
Bu iri gemileri hiç sevmiyorum. AKP başta olduğundan ve bütün ülkeyi satılık bir gelir kaynağı olarak gördüğünden beri bu haçlı seferleri gemileri de çoğaldı. :-) Tabii ki bu gemilerin bugünkü işlevi haçlı seferleri değil, ama zaten 'mission completed' olduğu için değil...:-)
Kreuzfahrer kelimesinin ingilizcesi 'crusader'. Gemi ile denize açılmak eskiden hiristiyan dünyada bir misyon meselesi idi. Portekizliler mesela en erken dünyanın en uzak yerlerine (tabii Avrupa origin olarak alındığında 'uzak', yoksa herşey göreceli) giden gemileri yaptılar...Aklıma tabii şimdi dün akşamki Portekiz -Türkiye maçı geldi. Türkye 2-0 kaybetti. İyi oldu. Akıl ile değil, yürek ile oynuyorlar... Ayrıca çok iyi oyuncuların olmasına rağmen bütün takım iyi değildi... Her gün politikada, trafikte zihniyet olarak ne yanlış varsa, tabii sahada da vardı... Gereğinden fazla ve önce tezahürat... Enerjiyi boşa harcama... Ön toplara yeterince organize olmadan boşu boşuna koştular... Aynen politikada olduğu gibi, ortada hiç bir şey yokken, boş bir tezahürat ortamı yaratılır ve amaç (futbolda bu tabii gol oluyor) erişilecekmiş gibi yapılır, sadece istemekle... İstemek yetmez. İstemek önemli ama istemek yetmez...
Deleuze 'arzu' strukture eder diyor. 'Arzu' tek başına strukture edemez... Hatta 'arzu' bence 'unstructure' (yani yapısalları bozma) özelliğine sahiptir... 'Arzu' yu yok etmeye çalışmak da manasız olur ama sadece arzu da yetmez...
Penceremin önünden geçen o iri gemilerden biri aklıma bütün bunları getirdi... Zaten bu iri gemiler hakkında yazmak istiyordum... Karaköy de İstanbul Modern in öninde bir tanesi varki, AİDA onun yanında 'Sevimli ve ufak' kalır. İsmi de komikti ama daha sonra eklemek üzere...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder