
Quesnay bir Fransız filozofu. Sadece onun teorileri ile bile bilginin 'en iyiye' doğru linear ilerlemediğini göstermek mümkün. (mesela Quesnay in ekonomik tablosunda daha doğa önemli bir rol oynarken, öteki yüzyıllarda tamamen eleniyor. Tablonun kendisi şimdiki zaman için ilginç olmayabilir ama bilim tarihi ve felsefe açısından önemli) Bunun için en yeni şeylerin sadece yenilikleri takip ederek çıkarılmasına imkan yok aslında. Bilgi toplama ve doğrulama asla linear ilerleyen birşey değil.
Quesnay ilk 'ekonomik tablo' yu yapıyor. İlginç olan dolaşım gibi önemli bir fikrin Batı yı bulmuş olması o sıralarda. (sonunda!) Kan dolaşımı fikri, bir ekonomik dolaşım fikrini de çağrıştırıyor...
Halbuki Batı senelerce böyle şeylere direndi. Bütün doğu bilgeliklerinde dolaşım fikri varken, Batı kendini üstün görüyordu bu fikre uymamak ile...
Kybernetik de mesela Almanların yahudilerden öğrendiği ve sonradan geliştirmeye çalıştığı bir soyutlama şekli... Yoksa Batı çok dar ve sığ sularda yüzmeye çalışıyordu. Dünya yuvarlak olamazdı, herşey önceden belirli ve tek yönlü bir ilişkiler yumağı içerisinde görülüyordu. Neden- sonuç ilişkisi de sadece tek yönlü ve çok sert bir şekilde kabul edilmişti. Engizisyonun sertliğine, dar kafalığına sebebiyet veren şeylerin başında kilisedeki kişilerin gerçek bilgeler değil, güç peşinde koşan sefiller olması geliyordu. Batı Eski Yunan ın zıtlıklarını, çelişkilerini yok etmeye, temizlemeye, daha iyisini yapmaya yeltenmişken, sonuç tam tersi olmuştu.
Aristoteles in en sevdikleri cümlesini her şeye uygulayabileceklerini, hiç anlamadıkları Doğu nun bilgeliklerini bu şekilde geçebileceklerini zannediyorlardı.
„Doch das sicherste Prinzip von allen ist das, bei dem eine Täuschung unmöglich ist [...] Welches das aber ist, wollen wir nun angeben: Denn es ist unmöglich, dass dasselbe demselben in derselben Beziehung zugleich zukomme und nicht zukomme. [...] Doch wir haben eben angenommen, es sei unmöglich, dass etwas zugleich sei und nicht sei.“
– Aristoteles: Metaphysik 1005b
Birşey aynı anda siyah ve beyaz olamaz. gibi...
Bu belli durumlarda geçerli olması gereken iddianın sınırlarını anlamadılar ve bu iddiayı kendi yapısallarında başka anlamlar ile yüklediler... Hiçbir şey nötr değildir ve kalmaz zaman içerisinde... Tabii ki Aristoteles ile Thomas Aquin in Aristoteles i okuması arasında fark olacaktır, bundan daha doğal ne olabilir ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder