2007-10-21

Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999

Bugün Türkiye de karanlıkta kalmış suikastlerden bir tanesinin daha yıldönümü. Geçenlerde Bahriye Üçok anıldı, şimde de Kışlalı. Ben Kışlalı nın yazılarını okuyan bir kişi değildim sağlında açıkcası. Başka şeylerle uğraşıyordum o sıralarda. Ama tabii ki akademisyen ve gazetecileri katletmek, yakmak gibi güzel huyları olan bir Anadolu ya sahip olduğumuz için, o Anadolu dan daha adi ve çıkarcı, görgüsüz ve haris bir Istanbul burjuvazisine sahip olduğumuz için, bu ülkede daha çoook akademisyen ve gazeteci ölür. Bu beni hiç şaşırtmaz. Ama yazan ve düşünen insanlar bambaşka bir gerçeklikte yaşar. Onları öldüremezsiniz.
Bazılarının beyni ancak bomba atmaya yarar, bazılarının ki de kalem tutmaya...

***

Yazı beni nerden vurdu ? Istanbul burjuvazisi üniversiteleri üzerine bir araştırma yapmak lazım. Türkiye nin ileri falan gittiğini zannetmeyin bu üniversitelerle. Hele bilim söz konusu bile olamaz bu üniversitelerde. Kuma kafasını gömüp, poposu ile düşündüğünden kendini 'Evropa' da yaşadığını zanneden veya zannetmek isteyen burjuva için tamamen 'Selbstzweck' (yani bir ideale hizmet etmek için değil, sadece kendi maddi varlığını sürdürebilnek için) var olan kurumlar bunlar.
Istanbul burjuvazisi giderek daha köleleşen bir ülke, devamlı insan kaybeden bir ülke için yine sırf kendi içinde 'Ben harika yaşıyorum. Politika da neymiş ? Ver paranı, al kepini! 'mutluluğunu' ucuza getirsin diye bu ünicikleri buraya dikti herhalde. Hem eminim karlı bir iştir de...

AHMET TANER KIŞLALI'NIN
CUMHURİYET GAZETESİ'NDE
20 EKİM 1999 ÇARŞAMBA GÜNÜ
YAYINLANAN SON YAZISI...




HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bukalemun!

Fransa'da bir komüniste ''Komünist'' dediğinizde bozulmaz, hatta bundan onur bile duyabilir. Ama bir faşiste ''Faşist'' demeyegörün.. Kesinlikle kabul etmez.

Yapar gene faşistliğini, ama etiketinin konmasından da rahatsız olur.

Faşistliği değil de, daha saygın bir şeyi savunduğunu sanır. Kendi kendini aldatır kısacası...

Şimdi benzer bir durum bizde var.

Özal öldü ya.. Seçimlerde boylarının ölçüsünü aldılar ya.. Dış destekçileri onlardan umutlarını büyük ölçüde kestiler ya...

Artık birkaç ''müseccel'' dışında, kimse numaracı cumhuriyetçiliği kabullenmek istemiyor. Her boyaya girip çıkmışlar, şimdilerde Altıok'lu bayrak altında ya da çevresindeler. Soruyorsunuz:

- Kemalist misin?

- Hayır!

- Numaracılardan mısın?

- Haşa!

- Geçmişte savunduklarınla ilgili günah çıkardın da biz mi duymadık?

- !........

- Peki sen bukalemun musun?

****

Bilgi Üniversitesi için ''2. cumhuriyetçi'' tanımlamasını yaptığımda çok rahatsız olmuşlardı. O üniversitede göstermelik işlevini yerine getiren bir dosttan da hiddetli ve şiddetli bir savunma gelmişti.

''Buradaki herkes Atatürkçüdür!'' gibilerden..

Ben de teker teker saymak zorunda kalmıştım, o üniversitedeki ünlü numaracılardan bazılarını.. Rektöründen dekanına, dekanından bölüm başkanlarına kadar.

''Atatürk sağcı bir diktatördü'' diyeni mi istersiniz.. Askeri alanda bile Atatürk'ü ve Kurtuluş Savaşı'nı küçültmeye, Enver Paşa'yı büyütmeye çalışanı mı istersiniz.. Tarikatları ve dinci toplulukları ''sivil toplum örgütü'' sayanları mı istersiniz..

Kemalist devrimi, ''halka sorulmadan yapıldı'' diye alaya alanı mı istersiniz..

Herhalde tüm bu saygıdeğer kişileri, ''kutsal bir rastlantı'' bir araya getirmiş olmalıydı (!)

İşin içine bir de Yalçın Pekşen 'in ''Üniversite AŞ'' yazısı girince, susmak zorunda kalmışlardı. Ve de ''damga'' dan kurtulmak için olsa gerek, rektörlerini değiştirmek gereğini duymuşlardı...

****

Üniversiteler açıldı.

Yeni öğretim yılına başlarken anlamlı törenler yapıldı. Rektörler genellikle ilerici.
Cumhuriyet karşıtı akımlara yanıt verici nitelikte konuştular. Sonra da bu anlamı güçlendirici, özenle seçilmiş konuşmacılar ''açılış dersleri'' verdiler.

Her üniversite yönetimi, kendi eğilimlerine uygun bir konuşmacı seçti.

Bilgi Üniversitesi de Yargıtay Başkanı'nı seçti. Hani tarikatların da kendi okullarını açmasını savunan, ''1. cumhuriyeti'' öldürecek yolu ilaç diye salık veren Sayın Sami Selçuk 'u...

Rektör İlter Turan, en ön sırada huşu ile dinleyenler arasındaydı. O üniversitenin göstermelik, ''Atatürkçü'' iki dost ismi de herhalde önlerde olmalıydılar.

Ama Sayın Selçuk'un yargı yılını açış konuşmasına özel olarak davet ettiği ünlü numaracılar ve dinciler.. başkana ''tam destek'' sunan, ÖDP'nin kıravatsız önderi.. başkanın konuşmasını gönülden onaylayan PKK yönetim kurulu.. ve başkanı ''idealindeki'' cumhurbaşkanı adayı ilan eden Sayın Nazlı Ilıcak da orada mıydı, doğrusu bilmiyorum.

Hiç yorum yok: