2008-02-03

Oligarşi ve Populizm

Bu yazının ismini ne koyacağımı bilmiyorum çünkü ne yazacağımı bilmiyorum. Çünkü yine kızgınım. Neden Türkiye bu kadar zor durumda? Seneler önce Istanbul da R. Tayyib Erdoğan seçildiği zaman ben yurtdışındaydım ve oturup ağlamıştım; inanamıştım... Türkiye nin yönetimi tamamen ehil olmayan insanların eline geçmiş oldu ve bunu bu şekilde yönlendirmek için ellerinden geleni yapanlar kazanmış oldu... Sanıldığı gibi saftorik AKP seçmenlerinden bahsetmiyorum, onların çoğu hiçbir şeyden haberleri olmayan, politikanın p sinden anlamayan bizim insanlarımız... Türkiye ye kötülük yaptıklarının farkında bile değiller...
Yine de AKP eğer bu ülkedeki kapitalistler istemeseydi bu kadar ilerleyemezdi. Yani halk hareketi ve demokrasiden bahsedenler, oligarşik ve halkın eğitiminin çok düşük düzeyde olduğu bir ülkede populist bir başkanın sermaye ile kuzu saması olarak başa gelmesini herhalde böyle göstermek istiyorlar ama olay o akadar açık ve basit ki... Her gün kendini çeşitli şekillerde gösteriyor...
Her ne kadar Türk medyasından uzak kalmaya çalışıyorsam da, sağdan soldan bazen birşeyler gözüme çarpıyor...
Mesela Erdoğan ın türban konusunda Ümraniye (Istanbul da AKP nin elinde olan bir semt, Istanbul dışından aşırı göç almış olan semtlerden) de konuşma yaptığı sırada iki cümlesi benim dikkatimi çekti. Bu cümleleri mesela TRT 2 de kesmişlerdi, ama TGRT tabii -herhalde gururlana, gururlana- veriyordu. Erdoğan şirket ve banka sahiplerinden bahsediyordu. Karlarını 10 a, 20 ye katlayan banka ve şirket sahiplerinden... (Bunlardan bir tanesi de kızını Tüsiad ın başına getirmiş olan ve ülkedeki medyanın gereğinden fazlasını elinde tutan Doğan muhtemelen. Ayrıca hiçbir gelişmiş demokrasisi olan Batılı ülkede Tüsiad gibi bir kuruluş politikaya bu kadar çok karışmaz ve abuk, sabuk 'statement'lar yapmak zorunda hissetmez kendini)

'E bizim zamanımızda bu kadar para götürdünüz, herhalde bizim de bir minik recamızı kırmazsınız di mi?' babında birşeyler söyledi Erdoğan... Adam bu kadar açık.
Olayın püf noktası bu... Türk halkı yalnız bırakıldı. Ona en büyük ihaneti edenler ama dincilerden çok, ceplerinden başka hiçbir şey düşünmeyen birkaç sonradan görme. Türk kapitalistlerinin çoğu, hatta hepsi sonradan görmedir çünkü Osmanlı da ticareti ellerinde tutanlarda değildi güç. Zaten kapitalizm Türkiye ye Batı dan çok, çok sonra geldi... Eski kommunist ülkelerde de şimdi zengin çok, ama Fransızlardaki tarihi kavrama benzetilebilecek bir burjuva yok, çünkü yok ettiler... Ben burjuvanın yok edilmesini doğru bulmayanlardanım, ilk önce normal şartlarda (!!!) oluşması lazım... Ama normal şartlara izin verilmiyor ki!!! Normal şartlarda kimse Doğan gibi medyada kartel kuramaz... Türkiye deki bütün gazeteler nerdeyse aynı şeyi yazıyor... AKP yi nasıl destekleyeceklerini bilemiyorlar, Ankara da meydanlarda boğazını yırtan halka karşı...
Avrupa Birliği nde eskiden medyada kartele müdahale söz konusu idi, şimdi ne oldu bilmiyorum ama Amerika nın o kanun konusunda baskısı vardı, onu biliyorum...

6 Şubat 2008, Çarşamba

Maalesef bazı sorunlar hiç değişmiyor, bu konunun üstünde daha fazla durmak gerek diye düşündüm.
Bir yatırımcı kazancını arttırmak için öteki kanuni yatırımından kazandığı parayı başka bir yatırıma sevketmekte özgürdür, fakat medyada aynı şey söz konusu olamaz. Çünkü medya herhangi bir yatırım alanı değildir, bütün herkesi ilgilendiren bir alandır...
Eğer bir ülkede devlet varsa, ki tabii Türkiye de yok, o devlet basında çeşitliliği sağlamak ile yükümlüdür. Bu ne demek ? Her gruptan ayrı, ayrı medyaların olması çeşitlilik demektir, yoksa bir tek kişinin 10 tane gazetesi, dergisi, TV Kanalı olması çeşitlilik olmaz.
Sonra medyada çeşitlilik devlet yolu ile de sağlanabilir, çünkü bazı görüşünü beyan etmesi gereken grupların yeteri kadar sermayeleri olmayabilir... Mesela Agos Gazetesi gibi azınlık gazetelerine yardım edilmesi gerekir... Veya daha küçük çaplı çeşitli grupların bir medya fonundan yararlanması gerekir. Zafer Mutlu, Doğan gibilerine 80 lerden sonra 'hodri meydan' yapılması Türkiye yi içinde bulunduğu medya çıkmazına getirmiştir. 'Medya kuruluşu bir şirkettir, gerisi hikayedir.'
mantığı yeterince bilinçli olmayan bir halkta (en çok okunan haberler genellikle seks ve şiddet üzerine olanlardır, ki bu da terbiye edilmemiş bir libidoya işaret eder.) şirketin giderek büyümesini sağlar, ve hatta şirket sermayesi ve politikacı açgözlülüğü birleşerek kendilerini zaten büyük aptallar grubu olarak gördükleri halktan soyutlayarak tamamen kendi çıkar kavgalarına girmelerine sebebiyet verir... Halk parası olmayan ve işin içinde sadece figüran olan faktördür... Bu da bu 'uyanık', 'bitirim', 'girişimcilerin' pek işine gelir. Halkı haber bürolarının önünde kendilerine karşı bağırırken görmek istemezler...
Uzanlar ın bankasının önünde toplaşan halk nedense Uzanlar ın medyaları önünde hiç toplanmamıştır, halbuki Batı da olsa kimbilir neler olurdu... En başından orta çaplı bir aile şirketinden uluslararası bir dolandırıcı çıkarmak, bu kadar kısa zamanda, e tabii ancak Türk 'kurnazlığı' ve 'girişimci ruhu' ile açıklanabilir herhalde... Keh keh... Yoksa kırılgan (fragile) bir ekonomide 'vurgun' yapmanın her şeyin kesin kurallarla belirlendiği dengeli (stabil) bir ekonomiden daha kolay olduğu gerçeği iile hiç ama hiç alakası yoktur... Birkaç Türk fırlaması aynı parayı İsviçre de, İngiltere de yapsınlar da görelim...Parayı yapsalar bile, bu onlara politik güç getirir mi? Veya bu güç ve para kişisel amaçlara mı, kapitalist amaçlara mı, yoksa ulusalcı amaçlara mı hizmet edecektir...Tabii ki mantıken ilk ikisine hizmet edecektir...
Ürdün e, Dubai ye kaçmak artık moda ve bir itibar sebebi dolandırıcılar arasında...
Ama Türk kapitalisti öyle fırlama ve aynı zamanda iyi kalpli bir kapitalisttir ki, kendi payını yabancılarla paylaşmaktan büyük bir zevk alır... Hatta borsa üzerinden ülkenin az biraz karını yabancı dostlarına ikram etmeyi bir tür kapitalist dayanışması olarak görür. EE böyük dünyada Türkler de olmalıdır canım, içimize kapanacak halimiz yok ya... Keh keh... Türkiye en büyük ekonomilerden olacakmış, keh keh...e artık etrafa, çağa uymak lazım canım...:-)
AKP liberallerinin en büyük problemi veya öteki 'liberal' geçinen ama aslında dengesiz ortamları kullanarak 3.dünya ülkesi zengini olma yarışı vermiş olan ve veren bütün 80 sonrası 'zenginlerin' en büyük politik zaafı kendilerini bir sistemin parçası olarak değil, baş aktör olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Bunda son derece maço ve 'aktivlik' (düşüncesiz aktivlik) üzerine kurulu Orta Asya kültürümüzün bir payı olduğu söylenebilir. Yani onlar kendilerince birşeyleri arkalarında bırakmışlardır ve büyük kahramanlar olarak dünya onları keşfedilmek üzere beklemektedir...
Osmanlı da da aynı zihniyet vardı... Ticari şekilde değil ama güç politikaları üzerinden aynı zihniyet ile battılar... Batı kimlik politikaları üzerine kuruludur, 'kılıcını kuşanan' Anadolulu inanılmaz şekilde saf, doğal ve virildir Avrupalı için. Açıkçası benim için de...Çünkü o inanılmaz etkin kahraman erkek miti saflığı içerisinde yüzyılları atladığınızın farkında değilsiniz... Bu da Anadolu nun dinamizm ismi verilen ama aslında kontrolsüz bir vitalizmden ibaret olan içi kof devamlı öne gitmeye çalışan viril enerjisinin yeterince sağlam temellere oturtulamadığını gösterir... Bu enerji önemlidir ve Türkiye için iyi bir şekilde kullanılması gerekir ama ilk önce herkesin kendini politikanın imperativleri altına sokması gerekir... Politikayı ekonominin imperativi altına sokmaya çalışmak Türkiye gibi bir ülkede gelişme, liberalleşme değil, sömürgecilerin kahyalığını Türkiye de gerçekleştirmektir... Bilirisiniz kendi halkının karşısına yönetici olarak çıkan 'kahya' aslında sahip olduğu güce yabancı kapitalist ile işbirliği yaptığı sürece sahiptir...

Medya sermaye gruplarının halka kendi propagandalarını yapmalarını
sağlayacak bir araç haline gelmişse, ki Türkiye de durum budur, halk yeteri kadar bilgi alamaz, toplum kamplaşır ve gerginlikler başlar.

Hiç yorum yok: