Bu aşağıya koyduğum bu yazı konu ile ilgili olduğu için. Eğer yanına yorum yazmamışsam veya başka bir başlık ile vermemişsem, o gün okuduğum haberler oluyor genellikle yorumsuz yazılar...
20.06.2007 tarihli Milliyet Gazetesinden Güneri Cıvaoğlu
Senaryo ve gerçek
Düşünce üretim merkezi Hudson Enstitüsü'nde yazılan bir senaryo, Türkiye'de fırtınalar estirmekte...
Böyle senaryolar, "fikir fırtınaları" adlı toplantılarda ortaya atılır ve tartışmaya açılır. "Bu da onlardan biri" deyip geçmek bir görüştür.
Ama... Senaryolar çoğu kez yakılan bir ateşin habercisi duman gibidir.
4 Mayıs 2002'de bu köşede yazdıklarımdan bazı satırlar yansıtayım...
Daha ABD, Irak'la savaşı başlatmamıştı.
Harvard Üniversitesi'nde bir tartışma toplantısındaydık. Üniversitenin Kennedy Savunma Politikaları Merkezi Başkanı Graham Alison şöyle sormuştu:
"ABD, Irak'a Kuzey'den girmek için 2 tümen gönderse ve Türkiye'ye konuşlandırsa... Türkiye bunu kabul eder mi?"
Cevabı eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve eski MGK Genel Sekreteri E. Org. İlhan Kılıç verdi:
"Hava olanaklarımızı Körfez Savaşı'nda vermiştik. Ama kara savaşı için Türkiye'den Irak'a girecek birliklerinizi konuşlandırmak çok zor. Bunun için Meclis kararı gerekir. Umarım buna ihtiyaç kalmaz."
Bush'tan Ecevit'e telefon senaryosu
Alison üsteledi:
"Ya Başkan Bush, Başbakan Ecevit'e telefon etse, 'Türkiye'ye ihtiyacımız var' dese ve bu isteği şahsen dile getirse, ne cevap alır?"
Kılıç Paşa, "Ecevit'in yerine konuşamayacağını" söyledi.
Alison bu kez bana sordu:
"Kamuoyu bu olasılık için ne düşünür?"
Ona, "Türkiye'de toplumun Saddam'ı desteklemediğini" söyledim.
"Fakat... Toplum nabzının böyle bir kara harekâtının Türkiye'den yapılmasından yana -hiç değilse o aşamada- atmayacağını" vurguladım.
Bize Türkiye yeter
Dikkat ediniz, o sırada ne ABD'nin gemileri Mersin Limanı'na Kuzey Irak'ı vurmak için malzeme boşaltmış, ne Güneydoğu Anadolu'da ABD üsleri için binalar kiralanmış, ne de 1 Mart Tezkeresi oylanmıştı.
Ancak adamlar, Türkiye'den Kuzey Irak'a girerek başlatılacak kara harekâtının senaryosunu oluşturmuşlardı.
Hatta bu konuda Türkiye'ye odaklanmışlardı.
Milli Savunma Üniversitesi, Milli Stratejik Etütler Enstitüsü Eğitim Üyesi Dr. Judith S. Yaphe'yi "Beyaz Saray'a yakın olarak bilinen Irak uzmanı" olarak tanımıştım.
Yaphe, bize "Irak'a müdahale için Körfez Savaşı'nda olduğu gibi çokuluslu güçler koalisyonu kurmaya ihtiyacımız yok. Sadece Türkiye bize yeter" demişti.
1 Mart Tezkeresi'nin TBMM'ye takılması sonucu ABD ile hâlâ süren gerilimin bir nedeni de budur.
O zaman "Bize sadece Türkiye yeter" zihniyetinin yerini, yoksa "Bize sadece Kuzey Irak yeter" diye özetlenebilecek öfke sendromu mu aldı?
..........................
Son söz: Hudson'daki tartışma -eğer dışarı sızanlar, toplantı başkanı Zeyno Baran'ın açıklamasına rağmen- doğruysa, büsbütün ayakları yerden kesik fanteziler sanılmasın.
Senaryoda Anayasa Mahkemesi Başkanı öldürülüyor. Beyoğlu'nda bomba patlıyor, 50 kişi ölüyor... Peki... Danıştay baskını neydi? Ankara Anafartalar'da patlayan bomba neydi?
Senaryolar arasında paralellik yok mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder