatsız olan bir insanım, çünkü iki tarafın kavgası, genellikle bir üçüncünün işine gelir. Yani Türkiye deki kutuplaşmaları, hem de bu sebepler sudan sebepler ise, ben bunları doğru bulmuyorum. Başörtüsü bence sudan bir sebep. Bence çok abartılıyor konu olarak. Keşke şimdiye kadar serbest bırakılsa idi de, Türkiye de bu dertten kurtulsa idi.
Açıkçası ben Erdoğan nın kendisini aday göstereceğinden korkuyordum. Çünkü dışarıya karşı hafif megolomanyak bir tablo çizmiş bir insan. ‘Kral’, ‘Padişah’ olmak ile sosyal bir hükümetin başbakanı olmayı karıştırdığını hissettiren gaflar yaptı.
Ben Gül aday olarak açıklandığında şahsen sevindim.(ehven i şer diye) Çünkü Erdoğan tehlikeli derecede bu ülkeyi germeyi kendi şahsi başarısı için göze alabilecek bir insanmış imajı verdi. (Gerçekleri bilemeyiz ama görünen bu idi.)
Gül haklı olarak adaylıktan kendini çekmez. Niye çeksinki? Ben de olsam, ben de çekilmem. Bu işe başka çözüm lazım.
Ama ‘halk’ ( o ne ise ve kim ise) ın büyük bir kısmı memnun, mutlu değil. Bence insanlar haklı olarak kendilerin temsillerini politikada görmek istiyorlar. Şu anda Türkiye nin en kaliteli, en okumuş kesimini temsil eden kesit yok nerdeyse politikada… Hadi onu bırak, orta sınıfı temsil eden kimse kalmadı… Kapitalistler ile ülkedeki mutsuz ve zoraki şehir göçmenlerinin bir karışımı yönetiyor halkı, ‘öteki’ halka rağmen… Onlar da mutsuzluklarını islama sarılarak gidermeye çalışıyorlar sanki.
Halktan bir kısmının diktatörlüğü diye birşey var nerdeyse… Halktan üç uyanık sivrilip, her istediğini yapmaya çalışırsa da, bu demokrasi olmaz… Zaten Platon un da dediği gibi bir kısım halk yönetimi, elitlerin dışlandığı bir ortamda halk diktatörlüğüne dönüşür ve kendi elitlerine karşı savaşmaya başlar ‘halk’… Bir devletin başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir bu… (Ki Avrupa yönetiminin bir kısmı siyasi olarak Türkiye de elitler işe karışmasın istiyor. Avrupa da bir kısım politikacı, Avrupa halkı değil ama bir kısım politikacı, Türkiye nin zeki, eğitimli insanlarından şeytan sudan korkar gibi korkuyorlar. Yoksa neden saftorikleri kendi elitlerine karşı desteklesinler ki?) Herşey demokrasi aşkı için di mi? Hııı… Ben de Kleopatra, memnun oldum! (☺ )
(Bu arada Türkiye deki ‘elit’ler de gerçek elit olmayıp, bir tür soytarı olduğu için kısmen, ülke bu duruma düştü.)
Dün bana birçok şey abartılı geldi mesela. Niye bu kadar marş söylendi, darbe mi oldu? gibi bir havaya girdim. Sonra olmadığını anladım. Sonra tesadüfen televizyonda (normalde TV den kaçıyorum aslında) Türkan Saylan ı gördüm. Yanında Necla Arat. Hoşuma gitti. Çok saygı duyulacak insanlar. Bence çok beklediler bu miting için.
CHP şimdiye kadar çok daha aktiv olmalıydı ama silikti. Politika yerine sadece belli konulara kilitlendiler.
Bir kere TV deki spikerin de dediği gibi, ‘kentli, orta sınıf’ yürüdü barışçıl bir şekilde, nerdeyse ilk defa, ve Anadolu dan asıl bu ülkenin vizyonsuz politikacılarının cefasını en çok çekenler geldi. Çünkü onlar da mutsuz, haklı olarak.
Ülkedeki çarpıklıktan da oldukça nemalanmış, hatta biraz oyları fazla şişmiş İslamcı kesimin de bu ülkenin değerli ve önemli bir kısmı olduğunu ama hepsi olmadığını ve ideal bir demokraside olamayacağını anlaması gerekir. Türkiye totaliter olmamalı. Herkes temsil edilecek orda ve temsil edilmeyen sınıflar haklı olarak sokağa döküldü ve temsil istedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder